Bilinç Kaybı Nedir – Bilinçsizlik

Bilinç Kaybı Nedir – Bilinçsizlik

Bilinçsizliğin nedenleri çoktur: Beyin sapına rastlayan bir vuruştan, vücut metabolizlasının çeşitli değişmelerine dek çeşitli nedenleri olabilir. Hekime düşen görev, ana edeni bulmak ve gereken tedaviyi uygulamaktır. Bazen, örneğin alkollü içki kullanmış bir kimsenin kafasına vurulmuş olması, ya da beyin kanaması geçirmekte olan bir hastanın aynı zamanda şekerli diyabetinin olması gibi iki etkenin bir arada rol oynaması, hekimin işini güçleştirir. Bu yazıda, bilinçsizliğin bilinen bazı nedenleri, gidermesinde başvurulacak bazı önemli yöntemler, karşılaşılan sorunlar anlatılmaktadır.
Bilinçsizlik, kişinin kendinde ve çevresinde olup bitenleri tam anlamıyle izleyebilecek durumda olmasıdır. Günlük yaşantıda bilinç, zaman zaman çok uyanık olabileceği gibi, özellikle yemeklerden sonra, oldukça bulanık olabilir. Uyku, fiziksel ve ussal bir dinlenme durumudur. Ancak, uyumakta olan bir kimse uyandırılınca, kısa bir süre içinde bilincini kazanır. Uyuyan bir kimsenin bilinci, kesinlikle kaybolmamıştır. Burnuna konan sineği kovar, çocuğu ağlayınca ya da sidik torbası dolup işemek gereksinmesi duyunca uyanır.
Bilinçsizliğin en ileri durumuna koma denir. Komadaki bir kimse, uyuyan bir kimseye benzerse de, dış uyarılara karşı tepki gösteremez. Derin komada bulunanların, en ağrılı uyarılarla bile kıpırdamaları sağlanamaz; gözbebeği, gözakı ve kas kirişi refleksleri yoktur. Eğer koma bu kadar derin değilse, bazı uyarılara tepki alınır.
Komadan bir adım önceki evreye bilinç bulanıklığı denilir. Bu durumda olan insanlar, uyarılara yavaş da olsa tepki gösterirler. Bilinç bulanıklığından önceki evrede ussal yetenekler hafifçe yavaşlar. Bu evreye tıp dilinde konfüzyon (sersemlik) denilir. Karaciğer ve böbrek yetersizliklerinde, bu evreler yavaş yavaş aşılıp komaya ulaşılır. Başa sert bir cisimle vurulursa, bu evreler çok kısa bir süre içinde aşılıp komaya girilir.
Beynin önemli bölümleri
Beyin iki yarı yuvar (hemisfer)dan oluşur. Dış bölüm olan ve tıp dilinde korteks denilen alanda (beyin kabuğu), sinir hücreleri yer alır; bunların beyin yarı yuvarlarının derinlerinde bulunan bazı hücre topluluklarıyle bağlantıları vardır. Bu hücre topluluklarına bazal gangliyonlar adı verilir. Bazal gangliyonlardan biri de taiamustur. Talamus, sinir liflerinin bağlantı merkezidir.
Ortabeyin, Varol köprüsü ve omurilik soğancığından oluşan beyin sapı ve beyinciğin ise, bazı uzantılarla beyin, yarı yuvarları ile ilişkisi vardır. Bu yapıları beyin yarı yuvarlarından ayıran zara tentoryum denilir. Bütün beyin bölümleri dura (sert zar), araknoid (örümceksi zar) ve pia (ince zar)dan oluşmuş kılıflarla örtülür, örümceksi zarla, ince zar arasında bulunan ve örümceksi zaraıltı aralık adını alan boşlukta beyin omurilik sıvısı bulunur.
Bilinçle ilgili olan en önemli yapılar, beyin kökü ve taiamustur. Bilincin yitimi için, beyin kabuğu ileri derecede zedelenmelidir. Beyin sapının özellikle üst bölümünün incinmesi, hemen derin bir bilinçsizliğe yol açar. Beyin sapının bilinçlilikte rol oynayan en önemli bölümü retiküler yapıdır. Bir tür ağ mey dana getiren, çok sayıda sinir hücreleri uzantılarından oluşan bu yapı, omurilik soğancığından Varol köprüsü ve ortabeyin aracılığıyle talamusa doğru uzanır. Bu yapının beyincik ve beyin kabuğuyla da önemli ilişkileri vardır.
Belirtilerin kaynağı
Bilinçlilik ve bilinçsizlikle ilgili bilgilerin çoğu, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle sağlanmıştı. Hayvanların beyinlerinin değişik bölümlerinin eletriksel yoldan uyarılması önemli bilgiler sağlamıştır. örneğin talamusun uyarılması geçici bir bili kaybına yol açar. Beynin belirli alanlarının zedelenmesi de önemli bilgilerin edinilmesini sağlamıştır. Kedilerde beyin sapının, omurilik soğanının bölümünden kesilmesi uyanıklılığa, beyin sapı
daha yukarıdan kesilmesi ise uykuya yol açmıştır. Çeşitli anestezi ilâçları da bu tür deneylerde denenmiştir.
İnsanlarda bu tür deneyler yapılamaz. Ancak çeşitli hastalıkların ya da kazaların sonucu olarak insan beyninin bazı alanlarının zarar görmesi, bu konudaki bilgilere katkıda bulunmuştur. Beyin boşluklarında basınç yükselmesinin, önce bilinç bulanıklığına, sonra da bilinçsizliğe yol açtığı, bu basıncın hemen giderilmesinin orta beyinde sürekli aksamayı önleyebileceği gibi bilincin geri dönmesini de sağlayacağı anlaşılmıştır.

