Baş Ağrısı

Baş Ağrısı

Birçok hastalık belirtisinin tersine, baş ağrısı, hemen herkesin zaman zaman karşılaştığı bir belirtidir. Bu belirtinin yaygın oluşuna bakarak, Önemli bir rahatsızlığı yansıttığı durumların çok az olduğu sonucuna varılabilir. Gerçekten, birçok kimse, baş ağrısını, normal yaşantının kaçınılmaz sıkıntılarından biri olarak kabul eder. Oysa, baş ağrısı bazen çok önemli rahatsızlıkların bir belirtisidir.

BASINÇ DEĞİŞİNCE

Başta bulunan yapıların çoğu ağrıya karşı duyarlıdır. Ancak, beyin dokusu ağrı algılama açısından oldukça duyarsızdır. Beyin ameliyatlarında beyne ulaşmak için kesilmesi gerekli diğer dokular yerel anestezi ile uyuşturulduktan sonra, beyin üzerinde ameliyat yapılırken beyin dokusuna uyuşturucu bir maddenin şırınga edilmesi gerekmez. Beyni saran ve beyin dokusunun içine kadar uzantılar veren beyin zarları (meninksler) fazla gerilirlerse ağrı doğmasına yol açabilirler. Kafatası kemikleri ise ağrıya karşı fazla duyarlı değildir.

Kafatasını örten kemik zarı (periosteum) gerildiği ya da yangılandığı zaman ağrı oluşumuna yol açabilir. Kafatası kemikleri arasında bazı hava boşlukları yer alır. Sinüs adı verilen kemik boşlukları içindeki hava başmandaki değişmeler insanı rahatsız eder. Kafatası içinde bir boşluk olan iç kulaktaki basınç değişikliği de, aynı sonucu doğurur. Bu boşluklar içindeki basınç aniden değişirse ve değişiklik oranı fazlaysa ağrı doğar.

Kafatasını örten kemik zarının üstünde kafatası kasları yer alır. Bunlardan bazıları alnı örter ve art kafa alanına, enseye doğru yayılır, bazısı da şakakları kaplar. Çenenin oynatılması ve kaşların hareket ettirilmesi için bu kaslardan yararlanılır. Bu kaslar aşırı derecede kullanılırsa ya da aşırı kasılma (spazm) durumunda bulunurlarsa, ağrı duyulmasına yol açarlar. Bu kasların arasında ve deri altında bulunan atardamarlar da, yangı nedeniyle ağrı oluşumuna yol açabilirler. Kafatası derisi ağrılı uyarılara karşı duyarlıdır.

Uzun süre kafanın bir tarafa eğik durumda tutulması sonucu görülen boyun sertlikleri ve ağrıları, kasların aşırı gerilimi sonucu oluşurlar. Zihinsel sıkıntılar ya da gerilimler, alın kaslarında kasılmalara yol açar. Bu ruhsal durumlar art kafa bölgesindeki kasları da etkilerler. Endişeli ve sıkıntılı insanların alınları kırışık olur. Bu gibi ruhsal durumlarda sürekli kas kasıntısı nedeniyle oluşan ağrı, alında ve göz çukurlarında hissedilir. Ruhsal gerilim durumlarında bazen boyun kaslarında da gerilme ve sertlik görülür. Bu durumlarda «gerilim ağrıları» denen ense ağrıları da duyulur.

Bazen kafatasının içinde ve dışındaki sinirler bir hastalık sonucu etkilenirler. Örneğin bir diş kökünde bulunan apse, bu noktaya yakın bir yerde bulunan sinir boyunca yayılarak sinir yangısına yol açar. Boyun omur kemiklerinin eklem yangılarında da, bu alanda bulunan sinirlerde ağrı doğar.

GÖZLERDEKİ AĞRI

Atardamarlar aşırı derecede gerilirlerse ya da duvarlarında yangı bulunursa ağrı duyulur. Başa giden atardamarlar, ateş yükseldiği zaman ya da fazla alkol içildiğinde genişler ve bu nedenle de baş ağrısı duyulur. Kafadaki damarlar en çok migren hastalığında baş ağrısı kaynağı olurlar. Bir migren nöbetinden önce atardamarlarda görülen sürekli

kasılmalar nedeniyle, gözlerde ışıkların yanıp sönmesini ya da şimşek çakmasını andıran görüntüler belirir. Bu kasılmalardan birkaç dakika, bazen de birkaç saat sonra, atardamarlar genişler ve baş ağrısı başlar. Sinüslerde basınç yükselmesinin de baş ağrısı nedeni olabileceği belirtilmiştir. Sinüslerle burnun arkasındaki boşluk arasında bir bağlantı vardır. Bu nedenle dışarıdaki atmosfer basıncı ile sinüs boşluklarındaki basınç yaklaşık olarak eşittir. Ancak, atmosferle sinüsler arasındaki bu geçit tıkanırsa, sinüsler içindeki basınç yükselir ve ağrının doğmasına yol açar.

