Beyinin Yapısı

Beyinin Yapısı – Beyinin Görevi – Beyinin Özellikleri

insan beyni insanın öbür canlılardan farklı olmasını sağlayan organdır. Beyin sinir sistemi aracılığıyla, vücutta gerçekleşen bütün olayları denetler; düşünceler beyinde oluşur. Bu yazıda beynin, duygu ve davranışları düzenleyen bölümleri ele alınmaktadır.
Hayvanlar ve bitkiler, yaşantılarını sürdürebilmek için çevrelerindeki olumsuz koşullara tepki göstermek zorundadırlar. Bu tepkinin başarılı olması için, organizmanın bütün bölümlerinin çevre ile temas halinde ve çevredeki değişimleri algılayabilecek nitelikte olması gerekir. Geniş yüzeyli bitkilerde bu temas kolayca gerçekleşir. Fakat hayvanlar dünyasındaki hayat daha karmaşık olduğundan, dış çevrenin koşulları, vücudun derinliklerinde bulunan organlara ancak bir ileti sistemi ile duyurabilir. İlkel hayvanlarda sadece bu tür bir iletiyi gerçekleştiren sinir sistemi, daha gelişmiş hayvanlarda vücut içindeki değişimleri de algılayarak gerekli alanlara iletir.
Karmaşık yapılı hayvanlar geliştikçe, çevresel bilginin daha hızlı ve ayrıntılı olarak algılanması zorunluğu doğmuş ve bunu sağlayacak karmaşık sinir sistemleri gelişmiştir. Sinir sistemindeki bu gelişme hayvanın hareket etme yeteneğiyle orantılı olarak gelişmiştir. Hareket etme yeteneği bir canlıya bazı üstünlükler sağlamakla beraber,onu bazı tehlikelerle de karşı karşıya bırakır. Hareket edebilmek için karmaşık bir eklem sistemine ya da benzeri bir düzeneğe ihtiyaç vardır. Bu sistemin uyumlu bir şekilde çalışması, ancak oldukça gelişmiş bir sinir sisteminin varlığıyle gerçekleşir.
Tarihöncesi çağlarda yaşamış olan büyük boyutlu canavarların soylarının tükenmiş olmasının ancı nedeni, büyüklükleri ve hareket yeteneklerinin kısıtlılığıdır. Bu yaratıklardan bazılarının kuyruklarının ucu ile beyinleri arasındaki uzaklık, kuyruk ve arka ayaklarından kalkan duyuları algılamak için omuriliklerinin ucunda ikinci bir beynin oluşmasını gerekli kılmıştır.
Bugün yeryüzünde yaşamakta olan hayvanlar incelenirse, beyin ve sinir sistemleri arasında büyük değişikliklerin bulunduğu görülür. Beyin, hayvanın yaşantısının özelliklerine cevap verebilmek için belirli açılardan daha yetenekli ve gelişmiş olabilir. örneğin, derin sularda yaşayan balıkların koku algılama göreviyle yükümlü beyin bölümleri, insanınkinden çok daha fazla gelişmiştir. İnsan beyninin öbür canlılarınkinden üstün ve gelişmiş olan bölümü, düşünme işlemlerini gerçekleştiren merkezlerdir. insan beyninin bu nitelikleri, insanın bütün canlılardan daha üstün olması sonucuna yol açmıştır. İnsanoğlu, beyninin bu yeteneği ile hareket yeteneği açısıdan kat kat üstün olan varlıklar karşısında bile başarılı olabilmiştir.