Vücut ölünce
Kafa derisine uygulanan küçük elektrotlar aracılığıyle beynin ürettiği elektrik dalgalarının saptanması, yani elektroansefalografi, hastaların canını yakmadan ve bir tehlikeye yol açmadan beynin çalışmasının incelenmesini sağlayan bir yöntemdir. Bu yöntem de, bilinçi ilik ve bilinçsizlik konusunda önemli bilgiler sağlar. Örneğin, ağır beyin sarsıntılarından sonra, beynin ölmüş olup olmadığını bu yöntem gösterebilir. Bazen kalp atışları devam ettiği halde, beynin kabuk bölümü, bütünlüğünü, düzeltilemeyecek oranda yitirmiş olabilir. Bu durumda hastayı kurtarmaya çalışmak gereksiz ve yararsızdır. Elektroansefalografi özellikle sarada işe yarar. Anormal sara dalgalarının saptanması, hastaneye bilinci kaybolmuş bir durumda getirilen hastanın niçin bu durumda bulunduğunu aydınlatır.
Beyne giren ve beyinden dönen kan damarlarının içindeki maddelerin incelenmesi de, bilincini kaybetmiş hastalar hakkında değerli bilgiler sağlar. Bugün ksenon gibi gazların beyine girebilme hızları ölçülebilmektedir. Bu gazların 10 dakika süre ile solunmasından sonra, beyne kan taşıyan ve beyinden kan getiren ana atar ve toplardamarlar içinde, bu gazların eşit yoğunluğa ulaşmaları için geçen zamanın saptanması, beyin metabolizması onusunda bilgi verir. Beyin kan akımı, genellikle dakikada 700-800 ml. kadardır.
Bu yöntemle oksijen, glikoz ve diğer maddelerin eyin tarafından tüketimi de incelenir. Bu inceleme- er, bilincin bulanmaması için gerekli bir oksijen düzeyinin bulunduğunu, bunun altına düşüldüğünde ilincin bulanacağını gösterir. Aynı şekilde kandaki şeker de azalıp belirli bir düzeyin altına düşünce, bilinç bulanır.

