Adana şehri hakkında bilgiler

Adana şehri hakkında bilgiler

ADANA, Akdeniz Bölgesi’nde il ve aynı ilin merkezi kent. Yüzölçümü 17.253 km2, nüfusu 1.485.743 (1980). Kuzeyde Kayseri, kuzeybatıda Niğde, doğuda Kahramanmaraş-Gaziantep, güneydoğuda Hatay, batıda İçel illeriyle çevrili olan il, güneyde de Akdeniz kıyılarıyla sınırlanır. Adana, nüfus sıralaması bakımından Türkiye’nin 4. büyük ilidir. Yüzey şekilleri. Güneyinde geniş alüvyonlu ovaların yer aldığı Adana’nın kuzey kesimi, Toros sistemine giren dağlar yüzünden oldukça engebeli ve yüksektir, ilin doğusunda Amanos Dağ-ları’nın kuzey uzantıları yer alır. En yüksek doruklar ilin kuzeybatısında, kabaca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Aladağlar üzerindedir. Bu dağların il sınırları içinde kalan bölümünde Demirkazık Tepesi (3.726 m), Kaldı Dağı (3.724 m) ve Karanfil Dağı (3.060 m) gibi 3.000 m’yi aşan doruklar vardır. Batı yamaçları oldukça dik ve sarp olan Aladağlar, genellikle ikinci zamanın jura dönemindeki kalkerlerden oluşmuştur. Kuzeyde, ayrıca Bey Dağı (3.075 m), Dumanlı Dağ (2. 562 m), Bakırdağ (2.171 m) ve Toklu Dağı (2.307 m) gibi dağlar yer alır. Bu dağların güneyinde toprak yapısı alüvyonlu geniş ovalık alanlar uzanır. Alçak düzlüklerden oluşan bu ovalık alan, iki büyük akarsu, Ceyhan ve Seyhan’ın taşıdıkları alüvyonları yığmalarıyla oluşmuştur. Bunlardan Ceyhan’ın ağız kesiminde büyük bir delta vardır Bütünüyle Adana Ovası adı verilen havzanın, güneyde kalan bölümüne Çukurova, kuzeyde kalan bölümüne de Yukarıova ya da A nazarba (Anavarza) Ovası adı verilir. Yukarıova’ nin içinden geçen Ceyhan Irmağı zaman zaman taşarak zararlara yol açar. Toprakları çok verimli olan bu ovalardan Çukurova, batıya doğru il sınırlarını aşarak İçel’e kadar uzanır. Türkiye’nin sayılı tarım alanlarından biri olan Adana Ovası, il topraklarının % 27’sini kaplar. Ovanın verimliliğinde, Seyhan ve Ceyhan ırmaklarından sağlanan sürekli sulama suyunun payı büyüktür. Akdeniz Bölgesi’nin en önemli ırmakları olan Seyhan ve Ceyhan, il topraklan içindedir. Akdeniz iklim bölgesindeki bütün akarsular gibi, bu akarsuların rejimleri de düzensizdir. Kurak yaz aylarında akımları en az, karların eridiği bahardaysa en yüksek düzeye ulaşır. Seyhan Irmağı (560 km), Türkiye’nin Akdeniz’e dökülen en büyük ve en uzun ırmağıdır. Kuzeyde Toros Dağları’ndan, Zamantı Suyu adıyla doğar; güneye doğru akarken, çeşitli suları toplar ve giderek büyür, önemli bir kolu olan Göksu ile birleşerek Seyhan adını alır. Ovada büklümler (menderes) çizerek, batıda İçel ili sınırında, Deli Sumu’nda Akdeniz’e dökülür. Ceyhan ise hem Akdeniz Bölgesi’nin, hem de ^ana ili’nin ikinci büyük ırmağıdır <m). Kahramanmaraş ili sınırları ı ıe Elbistan’ın kuzeyindeki dağlardaı ığar. Bu dağlardan doğan öteki jerelerle {Hurman Suyu, Söğütlü Deresi, Göksu Çayı) birleşerek Kale Köyü nün kuzeyinde Ceyhan adını alır. Doğudaki Engizek Dağı, batıdaki Berit Dağı ve Armut Dağı’ndan çıkan dereler de derin ve dar vadiler içinde güneybatı yönünde akarak Ceyhan’a ulaşır. Daha sonra Misis tepelerinin batısından geçen Ceyhan, geniş büklümler çizerek önce güneye, sonra doğuya yönelir ve Hurma Boğazı’ nda İskenderun Körfezi’ne dökülür. Ceyhan Irmağı’nın akım düzeni oldukça kararsızdır, ilkbaharda aşırı ölçüde su taşıdığından taşkınlara yol açar. Kurak aylardaysa oldukça cılız bir biçimde akar, ilde önemli barajlarımızdan sayılan Seyhan Baraj Gölünden başka, güneyde kıyıya dar ağızlarla denize açılan Akyatan, Akyayan, Kokarat ve Tuzgölü gibi birkaç kıyı gölü yer alır. Yapımı 1956’da tamamlanan baraj gölünün 1.6 milyar m3’lük su hacmi vardır. Bu gölden yararlanarak 160.000 hektara yakın alan sulanmakta, bunun yarısına yakın alan da taşkınlardan korunmaktadır. Ceyhan Irmağı üzerinde 1975’te yapımına başlanan Aslantaş Barajı bitmek üzeredir, işletmeye açıldığında, 1.9 milyar m3’lük su hacmiyle, 120.000 hektarlık bir alan hem sulanabilecek, hem de taşkınlardan korunabilecektir.

