Afrika inançları – Afrika dinleri

Afrika inançları – Afrika dinleri

• Yitirilmiş bir mutluluğun gizi gibi ortadan kalkmakta olan Afrika’lı geleneğini anlamaya tarih ve coğrafya yardımcı olamaz.
• «Afrikalı ruhu» aile topluluğu aracılığıyla birleşmiş bir toplumdur; doğayla bir anlaşmadır; ağaçlar gibi başları gökyüzünde, kökleri toprağın derinliklerinde olan tanrılardır.

• İnançlar ve mitler, Tropikal ormandan başlayıp, ekvatordan geçerek yüksek yaylalara kadar bütün Afrika’ya, çok yıllar önce manevi görünümünü kazandırmışlardır. Günümüzde bunlardan geriye kalan, yalnızca gerçek dışı, çocuksu masallardır.

• Tropikal ormanda yaşayan halkların çok sayıda ortak mit ve efsanesi vardır. Bunlar ilkel yaşamı niteleyen bir çevrim halinde birbirlerine bağlanırlar.

• Ölüler ve atalar kültü Afrika’da son derece önemlidir. Liberya’da yaşayan Akanlar, atanın ruhunun, sağlığında oturduğu tahtta tutsak kaldıcuklann girmesi yasaktır.

• Rahipler genellikle demirciler arasından seçilirler; aynı zamanda da büyücü hekim ve tahta oymacısıdırlar. Birer simge olan hayvan figürlü ünlü maskeleri onlar yaparlar. Bir tarım toplumu olan Bam-baralar, efsaneye göre tarımın bulucusu olan Sivara’nın maskesine özel bir saygı gösterirler. Yakm zamana kadar, kabilenin bütün üyeleri yüzlerinde bu tanrının damgasını taşırlardı. Yanaklara oyulan üç düşey çizgiden oluşan bu damga, her yedi yılda bir, ergin-, liğe geçiş törenleri sırasında delikanlıların yüzüne dövmeyle işlenirdi.

• Bambaralar dünyanın yaratılmasını ve sonraki gelişmesini «pembele» adını verdikleri, ne olduğu bilinmeyen bir töze mal ederler. Bütün insanlığın evrensel anasını, başlangıçtaki kaostan bu yaratıcı ilke doğurmuştur. Evrensel ana, Sivara’nın yardımıyla insanlara toprağı işlemeyi, kadınlara çocuk bakımını öğretmiştir. Ölümün nedeni, «subagalar» («ruh yiyiciler») adı verilen kimlikleri belirsiz büyücülerin yaptığı bir büyüdür. Bu halkların tümünde klanlar (kan bağıyla birbirine bağlanan birçok oymak), ortak atanın simgesi olan, saygı gösterilen ve korkulan, bir «hayvan-totem»in çevresinde toplanırlar.

YÜKSEK YAYLALAR

• Yüksek yaylalar bölgesinde yaşayan halkların çoğu, güney Nilotlan kabilelerinden ve Bantu kabilelerindendirler. Dinleri, çoğunun «Ngai» adını verdikleri yüce varlık kültünü ve atalar kültünü kapsar. İnsanların ve her şeyin yaratıcısı olan Ngai, gerektikçe gökyüzündeki sarayından yeryüzüne inerek, kendine bağlı olanları ödüllendirir, bağlı olmayanları cezalandırır.
yasak) belirler. Sözgelimi, fırtına sırasında gökyüzüne bakmak yasaktır.

• Kabileyi oluşturan ailelerin uyum içinde yaşaması, komşu kabileler arasında anlaşmazlıkların önlenmesi için, yüksek yaylalarda yaşayan yerliler ataların ruhuyla dostça ilişkiler kurmak zorundadırlar. Ataların ruhlarının dünyası, yaşlı, genç, savaşçı, kadın, çocuk bütün ölüleri içine alır. Yüce varlık durumunda olduğu gibi, ataların ruhuna seslenme üstünlüğü bütün aile topluluğuna ayrılmıştır; ama, ata ruhlarından bir şeye kızmış olanı, yalnızca büyücü ayırdedebilir.

