Afrika coğrafyası

Yüzey şekilleri. Anakaranın en büyük özelliği, kıyılarının fazla girintili çıkıntılı olmamasıdır. Uzun kıyı şeritlerinde, körfezlere. yarımadalara ve takımadalara pek rastlanmaz. Toplam kıyı uzunluğu

30.500 km’dir. 37° 27° kuzey ve 34° 51° güney enlemleri arasında yer alan anakarayı ekvator, hemen hemen ortasından ikiye böler. Kuzeyde. Tunus’ta Blanc Burnundan güneyde Agulhas Burnuna kadar olan uzunluğu 8.045 km. en geniş yeri 7.400 km’dir. Sına Yarımadası ve Süveyş Kanalı ile Asya’ya bağlanır. Kuzeyde Akdeniz, doğu ve güneydoğuda Hint Okyanusu, batı ve güneybatıda Atlas Okyanusu ile çevrilidir, Anakaranın büyük bir bölümü tropikal kuşak içindedir. Yüzey şekilleri Güney Amerika ve Avustralya gibi güney yarımküre anakaralarınkine benzer, Afrika’da büyük dağ sistemleri bulunmadığı için; uygarlıklar, hayvan ve bitki yaşamıyla iklim bakımından aşırı
ayrılıklar doğmamıştır.

Jeoloji. Güney ve Kuzeyde yer alan genç dağlar dışında, Afrika’nın büyük bir bölümünü tek bir jeolojik yapı, yaşlı Afrika Kalkanı oluşturur. Anakara, mezozoik zaman sonunda birbirlerinden ayrılmaya başlayan, Güney Amerika, Hindistan, Avustralya, Antartika ve güneydeki büyük kara Gondvvana ile birlikte paleozoik zamanda oluştu. Jura döneminde başlayan kırılmalar, tortullaşmalar. aşınma ve sertleşmeler, 4 milyar yıllık bir zaman içerisinde Afrika nin jeoloji yapısını belirledi. Jeologlar, Afrika nin, çok eski zamanlardaki Pangaea süperkıtasının merkezi olduğunu kabul

etmektedir, Afrika nin büyük bir bölümü kuzeyde ve batıda alçak, güneyde ve doğudaysa yüksek bir dizi havzanın yer aldığı prekambriyum döneminde başkalaşım kayaları ve tortul kayalardan oluşmuş bir yaylayla kaplıdır. Yaylanın dik yüzü kıyıya kapalıdır, böylece kıyı şeridi dar bir bölge biçiminde devam eder Bu dik yüz, çeşitli çağlayanlar, alçak ırmak yataklarıyla kesilir ve anakaranın iç kesimlerine ulaşım ancak bu su yollarının kullanımıyla gerçekleşir. Güneydeki ovaların ortalama yüksekliği kuzeydekilerden fazla olduğundan. Sahradaki gibi.
tabanları deniz düzeyinin altında kalan ova ve düzlükler göze çarpar. Bunların en önemlilerinden biri, Katardaki deniz düzeyinden 155 m aşağıda olan Assai Gölüdür. Kuramsal olarak Arap Yarımadası nın da, Afrika Yaylası ndan ayrılmış bir parçası olduğu kabul edilir. Bu yaylanın birçok yerinde bulunan tarih öncesi fosilleri, bilinen en eski yaşam biçimidir. Fosillerin bulunduğu dağlık bölgelerin jeolojik yaşlarının, 2500/3200 milyar yıl olduğu belirlenmiştir. Kuzeybatıdaki Atlas Dağları, Avrupa Alp Dağ Sistemi nin bir uzantısıdır. Doğu Afrika’yı

anakaranın öteki bölümünden, Great Rift Kırığı ayırır. Genelde Afrika kırık sistemi, üst tabakayla yerkabuğunun birlikte hareket ettiği, dünya fay sisteminin bir bölümüdür. Doğu Afrika Düzlüğü, anakaranın kalan bölümüne göre daha kuzeydoğuya doğru ilerlemektedir. Bu hareket, anakaraların yer değiştirme sürecine bağlıdır. Genelde Afrika, jeolojik açıdan, uzun süreli aşınmaların sonunda düzleşen ve yaşlı dağlardan oluşmuş bir yayladır.