Uyku şekilleri
Uyku da, beyin fizyolojisi ile ilgilenenleri şaşırtıcı tetkiklere sahip bir durumdur. Uykunun nedeni henüz kesinlikle anlaşılmamıştır. Bugün bilinen tek gerçek, beynin zaman zaman dinlenmeye ihtiyacı doğurur. Gerekli uyku ve dinlenme ertelenirse,beyin yeterli bir şekilde çalışamaz. Uykudan alıkonulan deney hayvanları birkaç gün içinde ölürler. Eskiden beynin derinliklerinde bir uyuma merkezinin bulunduğuna inanılırdı. Bugün, beyindeki retiküler yapıda oluşan uyandırıcı etkilerle, beynin başka alanlarından gelen uyutucu etkiler arasında bir dengenin varlığına inanılmaktadır.
Uykunun erken evresinde elektroansefalografide, alfa ritmi denilen normal elektriksel beyin dalgalarının yavaşladığı görülür. Bir süre sonra bunların yerini, saniyede 15-18 devirli uyku dalgaları alır. Daha sonra da saniyede 1-2 devirli yavaş dalgalar görülür. Bu dalgalar, zaman zaman uyanıklık durumundaki dalgalara dönüşür. Bu durum gerçekleştiğinde, uyuyan kimsenin gözlerinin kıpırdadığı görülür. «Hızlı göz hareketleri» olarak adlandırılan bu duruma «çelişik uyku» adı da verilir. Uykuda geçen sürenin yüzde 15-20’sinde, kâbus görmede, uykuda yürüme sırasında bu hızla göz hareketleri görülür. Bu deneyler, uyku sırasında vücudun birçok bölümü dinlenmekte olduğu halde, beyin hücrelerinde büyük çapta bir çalışmanın sürdüğünü göstermektedir.

Oksijen azlığı ya da yokluğu
Bir insanın vücudundaki çeşitli bozukluklar sonucu oluşan zehirlenmeler bilinçsizliğe yol açabilir. Böbrek yetmezliği (üremi), karaciğer yetmezliği, şekerli diyabet bu tür bilinçsizliğe yol açabilirler. Bu durumlarda bazen bilinçsizliğe yol açan maddenin ne olduğu bilinir. Örneğin şekerli diyabette aseto asetik asit ya da aseton, karaciğer yetmezliklerinde amonyum bileşikleri bilinç bulanıklığının ve yitiminin nedenidir.
Dışardan alınan bazı zehirler de bilinç yitimine yol açabilirler. Metil alkol ve etilen glikol, metabo lik asidoza yol açıp bilinç yitimine neden olabilir ler. Gene anestezikler, barbitüratlar ve etil alkol de retiküler yapı nöronlarını ya da genellikle bütün be yın hücrelerini etkileyip bilinç kaybına yol açabi lirler.
Beyin oksijensiz kalırsa insan 10-15 saniye içi de bilincini kaybeder. Örneğin kalp durması bu s nuca yol açar. Basit bayılmalarda kan basıncı azalınca beyne giden kan da azalacağından insanın bilinci bulanır. Bu durumda kişinin yere düşmesi, [beynine yeterli kan gitmesine ve böylece bilincini ¡kazanmasına yol açar. Kalbin ana atardamar kapakçığının kapattığı deliğin daralması, başka tür Dİr bozukluğa yol açar. Bu durumda, fiziksel güç sarfedilince, kalbin vücudun çeşitli alanlarına yeterli kan gönderememesi, zaman zaman bilincin yitimine sebep olur.
Sara nöbetlerinde beyinde oluşan ve aniden yazılan elektrik boşalımı, bilincin kaybına yol açar. Burada bilinç kaybı retiküler yapının ve talamusun geçici felcine sebep olur. Ayrıca oksijen azlığına, yardımcı bir etken olabilir.
Kafaya vurulan darbeler de bilinci ortadan kalkabilir. Bu durumlarda birkaç dakikada ya da saatte bilinç yeniden kazanılabiIir.
Bu tür sarsıntıların niçin bilinçsizliğe yol açtıkları ^sinlikle bilinmemektedir. Bu tür vuruşların kısa bir süre için beyin içi basıncının çoğalmasına yol
açtıkları ve bu yolla bilinç yitimine sebep oldukları sanılmaktadır.
Son yıllara gelinceye dek, beyin sarsıntılarının, hücrelerde mikroskopla görülebilen bir bozukluğa yol açmadığı sanılırdı. Ancak son yıllarda beyin hücrelerinde bazı değişikliklerin gerçekleştiği saptanmıştır. Beyin sarsıntısı geçirip ölen kimselerin sayısı az olduğundan, bu konuda henüz yeterli bilgiler yoktur. Beyin içinde bir ur oluşumu ya da pıhtı birikimi sonucu basıncın artması, kafatası gerilme yeteneğinden yoksun ve sert olduğundan, beyin yarı yuvarlarının tentoryum zarını iterek beyin sapının bulunduğu yere doğru yaslanmalarına, arabeynin tentoryumun serbest kenarları ile yan- kafa lobları arasında sıkışmasına ve böylece komaya ya da ölüme yol açar.
Beyin hücrelerinin çalışması için gerekli maddelerin, özellikle şekerin kanda azalması, beynin sıcaklığının belirli bir derecenin altına düşmesi de bilinç yitimine yol açar.