Orta kulak boşluğunda da bu tür basınç yükselişi görülebilir; yutkununca ağız boşluğu ile orta kulak arasındaki geçit açıldığından bu durum düzelir ve ağrı giderilmiş olur. Uçaklar yükselmeden önce hosteslerin yolculara çiklet ya da şeker vermesi, çiğneme sırasında ağız boşluğu ile orta kulak arasındaki geçidin genişlemesini, böylece uçak yükselince oluşacak basınç değişikliğinin doğuracağı ağrının önlenmesini sağlamak içindir.

Gözlerin fazla yorulmasının baş ağrısına yol açabileceği ileri sürülürse de bu görüsün ne dereceye kadar doğru olduğu bilinmemektedir. Göz bozukluklarının gerçekten baş ağrısına yol açıp açmadığının saptanması çok zordur. Baş ağrısı telkinle geçiştirilebilir, ya da hafifletilebilir. Bu nedenle, gözleri bozuk olan ve aynı zamanda sık sık başının ağrıdığından yakınan bir kimsenin gözlük kullanmaya başladıktan sonra baş ağrıları geçer ya da hafiflerse, bu değişikliğin gözlükten mi, yoksa telkinden mi ileri geldiğinin kesinlikle belirlenmesi güçtür.

Göz bozukluğu nedeniyle baş ağrısı çektiği sanılan birçok hastanın, basit cam takılmış gözlükler kullandıktan sonra baş ağrı arının azaldığı ya da geçtiği saptanmıştır. Bunun gibi, baş ağrısından şikayet eden bazı hastalara içinde sadece nişasta bulunan haplar verilmiş ve şikayetlerinin kalmadığı görülmüştür. Bu örnekler, göz bozukluğu ile baş ağrısı arasında bir neden-sonuç ilişkisini belirleyebilecek araştırmalarda psikolojik etkenlerin dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Glokom gibi, göz içi basıncını yükselten hastalıkların gerçekten baş ağrısına yol açtıkları kesindir.’Ancak, basit göz bozukluklarının baş ağrısına sebep olabileceği kesinlikle söylenemez.

BAŞKA NEDENLER

Beyni saran zarların yangısı (menenjit) şiddetli baş ağrısına yol açar. Bu durumda ateş yüksek, boyun ise başın öne doğru eğilebilmesini kısıtlayacak kadar serttir. Beyin-omurilik sıvısında yayılan kafa içi kanamaları da meninksleri azdırıp baş ağrısına yol açar. Kafa içi basıncı çeşitli nedenlerle artar. Beyin dokusu kan dolaşımındaki bozukluklar, ya da yangı (ansefalit) nedeniyle şişip genişleyebilir. Beyinde bulunan urlar, kan pıhtıları ve apseler de basıncı çoğaltıp baş ağrısına yol açabilir.

Sık sık baş ağrısı çekenler arasında, kan basıncı yükselmesi nedeniyle başlarının ağrıdığını sananlar çoktur. Oysa tansiyon yüksekliği genellikle baş ağrısına yol açmaz. Kan basıncı çok fazla ise baş ağrısı yapar. Genç yaşta tansiyonu yükselmiş olan kimselerde görülen baş ağrılarının önemli bir bölümü, aşırı endişe ve sıkıntı sonucu oluşur.

Baş ağrısı karbon monoksid zehirlenmesinin de başlıca belirtisidir. Bu gaz, otomobillerin egzoz borularından çıkan dumanlarda da vardır. Kurşun bileşiklerinin dumanı ile dolu yerlerde çalışan işçilerde görülen baş ağrısının nedeni kurşun zehirlenmesi olabilir. Elbise temizleyicileri arasında, bu sanayi dalında kullanılan kimyasal maddelerden açığa çıkan karbon tetraklorür dumanına bağlı baş ağrıları sık görülür.