Bitki örtüsü ve iklim. Adana çevresinde dağılım gösteren bitki örtüsü, Akdeniz ikliminin özelliklerini taşır. Ancak, yerleşim ve tarım alanlarının yer aldığı alçak düzlüklerde doğal bitki örtüsü insan eliyle büyük ölçüde değişikliğe uğramış, çoğu yerde bütünüyle ortadan kaldırılmıştır. Geçmişte bitki örtüsü, sıcağı seven, kuraklığa dayanıklı kızılçam ve bazı meşe türleri gibi kuru ormanlardan oluşuyordu. Bütün Akdeniz’de geniş yayılışı olan maki topluluğu, sözü edilen ormanların yok edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Ormanların varlığını korudukları yerlerde hemen kıyı gerisinden başlayan ve 800 m’ye kadar çıkan maki toplulukları içinde görülen küçük kızıl-çam orman kalıntıları bu olgunun kanıtıdır. 800 m’den sonra başlayan

ormanlar, daha alçak düzeylerde yayvan yapraklı (çoğunlukla meşe), yükseklerdeyse iğne yapraklı ağaçlardan (karaçam, ardıç, köknar ve sedir) oluşur. Kuru orman özelliğindeki bütün bu ormanlarda ormanaltı örtüsü yok denecek kadar seyrektir. Yaz mevsiminin uzun ve kurak geçmesi, bitki örtüsündeki çeşitliliği ve sıklığı azaltır. Adana İli’nde 717.733 hektarlık (yüzölçümün % 29’u) alan kaplayan ormanların % 56’ sı iğne yapraklı, % 35’i yayvan yapraklı, geriye kalanıysa karışık türdedir. Adana İlinde dağlık kesimler dışında tipik Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Toros Dağları’nın oluşturduğu doğal engel, kuzeyden, iç Anadolu üzerinden gelen soğuk hava akımlarının etkisini azaltır, il daha çok güneyden gelen hava akımlarının etkisi altındadır. Yıllık ortalama sıcaklık 18.7°C’dir. En soğuk ay 9.3°C ortalamayla ocaktır. En sıcak aysa