Nedeni gidermek
Koma hemen tıbbî girişim isteyen bir durumdur. Ana nedenin saptanmasından önce, hastanın solunum yolunun açık olup olmadığı incelenmeli, gerekirse ağız yoluyle solunum borusuna bir tüp sokulup bu tüpten gerekli oksijen verilmelidir. Bazen bu işlemin bir özel aygıtla yapılması gerekir. Bu arada kan basıncı ölçülmeli ve bir kanamanın bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Bilinçsizlik, bir kaza sonucu oluşmuşsa, hastanın gelişigüzel hareket ettirilmemesi gerekir. Aksi halde, örneğin boyun omurlarında bulunan bir kırık nedeniyle omurgasının kayıp omuriliğinin kesilmesine yol açılabilir.
Koma nedeni olarak, ilkin başa vurma, alkol, aspirin ya da barbitürat zehirlenmesi, beyin kanaması, sara ve şekerli diyabet hastalığı düşünülür. Otomobil kazası, intihar amacıyla bir ilâcın fazla alınması durumlarında bilinçsizliğin nedeni kolayca anlaşılır. Ancak bazen bilinç yitiminin birden fazla nedeni olabilir. Örneğin bir sarhoşta beyin kanaması, şekerli diyabeti olan bir insanın kafasını bir yere çarpmış olması mümkündür.
Beyin sarsılması dışında, beyin zarları damarlarından birinin çatlaması sonucu biriken kan pıhtısının basıncı da, bilinçsizlik nedeni olabilir. Bu pıhtının cerrahî girişimle boşaltılması ve kanayan damarın hemen bağlanması hayatın kaybedilmemesini, bilincin kazanılmasını sağlar. Bu gibi durumlarda, hasta önce beyin sarsıntısı sonucu bilincim yitirmiş, sonra bilinci geri dönmüş, ancak bir süre sonra kanamaya bağlı pıhtı birikimi sonucunda yeniden bilincini yitirmiştir.
Şekerli diyabetliler ya gereğinden fazla ensülin şırınga edilmesi sonucu kan şekerinde aşırı bir azalma, ya da yeterince ensülin verilmemesi sonucunda beyin hücrelerinin kan şekerinden yararlanamamasıyla komaya girerler. Şekerden yararlanılamaması, vücuttaki yağın yetersiz bir şekilde parçalanmasına ve kanda asitli bileşiklerin çoğalmasına yol açar. Ensülin fazlalığı durumunda, hemen damardan şekerli eriyik verilir; ensüline ihtiyaç olduğu zaman da, damardan bu hormonun verilmesi gerekir.