Ufak tefek kafa sarsıntıları, genellikle baş ağrısı nedeni olmazlar. Buna karşılık büyük çaptaki sarsıntılar şiddetli baş ağrısına yol açar. Bu durumlarda görüleri baş ağrısının oluşumu henüz tam olarak bilinmemektedir. Bir kafa travması geçirmiş olan hastanın baş ağrısından şikayet etmesi, salt beyninin incindiği ya da kafatasında kırık ya da çatlak bulunduğu anlamına gelmez. Baş ağrısı kafaya darbenin isabet ettiği yerde değil, bütün kafatasında yaygın ve her nabız vuruşunda belirli hale gelen bir sancı şeklinde hissedilebilir. Bu sancı çok kez, öne doğru eğilme, ani hareket etme ile çoğalabilir. Bu tür baş ağrıları zamanla kaybolur. Başa isabet eden darbe bazen, zamanla büyüyüp kafa içi basıncı çoğaltabilecek küçük damar kanamalarına yol açabilir. Kafa içinde bu tür bir kanama varsa, baş ağrısı yanında kusma, bilinç bulanması gibi belirtiler de görülebilir.

NEDENİNİN ARANMASI

Baş ağrısına karşı ağrı giderici ilaçlar kullanmadan önce, ağrının nedenini bulmak, sonra ilaca baş vurmak daha doğru bir yol olur. Çoğu kez, biraz çaba harcayarak baş ağrısının nedeni bulunabilir ve ilaç almadan ağrı giderilebilir.

Sık sık beliren ya da sürekli olan baş ağrılarının farklı nedenleri vardır. Sürekli baş ağrılarının en yaygın nedenleri arasında, aşırı endişe, sıkıntı ve çöküntü gibi ruhsal durumların yol açtığı kafa kası gerilimleri yer alır. Birçok kimse sinirlerinin bozuk olduğu zamanlar daha çok baş ağrısı çeker; baş ağrıları tatillerde ve gezilerde yok olur. Migren, genellikle nöbetler halinde gelir ve bazen bütün bir gün boyunca sürmekle beraber, çoğu kez birkaç saat içinde kaybolur. Migrenli hastalar, önceden de bu tür ağrıları duymuş olduklarından durumu anlarlar; ancak ömründe ilk defa migren ağrısı çekmeye başlayan bir kimse endişeye kapılabilir.

Sinüs ağrıları genellikle bir üşütmeyi ya da saman nezlesi nöbetini izler. Bu durumda elmacık kemiklerinin bulunduğu yerde, burun kökünde ya da alında çoğu kez yüzün sadece bir yanında basınç duyulur. Bazen burun tıkalıdır ve hastalar burunlarının arkasında bir yerden boğazlarına bir sıvının aktığını farkederler. Aşırı endişe ve sıkıntı ile migren sonucu ortaya çıkan baş ağrılarında olduğu gibi, sinüzit (sinüs yangısı) de sık sık belirip kaybolan bir ağrıya yol açar.

Fazla içki içilen bir gecenin sabahında çekilen baş ağrısı, grip gibi sık sık ateş yükselmesine yol açan hastalıklarda karşılaşılan baş ağrısı, bir daha tekrarlamayacak olan geçici baş ağrılarıdır.

AĞRI GİDERİCİLER

Bir çocuğun baş ağrısından yakınmasını daima ciddiye almak gerekir. Çocukta baş ağrısının önemli bir nedene bağlı olabilmesi olasılığı yüksektir. Aniden başlayan ve şiddetli olan bir baş ağrısı, özellikle kusma ve ense sertliği i!e bir oradaysa hekime başvurmayı gerektirir. Bu belirtiler ve parlak ışığa bakamama, beyin zarlarının yangısı olasılığını düşündürür.

