Afganistan hakkında bilgiler

AFGANİSTAN
üstünde çatışıp birbirlerinin yerini alarak, ayrı ayrı izlerini bıraktılar. Ülkeye 1947 yılında, Rusya ve – İran’ın hak savlarına karşı Hindistan’daki topraklarını korumak isteyen İngiltere bağımsızlık tanıdı. 1973 yılında (16-17 temmuz), Muhammed Zahir Şah’a karşı bir askeri darbe yapıldı ve kralın yeğeni Serdar Muhammed Davut, Afganistan’da cumhuriyeti ilan etti.

BİR KURAKLIK COĞRAFYASI
Afganistan, yüksek İran yaylasıyla Hindukuş sıradağları uzantılarının nerdeyse bütünüyle kapladığı bir kara ülkesidir. Pamir ve Himalaya ile sürüp giden ve birçok yerde 7000 metreyi aşan bu sıradağ, ülkeyi enlemesine ikiye bölerek kuzey ile güney arasında ulaşımı son derece güçleştirir. Ülkenin geri kalan bölümünde yer alan yüksek yayla, güneyde Belucistan dağlarıyla denizden ayrılır (bu yüzden ülke deniz etkin liginden yararlanamaz). Son derece kurak bir kara iklimiy le (büyük sıcaklık farkları; çok az yağış) nitelenen geniş bir iç çanak oluşturur. Ülkenin büyük bölümünde, bozkır ve çöller birbirini izler; güney kesimi ise dünyanın en sıcak (Sistan çölü) ve en kurak bölgelerinden biridir.

• Hindukuş dağlarından pek-çok ırmak doğar; ama yalnız ca Kabil ırmağı, İndus’a karışarak denize ulaşabilir. Öte ki bütün akarsular çölde yitip gider, büyük kapalı göller ya da acısu bataklıkları oluşturur; çoğunlukla, bu göl ve ba taklıkları, kızgın kumlar emer ya da güneş buharlaştırır. Ülkenin başlıca ırmağı Hilmend, bir çanağa dökülür ve kuraklık döneminde, ardında geniş bir tuz birikintisi bırakarak buharlaşır.

• Sıradağlar arasındaki ya da yüksek yaylanın ortasındaki uzun vadiler, yerleşik bir halkın oturmasına daha elve rişlidir; çünkü, böylesine kurak bir ülkede değerli ve ender bir madde olan suya oralarda raslamr. Irmaklar boyunca uzun kanallar açılmış ve tarıma elverişli bölgelerin yüzölçümünü artırmak için önemli barajlar kurulmuştur.
• Irmaklar boyunca gelişen sık ormanların, çölde fışkıran kaynakların çevresindeki zengin vahaların ve sulak tarlalardan alınan bol ürünlerin de gösterdiği gibi, suyun bulunduğu her yerde toprak son derece verimlidir. Ama sulama yeterince geliştirilemediği için, oldukça sınırlı bölgelerde tarım yapılabilir. Sözkonusu bölgelerde, yılda iki kez tahıl ürünü alınır; ayrıca sebze, şeker kamışı, pamuk ve meyve yetiştirilir.

NÜFUS

• Yerleşik köylüler birbiriy-le bağlantısız ve çoğunlukla tahkim edilmiş köylerde yaşarlar. Başkent Kabil, adını taşıyan ırmağın vadisi ortasında 1800 m yükseltide kurulmuştur. Büyük bozkır ovaları Kuşilerin yani «yola çıkanlar» adı verilen göçebe çobanların alanıdır. ‘Ülkenin kuzeyinde Özbek, Türkmen ve Tacikler, güneyinde ise özellikle, Afgan nüfusunun yüzde 50’sinden çoğunu oluşturan Peştular yaşar.
« Bu göçebe çobanlar büyük koyun, keçi, deve sürüleri (dağlarda da at) yetiştirirler. Yeni otlaklar bulmak için sürekli yer değiştirir, siyah yün den, önü açık çadırlarda yaşarlar. Kış mevsiminde ırmak lar boyunca, kaynaklar yakı nmda konaklarlar; ilkbahar yaklaşır yaklaşmaz biraraya

toplanıp uzun kervanlar oluş turarak, kervansaraylara uğ raya uğraya ülkenin en yüksek bölgelerine ulaşırlar. Etten (koyun, av hayvanlan) çok sebzeyle (meyve ve sebzeler, çay, kahve) beslenir, özellikle yoğurt ve hamur işleri tüketirler.

• Giyimleri günümüzde bile, Perslerin eski giyimlerini anımsatır: Paçadan bağlı şalvarlar; dizlere kadar inen ve beline bir kemer takılan gömlekler. Kısa süre önceye kadar kadınlar, yüzü peçeyle kapalı çarşaflar giyerlerken yakın, tarihte yapılan bir reformla giyimleri biraz serbest-leşmiştir. Erkekler aşırı tozdan korunmak, aynı zamanda da daha sert bir görünüş kazanmak için, gözkapaklarını mavi bir boyayla boyarlar.
Yüzölçümü:

647 500 km2 NÜfUSU:

Yaklş. 18 000 000 Dilleri

Peştu dili (afganca) ve farsça Siyasal rejimi; Cumhuriyet Para birimi:

Afgani

• Göçebeler Kâbil, Kande-har, Herat gibi kentlerde, yalnızca mallarını (et, süt, post) satmak ve başka yiyeceklerle değiştirmek için duraklarlar. Kentlerdeki evler güneşte pişirilmiş kerpiçten (samanla karışık toprak) yapılmıştır, damlan düzdür. İçleri özellikle halıyla döşenmiştir; mobilyaya çok ender raslanır; karyola kullanılmayıp, yer döşeklerinde yatılır. Evlerin bütün odaları, «divan» adı verilen ve aile reisinin konuklarını ağırladığı bir salona açılır.
• Afganistan’da hiç nüfus sayımı yapılmamıştır, ama ülkede 18 milyon kadar insan yaşadığı sanılmaktadır. Ulusal din İslâmdır. AfganlIların yüzde 90’ı Sünni, geri kalanları Şii’dir. 1747’de Ahmed Dura-ni’nin yönetimi altında bağımsızlığına kavuşan ülkenin adı, 1973’te Zahir Şah’m bir ayaklanmayla devrilmesinden bu yana Afganistan Halk Cumhu-riyeti’dir.

1978’de Muhammad Tara-ki, bir askeri darbeyle iktidarı ele aldı. Ardından başa geçen Hafızullah Amin de, Aralık 1979’da Babrak Karmal tarafından devrildi.

Advertisement

Yorum yazın