Akrabalık ilişkileri – Akrabalık nedir

• Gelişmiş ülkelerde büyük kentlerde birbiriyle ilgisiz yaşayan günümüzün insanlarının gözünde, akrabalık ilişkileri evliliğe dayanan aile çerçevesini hiçbir zaman aşmaz: Bir yeğenin ya da bir büyük amcanın ne olduğunu herkes bilir; ama toplumsal çevreleri içinde değillerse, onları unuturlar.

• Ama az gelişmiş ülkelerde bu ilişkiler sıkı kurallara bağlıdır ve güçlü dayanışma bağlarıyla birleşmiş, çok büyük sayıda kişiden oluşan yaygın bir ağ halindedir. Afrika’da bir yetkili, kendine bağlı memurları meslekteki yeteneklerine göre değil de akrabalık i-lişkilerine göre seçiyorsa, buna şaşmamak gerekir. Avrupa ya da A.B.D ’nde yaşayanlar için akraba kayırıcılığı sayılan akrabalık her zaman iki tip ilişkiye dayanır: Kan akrabalığı (sözgelimi ana-kız ilişkisi); evlilik akrabalığı (sözgelimi karı-koca ya da gelin-kay-nana ilişkisi). Ne var ki, bu kan akrabalığı ve evlilik akrabalığı kavramları, ülkeden ülkeye değişik biçimlerde tanımlanmaktadır.

• Ana ile babanın birleşmesi çocuğun doğumuyla sonuçlanır; dolayısıyle çocuk, kan birliğinden ötürü hem babanın, hem ananın akrabası olur. A-ma bu görüş bütün insanlarca kabul edilmiş bir kavram olmaktan uzaktır. Bazı halkların inancına göre, baba ile ana, çocuğun oluşumuna farklı ölçüde katkıda bulunur: Biri bedeni, öteki ruhu, ya da biri, kanı, öteki kemiği verir. Gene bir başka inanca göre, aralarından yalnız biri yaratıcı eylemi sağlar, ötekinin rolü çok önemsizdir. Üstelik bazı top-lumlarda, eşlerin birleşmesiyle çocuğun oluşu arasında bir neden ilişkisi bulunduğu bile bilinmemektedir.
• Bu anlayışlar, etnoloji çözümlemesi için pek az yararlanılabilir bir «gerçek kan akrabalığı» düşüncesine ulaştırır. Ele alınan toplumda, kan akrabası böyle tanımlanan bir bireydir ve kan bağı genetik anlamda, bu tanımda hiç bir yer tutmayabilir. Ne var ki, bütün toplumların bir kan akrabalığı kuramı vardır. Sonuç olarak, kendi bilimsel anlayışımıza göre, söz konusu ilişkilerin genetik açıdan doğru olmaması pek önemli değildir.

• Çeşitli toplumlara göre, evlilik akrabalığı tanımı da, kan akrabalığınınki kadar farklıdır. Evlilik akrabaları, kan akrabalarımızla evlenmiş kimselerdir. Genetik açıdan bakılınca, babanın da tıpkı a-na gibi genetik bakımdan çocuklarının akrabası olduğu a-çıktır; demek ki baba, çocuğunun kan akrabasıdır; ama babanın, çocuğun oluşunda hiç bir payı bulunmadığı görünüşünü kabul eden bir toplumda baba, çocuğun kan akrabası olmaktan çıkar, ananın kocası olmaktan öteye geçmez (çağdaş toplumlardaki kaymbaba-ya benzer bir durum) ve «çocuğu» ile ilişkisi bir kayınbirader ilişkisi düzeyinde kalır.

• Çocuğu, onu kan akrabalarından biriyle evli bir adam gibi görür yalnızca; baba, çocuğu için, ana yoluyla edinilmiş bir evlilik akrabasıdır; tıpkı kız kardeşin kocasının, erkek kardeş için, kız kardeş yoluyla edinilmiş bir evlilik akrabası oluşu gibi.

• Akrabalık ilişkileri bazı toplulukların temelidir; bu toplulukların en belirgini de klandır. Klan ortak bir atadan gelen bütün bireylerin topluluğudur. Ele alınan topluma göre, soydan geliş ya ana ya da baba yoluyla belirlenir.

• Soydan geliş sistemi, topluluktaki her üyenin hakları ve ödevleri konusunda birtakım sonuçlara yolaçar. Sözgelimi, anadan gelen soy düzeninin (anaerkil düzen) geçerli olduğu bir toplumda, erkeğin kendi mallan olabilir; a-ma o ölünce malların mirasçısı kendi çocukları değil, kız kardeşinin çocuklarıdır. Anadan gelen soy sistemindeki görevlere gelince, Afrika toplum-larında sık görülen bir durumu örnek verelim: Çocuklar üstünde babanın değil, dayının otoritesi geçerlidir.

• Soy sistemi evlenme kurallarını da önemli ölçüde etkiler. İnsan toplumlarında en yaygın kurallardan biri, yakınıyla evlenme yasağıdır; yani aynı kandan sayılan (gerçekten ya da öyle inanılarak) bir toplulukta, erkeklerin kadınlarını başka bir topluluktan seçme zorunda olmalarıdır. Serbestçe eş seçmenin uygulandığı «ilkel» toplum yoktur.

• Evlenme her yerde toplumsal ve kültürel bir bağıttır (a-kit); aileyi kurar ve onu bir kurallar ağının içine, yani kendini aşan bir çerçeve içine yerleştirir. Claude Levi – Strauss şöyle yazar: «Yakınıyla evlenme yasağı, erkeğin anasıyla, kızkardeşiyle ya da kızıyla evlenmesini yasaklayan bir kural olmaktan çok, anayı, kız kardeşi ve kızı başkasına vermeğe zorlayan bir kuraldır. En üstün armağan, en üstün bağış kuralıdır».

• İşin önemli yanı, değişik topluluklar arasında, mal alışverişi bulunması, ama alışveriş değeri olarak en üstün değerin kadınlar olmasıdır. Dıştan evlenme, toplulukta bağlantıyı sağlar; öyle olmasa topluluk, kendi içine kapalı çok küçük ailelere bölünmek zorunda kalırdı.
• Bu konuda en yalın ilke, topluluğu dıştan evlenen iki gruba ayırmaktır. Her grubun erkeKieri ötekinden kadın alacaktır. Kadın alınacak toplulukların sayısı çift değilse, alışveriş aynı anda ve dolaylı ya da ardışık ve doğrudan yapılır. Birinci durumda, her topluluk bir başkasına bir kadın verir ve bir üçüncüsünden kadın alır. İkinci durumda alışveriş doğrudan doğruyadır; a-ma ardışık kuşaklar arasında yapılır. Anaya dayalı dıştan evlenme topluluğu, A, B topluluğundan kadın alır ve bu evlilikten doğan kızı A’ya verir, böylece bu kız ilerde, bir sonraki kuşaktan A topluluğundan bir erkeğin eşi olur.

• Akrabalığın en önemli işlev lerinden biri, görüldüğü gibi, en üstün alışveriş ve toplumsal yaşamın temeli olan, kadın alış-verişini sağlamasıdır.

AİLE / KLAN

Advertisement

Yorum yazın