Hafif başlayan ve birkaç gün ya da hafta içinde çoğalan baş ağrısı beyin içinde basıncın yükseldiğini gösterir. Bilinç bulanıklığının varlığı ve görüş alanının daralması ile bir arada görülen baş ağrılarının hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Belirli bir nedene bağlanamayan basit bir baş ağrısı ya da ateşin yükselmesi, kafanın bir yere çarpması ya da soğuk algınlığı ile beraber görülen bir baş ağrısı, basit bir ağrı giderici ile tedavi edilebilir. Aspirin bu amaçla yıllardır kullanılmakta olan etkili ve güvenilir bir ilaçtır. Ancak, fazla alınmasının midede mukozaları azdırıp ülser ya da kanamaya yol açabileceği de unutulmamalıdır. Bu sakıncayı azaltmak için, suda eriyen ve alkali maddelerle karıştırılmış aspirin preparatları hazırlanmıştır. Yine de gereğinden fazla aspirin almamak, bu konuda seçilecek en doğru yoldur. Aspirinin yemeklerde alınması da mide mukozasına yapabileceği azıtmayı azaltır.

Parasetamol de hafif ağrıları giderebilir ve mide mukozasını azdırmaz. Son yıllara gelinceye kadar ağrı tabletlerine fenasetin de eklenirdi. Bu maddenin böbrekler üzerinde yıkıcı etkilerinin bulunduğu anlaşıldığından, fenasetinin bu amaçla kullanılması bırakılmıştır. Öbür ağrı giderici maddelerin de böbrekleri etkileyebileceği düşünüldüğünden, ağrı gidericilerin sık sık ve bol miktarlarda kullanılmaması doğru olur.

Bir sinüsün tıkanması sonucu beliren ağrı, bir dekonjestan (dokularda kan serumunun hücumu sonucu oluşan şişkinlikleri dağıtıcı) ilacın kullanılması ile giderilir. Çoğunda efedrin bulunan dekonjestan burun damlalarını günde birkaç defa kullanarak bu etki sağlanır. Uzun süre kullandıkları zaman burun mukozasının kalınlaşmasına yol açabileceklerinden dekonjestanların da uzun süre kullanılmaması gerekir; tablet şeklinde de olabilen dekonjestanlardan antihistaminli olanlar çoktur. Alerjiye bağlı bazı burun belirtilerinin de iyileştirilmesini sağlayan antihistaminli ilaçlar, hastalarda hafif sersemliğe yol açabilir.

Migren nöbetlerinin önlenmesini ve geçiştirilmesini sağlayan ilaçlar yerinde kullanıldıkları zaman yararlı olabilirler. Ruhsal gerilim sonucu ortaya çıkan baş ağrıları, psikolojik ya da tıbbi tedavi ile giderilerek iyileştirilir. Yatıştırıcı ilaçlar bu konuda yarar sağlayabilir. Baş ağrıları ile bir arada görülen ruhsal durum bozukluklarının tedavisi bir akıl hastalıkları uzmanı tarafından yapılmalıdır. Rasgele alınacak bir sinir ilacı hastanın iyileşmesini geciktirebilir, ya da olumsuz etkilere yol açabilir.

Baş ağrısı bazen önemli bir bozukluğu belirleyen bir ip ucu olmaktadır. Hekimler bu nedenle, teşhislerini güçlendirmek ve en uygun tedaviyi seçebilmek için çeşitli incelemeler yaparlar. Bu incelemelerin niteliği ve ivedilikle yapılmaları zorunluluğu, hekimin şüphe ettiği nedenin önemiyle ilgilidir. Baş ağrısının önemli nedenlere bağlı olup olmadığını anlamak için hekim, gerekli görürse, kafatası röntgeni, kan çözümlemesi, omurilik sıvısının incelenmesi gibi yöntemlerden yararlanır. Beyin ve zarlarının yangıları, omurilik sıvısındaki değişmelerin saptanması ile teşhis edilebilir.

Kafa içi basıncının yükselmesi, bazı özel röntgen inceleme yöntemlerinin kullanılmasını gerektirir. Beyne giden atardamarlara, röntgen ısınlarına karşı geçirgen olmayan eriyikler şırınga edilir. Bu damarların bir yana doğru itilmiş olmaları beyinde bir ur ya da benzeri bir kitlenin varlığını düşündürür. Bazen beynin boşluklarına hava verilerek röntgen çekilir. Bu boşlukların olağan dışı şekiller almaları bir kanama sonucu oluşan pıhtının ya da bir beyin urunun varlığını belirtir. Bu inceleme yöntemleri özel nöroloji ya da beyin cerrahisi (nöroşirurji) merkezlerinde yapılır. Ancak bu tür incelemeler çok az sayıda hasta için gerekli olur. Baş ağrısı genellikle bu türden ayrıntılı incelemeleri gerekli kılmaz.

Advertisement

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yazın