Aşık Çelebi kimdir

Aşık Çelebi kimdir , hayatı ve eserleri
AŞIK ÇELEBİ (Prizren 1520-Üsküp 1572), türk şiir ve münşisi. Bağdatlı bir seyit ailesindendir. Gençlik yıllarını İstanbul’da geçirdi. Meşhur şairlerle arkadaşlık ederek e-debî bilgi ve tecrübesini arttırdı. Bir müddet Bursa’da mahkeme kâtipliği yaptıktan sonra Emir Sultan vakıflarına «mütevelli» tayin edildi (1541). Bursa’nın güzellerini ve güzelliğini anlatan Şehrengiz’ini bu görevi sırasında yazdı. 1546’da görevinden alındı, İstanbul’a döndü. Çeşitli mahkemelerde kâtiplik etti. Bir ara da Ebussuud’un fetva kâtipliğini yaptı. Daha sonra kadı oldu ve hayatının geri kalan kiâmını, Alâiye’deki (Alanya) kısa devre hariç, Rumeli’nin çeşitli kasabalarında kadılık ile geçirdi. Üsküp kadısı iken öldü (1572).
Âşık, Çelebi, kuvvetli bir edebî kültüre ve sağlam bir medrese bilgisine sahipti. Açık ruhlu, neşeli ve rindmeşrepti. Güzellere ve şaraba düşkün olması memuriyet hayatında ortaya çıkan birçok aksaklığa sebep olarak gösterilir.

Tercüme, telif ve manzum eserleri vardır. 1586’da Selim Il’ye takdim ettiği Mesâir-üş-Şüera (Şairlerin Duyuları) adlı tezkiresi 400’-den fazla şairin hayatı hakkında bilgi ve şiirlerinden de örnekler verir. Eser XVI. yy. için önemli bir kaynaktır. Taşköprülüzade’ nin Şekâyık-ün-Numaniye’sini (Manisa Lâlesi) [biyografi kitabı] türkçeye çevirmiş, buna arapça bir de zeyl (ek) yazmıştır. Diğer eserleri: Hüseyin Kâşif’in Ravzat-üş-Şüheda (Şehitler Bahçesi) adlı eserinin türkçe tercümesi, manzum Sigetvarname, Mecmua-ı Sü-kuk (İlânlar Mecmuası), Şerh-i Hadis-i Erbain (Kırk Hadis Açıklaması) ve Divan. frM] Aşık Garip, Azerbeycan ve Anadolu’da çok yaygın olan bir halk hikâyesi ve hikâyenin kahramanı. Hikâyenin kahramanı şair olduğu ve hikâyede yer alan şiirleri söylediği i-çin, bu macerayı yaşamış bir halk şairinin bulunduğu rivayet edilir.

Bir tüccarın oğlu olan Resul, babası Ahmed Hoca’nın ölümünden sonra dalkavukların eline düşer ve bütün servetini tüketir. Hayatını kazanmak için baş vurduğu işleri de beceremez, nihayet bir saz şairinin yanına çırak girer. Bir gece rüyasında Hızır Aleyhisselâm ona Tiflis’te bulunan Şah Sa-nem’in aşk dolusunu içirir. Âşık Garip, bu rüyadan sonra ustasına rakip olur. Şah Sa-nem’i aramağa başlar. Bulur da, fakat evlenebilmeleri için kızın babası kırk kese ağırlık ister. Garip, eşinin dostunun yardımlarını geri çevirir, yollara düşer ve Halep’e kadar gider. Bu esnada Şah Sanem’i babası akrabasından Şah Veled’e nişanlar. Veled, Garip’in annesine oğlunu yolda soyguncuların öldürdüğünü duyurur. Şah Sanem bu habere inanmaz, bir bezirgânı Garip’e haberci yollar. Bezirgân Garip’i bulur. Meğer Paşa Garip’i kimi kimsesi olmadığından Halep’te alıkoymuş. Paşadan izin alınır, yolda Hızır yardım eder, Garip düğünden önce Tiflis’e yetişir. Düğünde sazıyle kendisini tanıtır ve Şah Sanem’e kavuşur. (-» Bibli-yo.) [M]

Advertisement

Yorum yazın