• Yaşlıların büyük bir yetkileri vardır ve gelenek uyarınca, topluluk içinde bulunmadıkları zaman bile arkalarından saygı görürler. Bazılarının «bakıcılık» güçleri olduğuna ve Ngai’yle doğrudan ilişki kurduklarına inanılır.

• Yağmur yağması için, ekime başlamak için, ekinleri arındırmak için, hasadı ambarlara kaldırmak için, saldırganlarla savaşmak için her kabile törenler düzenler ve kurbanlar keser. Böyle durumlarda yaşlılar kurulu toplanır ve «yüce varlık»ın yönergelerini öğrenmek için, «bakıcılara sorular sorar.

PİGMELERİN İNANÇLARI

• Günümüzde Pigmeler başlıca üç topluluk oluştururlar Kongo Cumhuriyetinde yaşayan Bambutiler, Kamerun’da Zaire’de ve Ekvator Ginesi’nde yaşayan Babingalar, Gabon’da yaşayan Babongolar.

• Binlerce yıldan beri kabilelerde ağızdan ağıza pekçok mit ve efsane aktarılır. Bunların bazıları, ilgi çekici bir dinsel duygu ortaya koyar. Kurban kesmeyen ve tanrı onuruna hiç tören düzenlemeyen Pigmeler, tanrının kararlarını güven içinde bekler ve ona şiirsellik dolu sözlerle yakarırlar.

• Pigme efsanelerine göre dünyayı tek bir tanrı ya ratmış ve işe insana ışık ve yıldızları vererek başlamıştır. Bu tanrı, insanın gözbebeğin-de oturur. Göksel bir yaratıkla evlenmiş ve ondan birçok çocuğu (insanlar ve hayvanlar) olmuştur.

• Pigmelerin çeşitli efsanelerinde ortak bir nokta vardır: Başlangıçtaki kaos’u yaratan, bir hayvan-totemin aracılığıyla insan ırkının babası olan tek bir tannya inanma. Pigmeler komşu halkların tersine güneşi de, ayı da tanrı saymazlar. Buna karşılık, birçok hayvana, insanların yazgısına acımayla eğilen büyük tanrının habercileri gözüyle bakarlar.

• Ruh, insanın bedenine can verir. İnsan sağken ondan ayrılıp, bir hayalet olabilir. Ölümden sonraysa, insanın bedeninden kesinlikle ayrılır ve yabancı bir varlık olur. İyi insanların ruhları, yüce varlığın yanında yaşamayı sürdürür ve arasıra canlıların düşlerinde görünürler. Kötülerin ruhları, orman ruhlarına dönüşür, orada hortlak, alev, yarasa biçiminde görünürler.

BOŞİM ANLARIN İNANÇLARI
yerde sürükler, hayvanın geçeceği her yere yağmur yağacağına inanırlar. Yağmur yağmaz ve kıtlık başlarsa, Boşimanlar doğrudan doğruya yüce varlığa («Kaang» ya da «Efendi») seslenirler.

• Görünmeyen ve her şeyin efendisi olan bu tanrı gökyüzünde oturur. Yaşam ve ölüm dağıtır, yağmur yağdırır ya da yağmasını önler ve herhangi bir hayvanın görünüşünü alabilir. Boşimanlar ona peygamberdevesi biçimi altında taparlar.

• Ama Kaang ya da yüce varlık, aynı zamanda iki yüzü olan bir tanrıdır: Bunlardan biri ne kadar acıma doluysa, öteki («Goab» ya da «ölü ruhlarının tanrısı») o kadar kötülük yaratıcıdır; yağmurun yağmasını önler ve hastalık lara yolaçar. Hiç bir şeyi ras-lantıya bırakmamak gerektiğinden Boşimanlar, Kaang’a seslenirken Goab’a kurban keserler.

• Boşiman mitolojisinin ikinci temel inancı, her varlığın ölümünden sonra başkalaşma geçirdiğidir. Her şey (peygamberdevesi, güneş, ay ve tüm canlı varlıklar) ölecek, ama başka bir biçim altında yeniden doğacaktır.