Dağlar. Önemli dağlık bölgeler, Güney Afrika’da Draken Dağları, Doğu Afrika Yaylası, kuzeydoğuda Etiyopya Dağları, güneyde Kap Sıradağları ve kuzeybatıda Atlas Dağlarıdır. Afrika’nın en yüksek

noktası, kuzeydoğuda, Kili mancaroDağı nda 5.899 m yüksekliğindeki Kibo Tepesi dir. Atlas Dağları (en yüksek noktası 4.300 m), Yüksek Atlaslar, Tel Atlasları ve Sahra Atlasları olmak üzere üçe ayrılır.

Çöller. Kuzeyde Büyük Sahra, güneyde Namibya ve Kalahari önemli çöllerdir. Afrika’nın yaklaşık % 40’ı çöllerle kaplıdır. Büyük Sahra 9.1 milyon km2’lik yüzölçümüyle dünyanın en büyük çölüdür. Dünyanın en az yağış alan ve en sıcak bölgelerinden biri olan Batı Sahra nin büyük bir bölümü, Moritanya, Cezayir, Nijer, Libya ve Mısır’ın birer bölümünü içine alır. Ortalama yüksekliği 200-350 m arasında, en yüksek noktası 3.350 m’dir. Güney Afrika da, Namibya ve Botswana da 1.000 m yükseklikte Kalahari ve Namib çölleri yer alır. Güney kesimi dışında tam bir çöl olmayan Kalahari kızıl topraklarla kaplıdır ve üzerinde kurumuş göl yatakları bulunur.
Yayla ve havzalar. Anakarada yükseklik oluşumları bakımından birçok yerde benzerlik görülür. Doğuda Doğu Afrika Yaylası, güneyde Güney Ekvator Dağları ve Kalahari Havzası, kuzeyde Ada-mawa Dağları, yükseklikleri 3.000 m’ye yaklaşan yaylalarla çevrilidir. Sahra’nın güneyinde Cuf Havzası ile volkanik kökenli Çad ve Sudan havzaları ise Zaire Havzası nın kuzeyindedir. Sudan Havzası, batıda Ennedi ve Darfur yaylalarıyla birleşir. Yüksek bir yayla olan Madagaskar Adasında, anakaranın özellikleri (bitki örtüsü, doğal hayvanlar, iklim vb.) görülür.