Kan damarının yırtılması
Bilinçsizliğe yol açan önemli bir neden de beyin kanamalarıdır. Genellikle yaşlı olan hasta, kısa bir süre içinde bilincini yitirmiştir. Bazen bu durumdan da önce ileri derecede baş ağrısından şikâyet edilir. Bazen vücudun bir bölümünün hareket edemediği, felçli olduğu görülür. Tıp dilinde bu duruma hemipleji adı verilir. Bu durumun nedeni, genellikle beynin bir bölümüne giden bir kan damarının yırtılması, ya da bir pıhtı tarafından tıkanması sonucu, o alanın yeterince kan alamamışıdır. Neden, bir kan pıhtısı tarafından tıkanmaysa, cerrahî girişimle bu pıhtının çıkarılması yoluna başvurulabilir.
Kafatası içinde gelişen bir kitle, basıncın çoğalmasına ve sonuçta önce bilincin bulunmasına, sonra zamanla yitirilmesine yol açacaktır. Beyin urları, beyin apseleri ve dura (beyin sert zarı) altı kanamaları sonucu oluşan pıhtılar bu etkiyi gösterirler. Kafatası içi basıncın yükselmesinin zamanında saptanması gerekir. Bu durumun zamanında saptanması, ameliyat yapılıp basınca yol açan kitlenin giderilmesine olanak sağlar. Bu hastalarda giderek çoğalan bir baş ağrısı görülür. Hastanın bilincinin bulanması yanında, kusma da dikkati çekebilir. Nabız yavaşlar ve solunum düzensizleşir. Göz dibinin özel aygıtlarla muayenesi, görme sinirinin başlangıcında ödem bulunduğunu ortaya koyar. Bu belirti, beyin dokusundaki sıvının gereğinden çok arttığını gösterir. Bu durumlarda beyin-omurilik sıvısının alınmaması gerekir.
İhtiyarlarda, kış aylarında soğukta kalmak, kolayca beyin dokusunun soğumasına ve bu yolla bilinç kaybına yol açabilir. Beyin zarlarının menenjit adı verilen yangıları da, özellikle çocuklarda bilinç- kaybına yol açabilir. Bu durumlarda yangıya yol açan etken, antibiyotiklerle öldürülebilen bakterilerdir.

Bilinçsiz hastaların bakımı
Bilincini kaybetmiş olan hastanın kurtulması, ancak ona bilinçsiz kaldığı süre içinde iyi bakılabilmesi ile sağlanabilir. Yukarıda belirtilmiş olan özel tedavi yöntemlerinden başka, beslenme mideye sokulacak bir tüp aracılığıyla yapılır. Bu boru aracılığıyla şeker ve proteinli eriyikler verilmelidir.
Bilincini yitirmiş olan hasta işeyemez ve dışkılayamaz. Bu nedenle, sidik torbasına kateter denen bir ince borunun sokulması ve sidik torbasının bu şekilde sürekli olarak boş tutulması gerekir. Hastanın bir tarafına iki saatten fazla yaslanması bu alanda, basınç nedeniyle, yaraların açılmasına yol açar. Bu sakınca, ya hastanın sürekli olarak durumunun değiştirilmesi ya da otomatik olarak bunu sağlayan yatakların kullanılmasıyla önlenir. Bilinçsiz hastanın yatakta yeterli şekilde korunması çok zor olduğundan kolayca zatürreeye yakalanır; bu durumun erken bir evrede ortaya çıkarılması ve gerekli antibiyotiklerin kullanılması yoluyla giderilmesi gerekir.
Başa sert bir nesneyle vurulması, sıklıkla bellek yitimine yol açar. Hasta, bilinçli ve normal bir şekilde davrandığı bir süre içinde de, yaptıklarını hatırlamayabilir. örneğin, bir trafik kazasında beyni sarsılan bir kimse, kazayı izleyen kırk beş dakika süresince bilinçsiz bir durumda kalabilir. Cankurtaranda kendine geldiği zaman, bilinci bulanık olur, sürekli olarak kendini sağa sola atar. Bu hasta, birkaç saat sonra tam anlamıyla kendine geldikten sonra kazayı, sonradan yaptıklarını, hatta bazen kazaya yol açan yolculuğa çıktığını bile hatırlamayabilir. Bu olaylar nedeniyle uzmanlar, bilinç kaybından çok, bellek yitimini beyin sarsıntısını gösteren bir belirti olarak kabul etmeğe başlamışlardır.

Advertisement

Etiketler: , , , , ,

Yorum yazın