28.1 °C ortalamayla ağustostur. İlde yaz mevsiminde zaman zaman sıcaklıklar 40°C’nin üstüne çıkar. Düşük sıcaklıkların 0°C’nin altında olduğu gün sayısı yılda 7’yj geçmez. Bugüne kadar ölçülen en yüksek sıcaklık değeri 45.6°C (ölçüldüğü tarih 24.8.1958), en düşük sıcaklıksa -8.4°C’dir (Ölçüldüğü tarih 20.1.1964). Adana’nın yıllık ortalama yağış miktarı 648.8 mm’dir. ilin dağlık kesimlerinde, yükselti nedeniyle iklimin bu özellikleri bazı değişiklikler gösterir. Yazlar, Toroslar’ın yüksek yaylalarında serin, kışlarsa soğuktur. Kışın eteklere bol düşen yağmurlara karşılık, yükseklere yoğun kar düşer. Toroslar’ın denize bakan yamaçları üzerinde eteklerden yükseklere doğru gidildikçe yağış miktarında artma görülür.

Toplumsal yapı ve ekonomi. Adana ili’ne bağlı 13 ilçeyle 739 köy vardır, ilde km2’ye ortalama 86 kişi düşer; bu yoğunluk Türkiye ortalamasının üzerindedir. Toplam nüfusun 842.845’i kentte, 642.8981 bucak ve köylerden oluşan kırsal alanlarda yaşar. Türkiye geneline göre ilde kentleşme oranı (% 57), kırsal kesime oranla (% 43) yüksektir, ilçe merkezleri içinde en fazla gelişme gösterenler Ceyhan, Osmaniye ve Kadirlidir. Her üç ilçenin de nüfusları 35.000’in üzerindedir. Adana, Akdeniz Bölgesi nin en büyük, aynı zamanda tarım ve sanayi etkinlikleri bakımından en gelişmiş ilidir. Seyhan ve Ceyhan ırmaklarının yüzyıllar boyu taşımış olduğu dolgu maddeleriyle oluşan ve zamanla genişleyen ova, Türkiye’nin birim alanda, en yüksek verimin alındığı pamuk ve buğday ekim alanlarından biridir. Adana’da da ekonomi etkinliklerinin temelini tarım oluşturur. Çağdaş, makineleşmiş tarımın yanı sıra, Seyhan Irmağı üzerindeki barajdan yararlanılarak gerçekleştirilen sulamayla, Türkiye’ de en çok pamuk, pirinç, susam, yerfıstığı ve turunçgiller yetiştiren il, Adanadır. ilin ovalık kesiminde (Çukurova, Yukarıova) daha çok pamuk ve sanayi bitkileri, dağlık kesimindeyse
buğday yetiştirilir. Ekime elverişli

580.000 hektarlık tarla tarımı alanının

360.000 hektarı tahıl ürünlerine, 220.000 hektarı da sanayi bitkilerine ayrılmıştır. Tahıllar içinde 300.000 hektarla buğday başta gelir. Buğdayı 200.000 hektarla endüstri bitkilerinden pamuk izler. Bu iki temel ürünün dışında, arpa (20.000 hektar), baklagiller (5.000 hektar), susam (5.000 hektar), yerfıstığı (7.000 hektar) gibi ürünler ekilir. Ayrıca 36.000 hektarlık alan çeşitli sebze ekimine ayrılmıştır. 9.000 hektar bağ ve 12.000 hektar meyvelik vardır. Meyve ağaçları içinde 1.000.000 ağaçla portakal başta gelir.

Adana’da yetiştirilen ürünlerin yıllık üretimleri birim alanda alınan verimin yüksekliği yüzünden oldukça fazladır. 1981 yılı istatistiklerine göre, buğday 876.301 ton, arpa 41.537 ton, pamuk 104.680 ton (bu değer Türkiye pamuk üretiminin 1/3’ünden biraz fazladır), susam 2.662 ton, yerfıstığı 24.225 ton, patates 90.200 ton, baklagiller 3.496 ton, çeşitli sebzeler 679.458 ton, portakal 93.067 ton, üzüm 20.776 ton olarak üretilmiştir.