Gri hücreler
Biyokimya, anatomi, fizyoloji alanlarındaki önemli gelişmelere rağmen beynin nitelikleri yeni yeni açıklığa kavuşmakta, bu alanda bilinmesi gerekenlerin çoğu henüz bilinmemektedir.
Beyin, kafatasının içinde bulunan yoğun bir oluşumdur. Kafatasının dibinde bulunan bir delik, beyinle omurilik arasındaki bağlantının gerçekleşmesini sağlar. Beyin embriyoda (dölyatağı içinde organların gelişimlerini henüz bütünlememiş oldukları evrede dölüte verilen ad) sinir tabakası adı verilen özel bir dokudan oluşur. Bu tabakanın en ucu genişleyerek ön beyni oluşturur; arka bölümü ise zamanla gelişerek omurilik haline gelir. Ön beyni izleyen bir bölüm orta, bundan sonra gelen bir bölüm de arka beyin olur.
Gerek beyin, gerekse omurilik üç katlı bir koruyucu zar (meninks) tarafından sarılmış durumdadır. Meninkslerin yangısı menenjit olarak adlandırılır. Bu zarlardan en dışta bulunan ve sert zar (dura mater) adını alan zar en kalın zardır. Ortada ve içte, beyin ve omuriliğe yapışık olarak bulunan katlar daha ince yapılıdır; ortadakine örümceksi zar (araknoid mater), içtekine ince zar (pia mater) denir. Bu iç zar ile orta kat arasında, içinde beyin omurilik sıvısının dolaştığı bir boşluk yer alır. Bu sıvı beynin ve omuriliğin bütün yüzeyini çevreler. Beyin, beyin yarı küreleri, orta beyin, beyincik ve beyin sapından oluşur. Beyin sapı, pons (Varol köprüsü) ve omurilik soğanı (medulla oblongata)ndan oluşur ve beyni omuriliğe bağlar.
Beyin yarı küreleri yakından incelenirse bunların dörder bölüme ayrıldıkları görülür. Bu bölümler alın (frontal), yan (parietal), şakak (temporal) ve kafa (oksipital) bölümleridir. Tıp dilinde «lop» diye adlandırılan bu bölümlerde, duyuların yorumlanması ve motor uyarıların oluşması gerçekleşir. H Beyin kabuğu (korteks), belirli görevleri yüklenmiş olan bölgeleri içerir. Bu nedenle, beyin kabuğunun belirli bir noktasının elektrikle uyarılması, vücudun belirli bir yerindeki sinir hücrelerini uyararak örneğin bir kokunun algılandığı izlenimine yol açabilir.
Beyin kesilip açılırsa, kabuk bölümünün gri, (fl bölümünün beyaz olduğu görülür. Kabuğa gri rengi veren, bu alanda yer alan binlerce beyin hücresidir. Beynin iç bölümünün beyazlığı ise bu alan da bulunan binlerce beyaz sinir uzantısından ileri gelir. Bu sinir lifleri sinir hücreleri arasındaki ilişkileri sağlarlar. Beyin hücreleri bir kompüter içindeki transistörlere benzetilebilir. Sinir lifleri de bu transistörleri birbirine bağlayan tellerdir. Bazı sinir lifleri çok uzundur; beyinden çıkıp, omurilik boyunca uzanan ve bacaklara elektriksel uyarı ileten lifler vardır.

Sağ ve sol
Beynin yüzeyi dümdüz olmayıp girintili çıkıntılıdır. Bu engebelere beyin büklümleri denir. Büklümlerin arasındaki girintiler fisür olarak adlandırılır. Beyin yüzeyinde, belirli bir bedensel işi gerçekleştirmekle yükümlü bölgeye merkez adı verilir. Örneğin Rolando yarığı adı verilen yarığın önünde yer alan ve vücudun hareket etmesini sağlayan alana, motor korteks ya da motor merkezi denir. Bu büyük yarığın hemen arkasındaki alan, duyuların algılanmasıyle görevlidir. Art kafa lobu, görme duyusuna ilişkin işlemleri gerçekleştirir. Alın lobunun geniş bir bölümü, henüz yeterince anlaşılmamış birtakım görevler görür; kişilik ve duyusal davranış merkezlerinin bu alanda yer aldığı sanılmaktadır. Bu alan, bellek ve karmaşık düşünce işlemlerinin gerçekleştiği alandır.
Beyin kabuğunun bir alanı, konuşma ile ilgili birçok karmaşık ileti yolu arasında birlikte hareketi sağlar. Konuşma merkezi, motor merkeze yakın bir bölgededir. Bu bölge, sol elini kullananlarda sağ, sağ elini kullananlardaysa sol beyin yarı küresindedir. Konuşma merkezini içeren yarı küre, baskın yarı küre adını alır.
Konuşma merkezinde, sözcükleri oluşturan, kas hareketlerini gerçekleştiren, sinir yolları arasında bağlantı sağlayan lifler bulunur. Bu merkezdeki hücreler, konuşma sırasında kullanılan kaslara, kendi başlarına uyarılar yollamazlar. Konuşurken çıkarılan her ses, ses tellerinin yutak, yumuşak damak ve dudakların, hatta göğüs duvarı ile diyaframın birlikte ve düzenli bir şekilde hareket etmesini gerektirir. Konuşma merkezi, bu birlikte hareket kalıplarının saklandığı yerdir. Bu merkez sol yarı küredeki motor merkeze çok yakın olduğundan, motor merkezin hastalığı bu merkezi, bu merkezin bozuklukları da motor merkezi kolayca etkiler. Beynin bir yarı küresinden kalkan sinirler, öbür yarı küreye geçip vücudun öbür yarısını etkilediklerinden, vücudun solunda felce yol açan bir damar tıkanıklığı, sağ elini kullananlarda konuşma yeteneğini ortadan kaldırmayacaktır. Buna karşılık vücudun sağında felce yol açan bir bozukluk, bu kimsede büyük bir olasılıkla konuşma yeteneğini de etkileyecektir.
Beyin yarı küreleri içinde, beyin karıncıkları olarak anılan ve içlerinde beyin-omurilik sıvısı bulunan boşluklar vardır. Bu sıvı, yan karıncıkların duvarında bulunan koroid pleksus (damarsı ağ) denen özel bir kılcal damar sistemi tarafından salgılanır. Bu sıvı, örümceksi zarla, ince zar arasında, subaraknoid yani örümceksi zar altı boşlukta dolanarak, beyin ve omuriliği çeşitli sarsıntılardan korur. Beyin-omurilik sıvısı genellikle saydamdır; sürekli olarak salgılanır ve geri emilerek yenilenir.
Beyin ve omurilik hastalıkları beyin omurilik sıvısının kimyasal niteliklerinde bazı değişikliklere yol açar, örneğin bu dokunun içinde kanama olunca, beyin – omurilik sıvısında alyuvarlar görülür. Bu gibi durumlarda, gerekirse omurlar arasındaki boşluklardan sokulan bir iğne ile örümceksi zar- altı boşluğa ulaşılıp, bir parça sıvı çekilir; bu sıvının incelenmesi hekime teşhise ulaşma açısından değerli ip uçları sağlar. Bu şekilde beyin-omurilik sıvısının alınması tıp dilinde bel ponksiyonu olarak adlandırılan ağrısız bir işlemdir.
Orta beyin, pons (Varol köprüsü) ve beyinciğin (serebellum) bir beyin yarı küresi ile bağlantısını sağlar. Beyincik, beynin arkasında ve altında yer alır. Bu bölümün görevi, bedensel hareketler arasında dengenin, kasların normal gerilimlerinin ve uyumun sağlanmasıdır.
Pons (Varol köprüsü), orta beyinle omurilik soğanı arasında ve beyinciğin önünde yer alır. Beyinciğin iki yarısını birleştiren sinir uzantıları buradan geçer. Burası aynı zamanda beyinle omurilik soğanını birleştiren liflerin geçtiği yerdir. Omurilik soğanında motor sinir uzantıları karşı tarafa geçerler. Bu karşıya geçiş nedeniyle, vücudun sol tarafı beynin sağ yarı küresi, sağ tarafı da beynin sol yarı küresi tarafından denetlenir. Omurilik soğanında solunumu, nabzı ve kan basıncını da denetleyen önemli merkezler yer alır.