Irmaklar ve göller. Afrika coğrafyasında akarsuların önemi büyüktür. Bunların bir bölümü, yüksek yerlerden kaynaklanan sular olup anakaranın yüksek iç kesimlerinden dik eğimli kıyı şeridine inerken çeşitli çağlayanlar oluşturur. iç kesimlerden topladıkları suları denize kadar getiren akarsular, çok uzun mesafeleri aşar. Doğu Afrika Yaylası’ ndan doğan ve Akdeniz’e dökülen Nil, Atlas Okyanusuna dökülen Kongo ve Nijer ırmakları, Hint Okyanusuna dökülen Zambezi Irmağı gibi birçok ırmak, genellikle sık bir bitki örtüsü görülen iki kıyı arasında akarak dik çağlayanlar ve sert akıntılarla denize ulaşır. Bu nedenle de, karaiçi suyolu taşımacılığı oldukça sınırlıdır. Irmakların su yükseklikleri, iklim bölgelerindeki yağış oranlarının değişkenliğine göre farklılık gösterir. Ancak Nil gibi birkaç iklim kuşağından geçen ırmaklarda çok değişik yükseklikler görülür. Bu yükseklik farklılıkları, hidroelektrik sağlanması için en uygun ortamdır. Afrika’nın en uzun ırmağı, Nil’i (6.695 km) Zaire (4.370 km) ve Zambezi (2.735 km) ırmakları izler. Nil ve Kongo ırmakları tarım alanlarının sulanmasında Afrika’nın en önemli kaynaklarıdır. Kuzeydoğu ve tüm Orta Afrika’da bu iki ırmağın suladığı milyonlarca hektarlık tarım alanları vardır. Afrika’nın en büyük, dünyanın dördüncü büyük gölü,Victoriya Gölüdür (68.000 km2), Öteki büyük ve önemli göller genelde Doğu Afrika Çukuru nda toplanmıştır. Kuzeye doğru sırasıyla Nyasa, Tanganıka, Edward ve Albert, batıda Natron ve Eyasi gölleri yer alır. Tanganika Gölü nün en derin noktası 1.440 m’dir (Bu, Baykal Gölü nden sonra dünyanın ikinci büyük göl derinliğidir). Orta Afrika’da bulunan Çad Gölü, 1973-74 yıllarında suyunu büyük oranda yitirmiş, hemen hemen kurumaya yüz tutmuştur. Öteki önemli göller Kalahari Bölgesindeki tuzlu Ngami ve Makarikari gölleri, Tunus’ta ŞaddüTCerit, Gana’da Volta Gölü, Etiyopya’da Tana Gölü, Zaire’de Maindombe (Leopold) Gölü ve Zimbabwe-Zambiya sınırındaki Karıba Gölüdür. Mısırdaki 500 km2 büyüklüğündeki Nasır Gölü ve Mozambikteki C. Bassa Gölü, Kariba Gölü ile birlikte önemli yapay göllerdir. Bu göllerden sulama ve elektrik üretiminde yararlanılır.

iklim. Büyük bölümü tropikal kuşak içerisinde yer alan ve dünyanın en sıcak

anakarası olan Afrika’da, yalnız kuzey ve güney kıyılarında Akdeniz iklimi görülür. Anakara, genelde altı iklim bölgesine ayrılır: Ekvator çevresinde ve Güneydoğu Madagaskar’ın rüzgâra açık yamaçlarında, sıcak ve bol yağışlı bir iklim görülür. Yağmur ormanları kuşağının kuzey ve güneyinde tropik savan iklimi egemendir. Buralarda sıcaklık yıl boyunca yüksektir. Kıyı kesimleri yüksek olduğundan, okyanus akıntıları, iklimi pek etkilemez. Doğu Afrika nın dağlık kesimleri daha fazla yağış alıı. Ekvatordaki yüksek basınç alanı nedeniyle, yoğun yağmurlar ekvator kuşağı çevre-sindedir (yılda ortalama 2.500 mm). Ekvator kuşağının hemen iki yanındaki tropik savan bölgelerinde yağışlar sıcak aylarda ve ekvatordan uzaklaştıkça azalmaya başlar Önceleri 2.550-1.200 mm yağış alan bölgelerde, ekvatordan uzaklaşıldıkça, bu değer 600 mm’ye kadar düşer. Savan kuşağında yılda üç yağış görülür’ve yağış miktarı 300 mm’ ye kadar düşer. Bunun altında yağış alan yöreler çölleri oluşturur. Afrika’da yağışlar düzenli değildir. Birden büyük kuraklıklar ortaya çıktığı gibi çok şiddetli ancak kısa süreli yağışlar da görülebilir. Bu tür değişkenlikler, özellikle tarım alanlarında büyük zarara yol açar Yüksek ısı, toprağa düşen yağmuru hızla buhara çevirir. (Büyük Sahrada 600 mm yağışa karşın 2.000 mm buharlaşma saptanmıştır). Tarım açısından bu buharlaşma dönemleri önemlidir. Son derece sıcak ortama karşın yükseklik arttıkça ısı azalır Örneğin, Kilimancaro’nun doruklarında ve Kenya Dağı nda sürekli kar ve buz takkeleri vardır. Akdeniz kıyılarında ve Güney Kap Bölgesi’nde, kışları yağmurlu, yazları kurak ve sıcak geçen Akdeniz iklimi görülür. Genelde Afrika, dünyanın en sıcak ve değişken iklimli anakarası olduğuiiçin.ekonominin gelişmesi olumsuz yönde etkilenmiştir.