Tarım etkinliklerinin dışında, çiftçinin bir başka geçim kaynağı olan hayvancılık da oldukça gelişmiştir. Hayvancılık, özellikle dağlık yörelerde yaşayan köylünün önemli geçim kaynağıdır. Toroslar üzerindeki yaylalarda 14.500 hektarlık otlak ve çayırlık alan vardır. Burada beslenen büyük ve küçükbaş hayvan sayısı

1.000.000’u bulur, ilde yılık süt üretimi

100.000 ton kadardır. Cumhuriyetin ilanını izleyen yıllarda gelişmeye başlayan sanayi, özellikle son 20 yılda büyük bir aşama gösterdi. Kaba iplik ve dokuma yapan bazı küçük kuruluşlar eski olmasına karşın, büyük fabrikalar cumhuriyet döneminde işletmeye açıldı. Günümüzde önemli bir sanayi merkezi olan Adana’da bu daldaki çeşitlilik (makine, kimya, lastik vb.) son on yıl içinde gerçekleşti, ileri düzeyde üretime geçildi. Gelişen sanayi kollan arasında besinle tekstilin yanı sıra, içki ve sigara fabrikaları, ildeki öteki sanayi kuruluşlarını oluşturur. Son yıllarda gözlenen bu gelişmeler, kentin genel görünümüne de büyük ölçüde yansımıştır, il, günümüzde hem sanayi hammaddesi üreten bir ticaret, hem de ürettiği hammaddeyi işleyen önemli bir sanayi merkezi durumuna geldi. ilkçağlardan beri önemli bir geçit yeri olan ve Avrupa, Anadolu, Suriye, Ortadoğu’yu birbirine bağlayan yollar ilden geçer. Önemini yıllarca koruyan Gülek Boğazı (Klikya Kapısı) ile ovaya inen yol, Amanos Dağlarındaki tünellerle Suriye’ye geçerek doğuya uzanır. Öteki illerle demiryolu ve karayolu bağlantısı bulunan Adana, Mersin’e 69 km, Hatay’a 194 km, Gaziantep’e 228 km, Niğde’ye 214 km uzaklıktadır. İstanbul-Bağdat Demiryolu, il sınırları içinden geçer. Toprakkale’de ek bir hatla ayrılan demiryolu, Adana’yı İskenderun’a bağlar. Deniz ulaşımı da dışsatım ve dışalım işlemlerinde önemli rol oynar. Adana’nın limanları hem karayolu, hem demiryolu bağlantısının olduğu Mersin ile Kara/aştır. Kara ulaşımının elverişsizliği nedeniyle, doğal bir liman olan Yumurtalık’tan gerektiğince yararlanılamamaktadır. iç ve dış hat uçuşlarının yapıldığı Adana Havaalanı, İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra ülkenin dördüncü büyük havaalanıdır.
Kültürel etkinlikler. Adana da 40 ortaokul, 8 erkek teknik okulu, 1 Yetişkinler Teknik Eğitim Merkezi, 6 meslek okulu (2 öğretmen lisesi, 1 ticaret lisesi, 2 imam hatip okulu, 1 sekreterlik okulu) özel eğitim kurumlarından; Sağırlar Okulu, Yetiştirme Yurdu, Yatılı Bölge Okulu, 6 ana okulu ile Rehberlik Araştırma Merkezi bulunmaktadır. Ayrıca bölgenin en büyük yüksek öğrenim kurumu Çukurova Üniversitesi verdiği eğitim ve sağlık hizmetleriyle yörenin kalkınmasında önemli yere sahiptir, il’de Adana Bölge Müzesi ile buraya bağlı Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi ile Misis Mozaik Müzesi vardır. Ayrıca Merkez ve ilçelerde Milli Eğitim Müdür-lüğü’ne bağlı genel bir gezici kütüphane ile beş çocuk kütüphanesi bulunur. Bunların dışında halkın ve öğrencilerin yararlandıkları okul kütüphanelerinin yanı sıra, Adana Bölge Müzesi, Ticaret ve Sanayi Odası ve Atatürk Gençlik Sarayı’nda bulunan özel kütüphaneler de sayılabilir.

