Büyük Okyanus Hakkında Bilgi

Büyük Okyanus Hakkında Bilgi

Ekvator ve dönenceler üstünde yeralan, güneyde Güney kutbu denizlerine, kuzeyde ise Bering Boğazı,’na kadar uzanan Büyük Okyanus’ta yeryüzündeki okyanus sularının yarısından çoğu toplanmıştır. Büyük Okyanus’un doğu sınırlarını Amerika kıtasının kıyıları oluşturur; batı sınırları ise, Asya ve Avustralya kıtalarını ve bu kıtalar yakınındaki takımadaları çevreleyen denizlerin doğusundan (kabaca 147° doğu boylamı) geçer. Eskilerin varsaydıkları, hümanistlerinse
düşledikleri «Güney kıtası»nın yerinde, 180 milyon kilometre kare yüzölçümünde ve 700 milyon kilometre küp hacminde bir su kütlesi, Japonya’yı A.B.D’ nden ayırır.

Söz konusu sınırlar, «andezit hattı» denilen ve okyanus havzaları dibindeki bazalt birikimleri ile çevre denizlerin diplerini kaplayan andezit birikimleri arasında jeoloji ayrımını oluşturan çizgiye denktir. Andezit hattı, Okyanus dibinde yeralan dev çukurları izler (kuzeye doğru Aleut çukuru : 7 500 m; kuzeydoğuda Japonya çukuru: 10 500 m; batıda Mariannes çukuru: 11 000 m; güneybatıda Tonga çukuru : 10 800 m; doğuda ise Peru ve Şili çukurları : 8 000 m).
Yerkabuğu içinde dışbükey hareketler ve bu hareketlerin neden olduğu üst üste binmelerle oluşan V kesitli bu çukurlar, izostatik denge yasaları nedeniyle, Büyük Okyanus’un ünlü «ateş çemberi»ni oluşturan volkanik takımadaların doğmasına yolaçmışlardır. Kopmalar nedeniyle, yatay düzlemde hareket eden yer sarsıntısı kaynağı faylar oluşur. Bu faylardan kaynaklanan 200 km dalga uzunluğundaki dalgalar, saatte 800 km hızla ilerler ve 15 000 km uzaklığa kadar yayılabilirler! Japonların korkulu düşleri olan ve bazen Latin Amerika kıyılarında bile etkileri duyulan tsunami’ler de böyle doğar ve gelişir. Tayfunların, volkan etkinliklerinin, Güney kutup dairesindeki (Antarktika) batı rüzgarlarının yanı sıra, bu tsunami’ler, dünyanın bu en büyük okyanusuna saldırgan bir özellik kazandırır.
Okyanus, Melanezya ve Polinezya’nın kuzeybatı ve güneydoğusunda volkanik kıvrımlarla ve güneydoğuya doğru bir sırtla kesilen 4 000 m derinlikte, geniş havzalardan oluşur. Eski çağlarda akarsu aşındırmalarına uğramış olan kıta
sahanlıkları, Endonezya, Avustralya ve Yeni Zelanda açıklarında yeralır. Büyük Okyanus’un doğusunda, dik kıyılarla çevrili çok sayıda adacık vardır. Kaliforniya körfezi ve Şili fiyordları dışındakiler, fazla girinti çıkıntı göstermez. Batıda ise tam tersine kıyıları alçak ve çok girinti çıkıntılı, Yeni Gine ve Yeni Zelanda gibi geniş adalar bulunur.
Muson bölgesinden kutup bölgesine kadar uzanan ‘ Büyük Okyanus, yeryüzündeki atmosfer değişikliklerinin çoğundan etkilenir. Alize rüzgarlarının aynı yönde eserek yoğunlaştıkları dönenceler arasında kalan bölgede, özellikle de 5. ve 10. enlem dereceleri arasında, yağışlar 3 m’yi geçer ve suyun tuzluluğunu azaltır. Buharlaşma çok yüksek olduğundan, derin suları Weddel Denizi’nin ve Atlas Okyanusu’ nun katkısıyla sürekli yenilenmeseydi, Büyük Okyanus’un suları azalabilirdi.
Meksika’ya ve Filipinler’e gidip gelen İspanyol denizcilerinin eskiden beri yararlanmış oldukları Alize ve batı rüzgarları Büyük Okyanus’un yüzeysel akıntılarını oluşturur.
Ekvatorun güneyinden gelen akıntı, batıya doğru sıcak su (25°C – 27°C) taşır; Melanezya’ya ve Sonda adalarına ulaştığında karşıt yönde iki akıntıya dönüşerek Kuzey ve Güney Amerika’lara yönelir.