• Öteki Afrika halklarının tersine, Boşimanlar gök cisim lerinin hareketleriyle ilgilenir ve onlara büyük saygı gösterirler. Efsaneleri, çeşitli takımyıldızlara verdikleri adlar, yıldızlar konusundaki bilgilerini ortaya koyar.

• Dinlerine bağlı, ama aynı zamanda da boş inançlı kişiler olan Boşimanlar, kötü ruhları kovmak, giriştikleri işlerde başarıya ulaşmak için muskalara güvenirler. Çok yaygın bir inanç, bütün hastalıkları iyileştirmek için el parmaklarını kesmektir; böylece, kötü ruhun kanla birlikte akıp gittiğine inanırlar. Birkaç parmağı eksik olmayan bir Bo-şimana raslamak çok güçtür.
EKVATOR AFRİKASININ İNANÇLARI

• Bu bölge Sudan’ın güneyi, Kongo Cumhuriyeti ve Zaire, Katanga, Zambiya, Angola Yukan-Zambezi ve Malavi’yi içine alır. Söz konusu halkların tümü Bantu lehçeleri konuşurlar, ama farklı kültür ailelerindendirler.

• Birbirlerine kan bağıyla bağlı her kabileler topluluğu aynı hayvan-totem’den iner ve kutsal kral (reis) bütün yetkileri elinde tutar. Kısa süre önceye kadar bu reis, gerçek güçlerini yitirir yitirmez bir dinsel törenle öldürülürdü. Reise yüce varlıkla aynı ad verilirdi («Nzambi»); yılda bir kez, yağmur mevsiminin başlamasından önce, köylüler kulübesinin önünde yerlere kapanırlardı. O zaman reis kulübesinden çıkar, gökyüzüne doğru birkaç ok atar, bunun fırtınayı başlatacağına inanılırdı.

• Kongo Cumhuriyeti ve Zaire halkları fetişleriyle ünlüdür. Söz konusu fetişler, tahtadan yontulmuş heykelciklerdir. Bunların, teninden kurtulmuş ve artık canlıların gücünün etkisine girmiş bir ruhun büyülü gücünü kapsadığına inanılırdı. Fetişleri büyü ayinleri için büyücüler ve bütün kabilelerin saygı gösterdiği büyücü-hekimİer («ngan-galar») kullanırlardı. Atalar kültü, bu inançtan ayrı bir şeydi.

• Angola’da ve Zambiya’da reisin kişiliğine de özel bir saygı gösterilirdi. Reis başına bir totem-atayı, aynı zamanda da sığırların bir tanrı bağışı

olduğunu anımsatan bir çift

öküz boynuzu takardı. Ölümünde, bedeninden doğan bir toprak kurdunun bir leopara ya da bir aslana dönüştüğüne inanılırdı. Tapılan ve korkulan bu hayvan, günümüzde hâlâ yerlilere korku salan gizli bir derneğe adını vermiştir.

• Canlı ya da cansız her şeyin içinde ruhların oturduğuna inanılır ve bu ruhlar özel dinsel törenlerle anılırdı; en önemlileri yağmurlar mevsimi ruhuydu. Sözkonusu ruhlar onuruna rahipler çılgınca dans edip şarkı söyleyerek, sonunda kendilerinden geçerlerdi.

• Ba2ı kabileler, anaerkil düzende yaşarlar. Erkek evlendiğinde, eşinin hayvan-totemi bir yılan olan klanına girer.

• Angola’da evrenin ve insanın yaratıcısı yüce varlığa «Kalunga» ya da «Suku» adı verilir. Yerliler ‘güneşe özel bir saygı gösterir ve onu yüce varlıktan ayn tutarlar. Her sabah gün doğarken, kabile reisi, köyün girişinde doğuya dönük bir tahta oturur ve Afrika’nın koruyucusu güneşe saygılarını sunar.

ATALAR KÜLTÜ/KLAN

MİTLER/TOTEM

Advertisement

Yorum yazın