il’de 1956’da Adana Belediyesi tarafından yaptırılan Şehir Tiyatrosu salonu, 15 Ekim 1965’te Devlet Tiyatrosu’na dönüştürüldü ancak sürekliliğini sürdü-remedi ve kapandı. Sonraları Şehir Tiyatrosu, İstanbul ve Ankara’dan gelen tiyatro topluluklarıyla yerel topluluklara perdelerini açmayı sürdürdü.

Tarih. Adana’nın önemi Seyhan Irmağı’ nın kolay geçilen tek yarinde kurulmuş olmasından kaynaklanır. Öte yandan, Adana’nın adı ve kuruluşu bir söylenceye bağlanır: Gök Tanrısı Uranüs’ün iki oğlu Adanus ile Sarus, Tarsus halkıyla savaşarak kenti kurmuşlar, Adanus’un adı kente (Adana), Sarus’un adı da ırmağa (Seyhan, eski adı Sarus) verilmiş. Hitit tabletlerinde, Adana ve çevresine Kizzuwatna Krallığı’nın egemen olduğundan ve İÖ 1650’de Hitit ve Kizzuwatna kralları arasında bir antlaşma yapıldığından söz edilmektedir. İÖ 16. yy’da Hitit Federasyonu’na giren bölge, Hitit Devleti’nin yıkılmasından sonra Que adıyla anılan Çukurova Krallığı’na bağlandı. Karatepe yöresinde bulunan ve aynı adı taşıyan kent, Oue’nin en önemli kraüarından Azltawadda döneminden kalmadır. İÖ 9. yy’ın sonlarına doğru Asur, İÖ 6. yy’da Pers egemenliğine giren kent, Asya Seferi sırasında (İÖ 333) Büyük İskender’in eline geçti. İskender’in ölümü üzerine Seleukoslara bağlandı. Seleukoslar ile Mısırdaki Pto-lemaioslar arasında çekişme alanı olan kenti, Pompeius, Roma imparatorluğu topraklarına kattı. Roma ve özellikle Bizans imparatorluğu zamanında gelişerek önemli bir ticaret merkezi oldu. Adana’ya karşı ilk Müslüman akınları Halife Ömer döneminde (634-644) başlamasına karşın, bölgenin fethi Halife Abdülmelik zamanında, 704’te gerçekleştirildi. Halife Harun ür-Reşit, Avasım adıyla Bizans sınırında yeni bir eyalet kurarak sınır boylarındaki kaleleri güçlendirip yeni birlikler yerleştirdi. 9. yy’ın ilk yarısında Adana, Çukurova’nın önemli bilim ve kültür merkezlerinden biriydi. Bu yüzyılın ortalarında, Yazman adındaki bir Türk komutanının Çukurova’da yarı bağımsız hüküm sürmesinden sonra bölge, Mısır’daki Tolonoğullarının yönetimine geçti, iç karışıklıklar sonucunda Abbasilerin zayıf düşmesinden yararlanan BizanslIlar, 10. yy’ın başlarında kenti yeniden aldı. Malazgirt zaferini
izleyen yıllarda, Selçuklularca alındıysa da (1083) bu uzun sürmedi. Haçlı orduları 1097’de Adana’yı işgal etti. Türklerin Anadolu’yu alması üzerine, özellikle Doğu Anadolu’da bulunan Ermeniler, Çukurova’ya çekilerek burada Kilikya Ermeni Krallığı’nı kurdular.