Bitki örtü»ü. Tarihöncesinden bugüne kadar süren volkan etkinlikleri ve iklim değişiklikleri, Afrika’da bitki ve hayvan türlerinin çeşitliliğim artırmıştır. Anakarada değişik üç bitki kuşağı vardır. Büyük Sahranın kuzeyinde yer alan kesim, iç kesimlerdeki tropik bölgeler kuzey ve güneydeki Akdeniz iklimi bölgeleri. En zengin bitki türleri bu uç bölgelerde görülür. Yaklaşık 6000 çeşit bitkinin % 67’si bu kesimlerde yer alır Sardunya ve nergis çiçeklerinin anayurdu,Güney Afrıkadakı Agulhas Burnudur. Özellikle, Zaire ve Kongo’da, tropikal yağmur ormanlarında yapraklarını dökmeyen ağaç türleri yer alır. Bunlar, 100 m’nin üzerinde yükseklikleri otan dev ağaçlar, 50 m’ye kadar yükselen orta ağaçlar ve ormanaltı bitki örtüsü olarak üç türe ayrılır. Tik, limba ve maun, kerestecilikte kullanılan önemli ağaç türleridir. Landolphia ağacından kauçuk, hurma ağacından hurma yağı elde edilir. Ormanaltı bitkileri genelde, eğreltiotları, orkide ve bazı sarmaşık türlerinden oluşur. Tropikal yağmur ormanlarının kuzeyinde kurak dönemlerde yapraklarını döken muson ormanları vardır. Bu kesimlerde miyonbo adı verilen daha seyrek ormanlar ve funda tipi bitkilerden oluşan bir ormanaltı bitki örtüsü görülür. Yağmur ormanlarından daha da uzaklaşıldıkça sıcağa dayanıklı derin köklü akasya, hurma ve ekmekağaçları ortaya çıkar. Ağaçların çoğu hayvanların yiyemeyeceği cinsten dikenli, alt bitki örtüsüyse çiçekli otlaklardır. Sık sık yanan bu savanlarda, otlaklar hızla yeniden büyüyerek hayvanların önemli besin kaynaklarını oluşturur. Savanlardan sonra bozkırlar ortaya çıkmaya başlar. Buralarda Ilgın ağacı vb. ağaçlar seyrekleşerek yerlerini dikenli çalılıklara bırakır. Çöllerde bitki örtüsü çok yoksuldur. Kök
leri çok az yağan yağmuru toplayıp depolayabilecek biçimde geniş olan ve toprak yüzeyine yakın kaktüs türü bitkilere rastlanır. Bir başka ilginç tür de öda-ğacıdır. Bu bitkinin çok derinlere uzanan kökleri yeraltı sularına kadar ulaşabilir. Çeşitli sütleğengiller, etli yapraklı kaktüs türleri, zakkum ve hinthurması ağaçları görülebilir. Kuzeyde Akdeniz ve batıda Atlas Okyanusu kıyılarında buğday, arpa, mısır, pirinç, tütün, muz, üzüm, limon, zeytin, pamuk, sebze türleri gibi bitkilerle meşe ve çam ormanları, bitki örtüsünü oluşturur. Kahve ve kakao ağaçları buraların önemli özelliğidir Savan bölgelerinde görülen öteki ilginç ağaç türleri, dev baobaplar ve yalancı çınarlardır. Tropikal yağmur ormanlarının erişilemeyen ve çok zor yaşanabilecek iç kesimlerinde, zengin doğal kaynaklar vardır Ancak bugün için yalnız dış ormanlık bölgelerden değerli
kereste türleri, şekerkamışı, kauçuk ve muz, kahve, kakao giDi sanayi bitkilerinden yararlamlabilmektedir.

Advertisement

Yorum yazın