Kuzey yarıküresinden gelen akıntı, Panama körfezini yalayarak Kolombiya kıyılarını izler ve «Corriente del Nino» adını alır. Bunun karşıtı ise, güney yarıkürede doğuya yönelerek Galapagos adalarına kadar 100 m derinden ilerler.
12. enlem derecesinin ötesinde, Ekvator’un kuzeyinden gelen akıntı, batıya yönelerek Japon kıyılarını ısıtan Kuro Şio adlı sıcak akıntıya dönüşür; buna karşılık, ılıman enlem derecelerinden gelen batı akıntısı da, Kaliforniya kıyılarını serinletir. Aleut çukuru gibi yarı sürekli çukurlar, Bering Denizi’nden gelen soğuk suları batıya yöneltir ve Oya Şio’nun oluşmasını sağlar. Oya Şio, Honşu açıklarında Kuro Şio ile karşılaşır. Bunun eşi bir dolaşım tipi, Güney kutup dairesinden gelen soğuk akıntıları Latin Amerika kıyılarına yönelterek, Şili ve Peru kıyılarındaki çöllerin başlıca sorumlusu olan Humboldt akıntısının ortaya çıkmasına yolaçar.
Çok büyük olmasına karşın, Büyük Okyanus’un her yeri balıkçılığa elverişli değildir. Yüksek enlemlerde, balinaların ve sombalıklarının besi zincirinin başlangıcını oluşturan diyatomeler (fitoplankton- lar) vardır. Amerikan ve Japon balıkçı gemileri, buralarda sık görülür. Dönencelere yakın enlem dereceleri bölgesi ise, uzun süre önemsenmemiştir. Ekvator bölgesinin sıcak ve hafif suları, derin sulardaki madensel tuzların yüzeye çıkabilmeleri oranında, sarı yüzgeçli tenhalıklarının çoğalmasına elverişli ortam oluştururlar. Bu olay, kıta yakınlarında, siklonların sık olduğu ve soğuk akıntıların bulunduğu yerlerde kolaylaşır.
Denizci olmaktan çok kara adamı olan Okyanusyalılar, balıkçılığı Japonlara, Güney Korelilere ve Formozalılara bırakmışlardır. Japon, Güney
Kore ve ‘Tayvan balıkçılarının adalarda, dev balıkçı gemilerinin avlarını boşaltabilecekleri üsleri vardır. Balık alanlarına daha yakın olmasına karşın, Kaliforniya’nın bu yönteme başvurmaması nedeniyle, A- merika’nın bir numaralı balıkçılık limanı San Pedro olmuştur. Humboldt akıntısı, Peru kıyıları yakınında sardalyala- rın yediği bir tür fitoplanktonun çok sayıda bulunmasını sağlar. Kuzey Amerika’nın sermayesi, burada balıkçılık sanayisinin gelişmesine ve Peru’nun karaya boşaltılan balık miktarı açısından dünyada ilk sıraya geçmesine yolaçmıştır. Ancak, sardalyalarm, hayvan yemi yapımında kullanılan balık ununa dönüştürülmesinden öteye gitmeyen bu sanayi, tümüyle Humboldt akıntısının değişkenliğine bağlıdır.
1914’te Panama Kanalının açılması ve Japonya’nın dünyanın üç numaralı ekonomik gücü durumuna gelmesi, Büyük Okyanus’un önemini giderek artırmıştır. Bir zamanlar yalnızca Cap Horn yolunu izleyen büyük yelkenlilerin ve balina avlayan teknelerin dolaştığı bu sularda, günümüzde
Avustralya’dan Japonya’ya demir götüren dev maden gemileri ve Kaliforniya’yı Avustralya’ya, Venezuela’yı Japonya’ya bağlayan süpertankerler gidip gelmektedir.
Gene de, büyüklüğü göz önüne alındığında, Büyük Okyanus’ta ticaret azdır. Okyanus’un ortasında ve doğusunda yeralan mercan kayalıkları vet adacıklar, deniz trafiğinin dışında kalmaktadır. Ayrıca modern yaşamın gürültüsünden kaçmak isteyen turistlerin Polinezya’nın kapalı körfezlerinde ve Honolulu plajlarında eğlenmeleri de durumu pek değiştirmemektedir.

Advertisement

Etiketler: , , , , , , ,

Yorum yazın