Orkestra şefi
Beynin bu bölümleri dışında, beyinle beraber oluşup gelişen ve beyinle sıkı sıkıya bağlantılı olan iki küçük salgıbezi de vardır. Bunlardan kozalaksı (pineal) bez, görevi tam anlamıyle aydınlatılamamış bir yapıdır. Kozalaksı bezin bir adı da epifizdir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda elde edilen sonuçlar, bu yapının,, dış çevredeki ışık değiştirmelerinin sinir sisteminden meydana getirdiği uyarıları hormonsal yoldan vücudun diğer bölümlerine iletmekle görevli bir iç salgıbezi olduğunu düşündürmektedir. Üreme bezlerinin belirli devrelerde salgı salgılamaları da kozalaksı beze bağlanmaktadır. Bu ritmik hormon salgısı düzenli bir şekilde âdet görülmesine yol açar. Kozalaksı bez görevini şu şekilde gerçekleştirir: Gözün algıladığı ışık, görme siniri yoluyle beyine, ordan da kozalaksı beze bir sinirsel uyarı olarak iletilir. Kozalaksı bez, bu duruma melatonin adı verilen bir hormonu salgılıyarak tepki gösterir. Melatonin de kana karışarak yumurtalıklara ulaşır ve bu bezlerin hormon salgılamasını etkiler.
Beyinde bulunan ikinci iç salgıbezi hipofizdir. Bu beze, iç salgıbezleri’orkestrasının şefi diyenler vardır. Bu adın verilmesinin nedeni, hipofizin vücuttaki birçok iç salgıbezini etkilemesidir. Hipofizin görevini gerçekleştirmesi için, beynin hipotaLamus adı verilen bir bölümünden, belirli uyarıların gelmesi gerekir.
Buraya kadar açıklanmış olanlar şu şekilde özetlenebilir: Beyin kabuğunda oluşan bütün motor uyarılar, sinir lifleri aracılığıyle, beynin çeşitli alanlarından geçerek omuriliğe, oradan da vücudun gerekli alanlarına ulaştırılır. Beynin sol yarı küresindeki merkezler vücudun sağına, sağ yarı küresindeki merkezler de vücudun soluna motor uyarılar iletir. Böylece, sol tarafı inmeli bir kimsenin, beyninin sağ yarı küresinde bir kanama geçirdiği anlaşılır.

Advertisement

Etiketler: ,

Yorum yazın