13. yy’ın başlarında kısa bir süre Anadolu Selçuklu Devleti’nin etki alanına giren kent, Bizans imparatorluğu ile Kilikya Ermeni Krallığı arasında el değiştirdi. Moğol istilası sırasında Adana’ nın durumunda önemli bir değişiklik olmadı. Çukurovadaki Ermeni egemenliğine, Mısır Memlûklu Devleti’nce son verildi. Memlûk yönetiminin., başlangıcında Çukurova’ya çok sayıda Türkmen, oymağının yerleştirilmesiyle bölgenin

Türkleşmesi sağlandı. Oğuzların Üçok kolundan Yüreğir Türkmenleri Beyi Ramazan Bey, başlangıçta Memlûklara bağlı olarak başkent Adana olmak üzere Ramazanoğulları Beyliği’ni kurdu (1352). Daha sonra bağımsızlığını kazanan beylik, OsmanlIlarla Memlûklar arasında tampon devlet durumundaydı. Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında (1517) Ramazanoğulları Beyliği ortadan kaldırılarak Adana, Osmanlı İmparatorluğuna bağlandı. Ancak, eyaletin yönetimi 1608’e kadar Ramazan-oğulları beylerinin elinde kaldı. Eyaletin merkezi Adana idi. 1672’de hacca giderken Adana’ya uğrayan Evliya Çelebi, kent hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın ayaklanması sonucu işgal edilen Adana, Mısır Ordusu’nun karargâhı oldu; ancak daha sonra Londra Antlaşması ile Adana, Osmanlı imparatorluğuna geri verildi. Bu sıralarda pamuk tarımının gelişmesi, demiryoluyla Mersin’e bağlanması, kentin ekonomisini canlandırdı. 13 Nisan 1909’da Er-menilerin çıkardığı ayaklanma bastırıldı. Birinci Dünya Savaşında Toros ve Gâvurdağı tünellerinin açılmasıyla Adana bir yandan İstanbul’a öte yandan Suriye’ye bağlandı. Savaş sonunda 24 Aralık 1918’de Fransız güçleri, Ermenilerle birlikte Adana’yı işgal etti. 20 Ekim 1921 ‘de imzalanan Ankara Antlaşması’ na göre 5 0cak,1922’ye kadar Fransız-lar. Çukurova’dan ayrılacaklardı. Antlaşmanın imzalanmasından sonra geri çekilmeye başlayan işgal güçleri,

5 Ocak 1922’de tümüyle bölgeden ayrıldı. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Adana, il merkezi oldu.

Güzel Sanatlar. Adana kent merkezinde Türklerden önceki dönemde yapılmış ve günümüze ulaşmış iki önemli yapı vardır. Bunlardan Adana Kalesi, ilkçağda yapıldı. Yapılış dönemi kesin olarak bilinmemekle birlikte Hitit, Pers, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir üs olduğu kesindir. Abbasi döneminde Arap akınları Anadolu’ya yönelince Halife Mehdi ile oğlu Harun ür-Reşit, yıkıma uğramış olan bu kaleyi yeniden yaptırdılar. Ramazan-oğulları ve OsmanlIlar döneminde de önemini koruyan kaleyi, Osmanlı Devletine karşı ayaklanan Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa 1836’da yıktırdı. Bu yıkımdan sonra günümüze bir kuleyle sur yıkıntılarından bazı bölümler ulaştı. Yontma taştan yapılmış 300 m uzunluğundaki bu surlar, savunma hendekleriyle çevriliydi, Öteki önemli yapı da Roma döneminden kalma Taşköprü’ dür. Seyhan Irmağı üzerinde yer alan bu köprü, 4. yy’ın sonlarında yapıldı. Bizans döneminde 6. yy’da onarıldı ve uzun yıllar bu onarımla ayakta kaldı. Daha sonra Adana Kalesi’ni yeniden yaptıran Abbasi Halifesi Harun ür-Reşit ve Memun, köprüyü de önemini dikkate alarak onarttılar.. Osmanlı padişahları
III. Ahmet, Abdülmecit ve II. Abdülhamit dönemlerinde de çeşitli onarımlar geçiren köprü, son olarak 1949’da onarıldı. 319 m uzunluğunda olan köprünün en yüksek yeri 13 m’dir. 21 yuvarlak kemerinden 14’ü günümüze sağlam ulaşmıştır.

Adana’nın günümüze gelebilen Türk dönemine ait en eski tarihli yapısı, Ulu Cami Mahallesindeki Ağca Mescid’tir. Ramazanoğullarından Ahmet Sahabettin Bey dönemine rastlayan 812 H. 1409 M. yılında yapılmış ve 1284 H./ 1867 M. yılında da önemli bir onarım görmüştür. Kare planlı olan yapının üstü yüksek kasnaklı bir kubbeyle örtülüdür. Adana kent merkezindeki anıtların en önemlisi hiç kuşkusuz Ulu Cami ve külllyesidlr.

Çevresindeki yapılarla birlikte büyük bir topluluk oluşturan Ulu Cami,Ramazan-oğulları dönemine aittir. Yapımına 913

H./1507 M. yılında Ramazanoğulların-dan Halil Bey zamanında başlanmış ve araya giren savaşlar nedeniyle ancak Piri Mehmet Paşa zamanında 1541’de tamamlanabilmiştir.

Caminin genel konum planı, kareye çok yakın bir dikdörtgendir. Yapının doğu ve batı yönlerinde iki giriş kapısı vardır. Sıcak iklim koşulları nedeniyle caminin asıl İbadet mekânına bağlı avlusunun bir bölümü ahşap örtüyle kapatılarak büyükçe bir son cemaat yeri elde edilmiştir. Enine dikdörtgen planlı asıl ibadet mekânı, mihrap duvarına paralel dört sütunla iki nef’e ayrılmış ve sütunlar sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Caminin bir başka önemli özelliği de İç süslemesinde kullanılan Osmanlı dönemine ait nitelikli İznik ve Kütahya çinileridir. Küiliyeye bağlı öteki yapılardan 1541’de tamamlanan türbede Ra-mazanoğullarından Halil Bey, Mehmet Bey ve Mustafa Beyin sandukaları bulunmaktadır. Tek kubbeyle örtülen yapının içi ve sandukalar İznik ve Kütahya çinileriyle kaplıdır. Ulu Camiye alt bir başka önemli yapı da medrese sidir. 1540’ta tamamlanan medrese bir avlu çevresinde sıralanmış 18 hücre ve bir derslikten oluşmuştur.
Adana kent merkezindeki öteki dinsel yapılardan medrese bölümü günümüze ulaşamayan 1548 tarihli Kemera/fı Camisi, Savcıoğlu Hacı Mustafa’nın yaptırdığı kare planlı asıl İbadet mekânı tek kubbeyle örtülmüş sınırlı bir yapıdır. Yağ Camisi ya da Eski Cami olarak tanınan yapıysa kiliseden camiye dönüştürülmüş ve zaman İçinde önemli değişikliğe uğramıştır. Ayrıca yapıya 1557’de aynı adla anılan İki katlı bir de medrese eklenmiştir. Kesin tarihi bilinmemekle birlikte 1558’de Abdullahoğlu Haşan Kethüda’nın yaptırdığı öne sürülen Haşan Kethüda Camisi, iki katlı bir yapı olan 1541 tarihli Cuma Fakih Mescidi ve Medresesi, kare bir mekan ve tek

kubbeden oluşmuş 1746-1748 tarihli Yeşil Mescit, Alemdar Hacı Mustafa Haşan adlı bir hayırseverin yaptırdığı 1748 tarihli Alemdar Mescidi küçük tek kubbeli mescitlerin tipik bir örneği olan ve 1844’te hanikah olarak yaptırılan Şeyh Zülfa Mescidi, yazıtı bulunmayan ancak vakfiyesi 1682’de düzenlenen Mestanzade Camisi ve Hamamı, günümüzde Yeni Cami olarak da tanınan 1724 tarihli ve on kubbeyle örtülü Abdürezzak Antakî Camisi, kare planlı ve tek kubbeli bir mescit olup özgün durumunu yakın zamanlarda yitiren 1704 tarihli Ali Dede Mescidi ile 17. yy’da yapıldığı kabul edilen Hasır Pazarı Mescidi kentin bellibaşlı dinsel yapılarıdır.

Adana’da dinsel yapılardan başka ilk yapılışı Roma dönemine değin inen, 17. yy’da eski temelleri üzerine yeniden yapılan Irmak Hamamı ya da Yalı Hamamı, Ramazanoğullarından Halil Beyin oğlu Piri Mehmet Paşa’nın yaptırdığı 1529 tarihli Çarşı Hamamı, 1703 tarihli Mestanzade Hamamı, Mu-sahaloğlu Mustafa Bey’in yaptırdığı 1720 tarihli Yeni Hamam, yalnız kapısı özgün olarak günümüze gelebilen, Piri Mehmet Paşa’nın yaptırdığı 1530 tarihli Gön Hanı, ilk şeklini Ramazanoğulları döneminde alan ve 1850’de Haşan Paşa nın tümüyle yenilettirdiği Adana Bedesteni (Arasta) ve Abidin Paşa’nın yaptırdığı 1882 tarihli Saat Kulesi kentin dikkati çeken öteki tarihsel anıtlarıdır. Cumhuriyet döneminde 1935’te heykeltıraş Hadi Bara’nın yaptığı Atatürk Anıtı da en önemli anıtlardan biridir.

Folklor. Çukurova Bölgesi’nin en hareketli merkezlerinden biri olan Adana, folklor araştırmaları açısından, komşu illeri Kahramanmaraş, Gaziantep, İçel ve Kayseri ile benzer kaynaklardan çıkan kültür etkinliklerinin yayıldığı, geniş bir alanı kaplar, il sınırları içinde Kozan, Pozantı, Düziçi, Feke gibi başlıca araştırma merkezleri, özellikle müzik ve oyun folkloru bakımından bölgenin zengin yöreleridir.

Çukurova Bölgesi’nin belirli müziği, genellikle aşıklama tarzının en güzel örnekleri olan bozlak, kayabaşı, hıra, varsağı, cengârî (cen-i harbî), yiğitleme, koçaklama, güzelleme, ağıtlama gibi adlarla çeşitlilik gösterir. Bu ağızların, bölgeler arası yayılmasında, her yerde olduğu gibi yerli âşıkların (saz ozanlarının) önemli payları vardır.

Karacaoğlan ve Dadaloğlu gibi Anadolu’ nun her yanında tanınan, sevilen ve eserleri dilden dile yayılan halk ozanları Çukurova’dan yetişmişlerdir. Ayrıca bu yörede yetiştikleri bilinen özlü âşıklardan bazıları şunlardır: Gâvurdağlı Âşık Hacı (19. yy), Deli Boran (19. yy), Cingözoğlu Seyid Osman (20. yy), Kozanlı Arık Ozan (20. yy), Gündeşlioğlu (?), Kozanlı Hakkı, Kaplan Sefilî, Ceyhanlı Ferahı, Sadık Çavuş, ismet Dokuzluoğlu Gülekli Ayşe Bacı ve Hasibe Teyze (Ramazanoğlu). Bölgenin başlıca çalgıları zurna, sipsi, çifte zurna-davul, dilli düdük, dilli ve dilsiz kaval ve bağlama çeşitleridir. Bölgenin en yaygın oyunları halay tarzı oyunlardır.

Advertisement

Etiketler: ,

Yorum yazın