Cami Nedir – Cami Hakkında Bilgi

Cami Nedir – Cami Hakkında Bilgi

Her dinin toplu ibadet amacıyla gerçekleştirilmiş yapıları vardır. Bunlardan sözgelimi musevilerinkine «havra» ya da «sinagog», hıristiyanlarınkine «kilise», müslümanlarınkine ise «cami» denir.
• Cami’nin sözlük anlamı «toplayandır; müslümanlar her gün beş kez namaz zamanlarında, ayrıca bayram sabahlarında ve cuma namazlarında camide toplanırlar. Günlük namazları camide ve topluca (cemaatle) kılma zorunluğu yoktur; ama bayram ve cuma namazları için bu bir «farz»dır; yani bu namazlar ancak cemaatle ve camide kılınabilir.

ORTAK ÖZELLİKLER
• Camilerin yapım tarihi ve yeri ne olursa olsun, bazı ortak özellikleri vardır. Hemen her cami, bir dış avlunun ortasında bulunur. Bu avlu genellikle, pencereleri demir parmaklıklarla süslü bir alçak duvarla çevrilidir. Dış avlu, camiyi günlük yaşamın gürültüsünden ayırır, çeşitli yönlere açılan birkaç kapısı vardır. Dış avluda imamlar için «meşruta» adı verilen konut bulunur. Cami, ayrıca bir iç avlu ile çevrilidir. İç avlu, dış avlu ile ana yapı arasındadır, sütunlar ve bunları birbirine bağlayan revaklarla çevrilidir. Revakların iki yanda caminin anakapısıyla birleştiği yere «son cemaat yeri» denir. Camilerin büyük giriş kapısı, «taç kapı» ya da «cümle kapısı» diye adlandırılır.
• İç avlunun tabanı genellikle mermerdendir ve ortasında, çevresine çeşmelerin sıralandığı «şadırvan» denilen yapı vardır. Camilerin ana kapıları, Kâbe yönünü gösterir.
• Caminin içine «harim» denir. Genellikle harimin ortası kubbelidir, yanlan ise yarım kubbelerle örtülüdür.
• Mihrap, taç kapının tam karşısındaki duvarda, imamın durduğu yeri belirleyen bir girintidir. Caminin yapım üslubuna göre genellikle çinilerle süslüdür ve iki yanında insan boyunda şamdanlar bulunur, mumlar da ona göredir. Mihrabın sağında «mimber» vardır. Mimber, yerden yüksek, genellikle mermer ya da ahşap oymalı bir kürsü gibidir. Mimberde «hatip» denilen din görevlisi hutbe okur. Cami içinde, mihrabın iki yanındaki duvarlarda parmaklıkla çevrili özel yerlere «maksure» denir. Önceleri hükümdar burada namaz kılardı, camilere «hünkar mahfili» denen balkon sonradan yapıldı. Ayrıca bir kadınlar mahfili ve bir müezzinler mahfili vardır.
• Müezzinler, namaz zamanının geldiğini bildirmek için yüksek ve ince yapılı kule biçimindeki minareye çıkar ve ezanı, minarenin balkon biçimindeki şerefesinden okurlar.
• Birden çok minareli camilerde, kandil ve bayram günlerinde minareler arasına mahya kurulur. Mahya, özel yöntemle kandillerin (günümüzde ampullerin) yazı ya da resim oluşturacak biçimde dizilmesiyle oluşturulur.
• Camiler, genellikle tek yapılar değildir. Medrese (yüksek okul), kütüphane (kitaplık), çeşme, sebil, hamam, imaret (aşevi), sıbyan okulu, darüşşifa (hastane), hazire (mezarlık), tabhane (mutfak) gibi yapıların bütünü ya da birbölümü ile çevrilidir ve bu yapı-

TARİHSEL GELİŞME
• İlk müslümanlann dua etmek için özel bir yerleri yoktu. İlk cami, Hicret sırasında, Mekke ile Medine arasındaki Kuba köyünde kerpiçten yapıldı. Daha sonra Medine’de, Hz. Muhammed’in evinin bulunduğu avlu cami olarak kullanıldı. Minare olmadığı için, müezzinler yüksek bir taş üstüne çıkarak namaz zamanını bildirirdi. Namaz sırasında cemaat ve imam aynı yöne bakmalıydı. Bu yöne «kıble» dendi. Kıble önce Kudüs’e dönüktü, daha sonra Mekke’ye çevrildi.
• Emeviler döneminde, gerçek anlamda cami yapıları oluşturuldu. Bunlardan en ünlüsü, 691’de yapılan Kudüs’teki Ömer Camisi ya da Kubbetüs sahra’dır. Bunu 702’de yapılan Mescidül Aksa izler. Ayrıca Keyrevan ve Kurtuba camileri de, İslam mimarlık tarihinin önemli yapıtları arasında yeralır.
• Daha sonraki dönemde Abbasiler, fiamarra Ulu Camisi ile Ebudülef camisini gerçekleştirdiler. Öte yandan Endülüs Emevilerinin kurduğu Kurtuba camisi de, bugün hâlâ görkemle yükselmektedir.
• Bu arada Fatımiler, Kahire’de El Ezher camisini yaptırdılar (972).
• Anadolu Selçukluları, Konya ve Kayseri’de çeşitli özellikte cami ve mescitler yaptırdı. Bu dönem, ulu camiler dönemi sayılır. Sivas Ulu Camisi bunların en eskilerindendir (XI-XII. yy.). Kayseri Ulu Camisi (1140), Niğde Alâeddin Camisi (1224), Amasya Burmalıminare Camisi (1243), İznik’teki Yeşil Cami (1424), söz konusu camilerin ünlülerin- dendir.
• Ama cami mimarlığı, en görkemli örneklerine Osmanlılar döneminde kavuştu. Artık tuğladan taşa geçilmişti ve a- nıtsal yapılar imparatorluğun birer simgesi olarak yükseliyordu. Edirne, Bursa ve İstanbul, özellikle Sultanlar ve Hanımsultanlar tarafından yaptırılan Selatin camileriyle donatıldı. Bursa’daki ünlü camiler arasında Ulucami (1399), Yeşilcami (1424), Edirne’deki camiler arasında Beyazıt külliyesi (1488), Selimiye külliyesi (1575), İstanbul’daki büyük camiler arasında ise Fatih Camisi (1470), Beyazıt Camisi (1505), Sultan Selim Camisi (1526), Şehzade Camisi (1548), Süleymaniye Camisi (1557) sayılabilir.
• Cami mimarisinin kuşkusuz en büyük ustası Mimar Sinan’dı. Sinan, hem imparatorluğun, hem Osmanlı uygarlığının özelliklerini kendinde toplayan bir üslup oluşturmuştu.
• Daha sonra, imparatorluğun gerileme dönemine girmesiyle orantılı olarak ve Batı sanat ve kültürünün etkileriyle, Sinan üslubu da niteliklerini yitirdi. Batının barok ve rokoko üslupları, camilerde de denendi ve oldukça başarılı sonuçlar elde edildi.
• Cumhuriyet döneminin en önemli yapısı, İstanbul’da Şişli Camisi ve Ankara’da Kocatepe Camisi oldu. Bunların yanı sıra İstanbul’da Bostancı Camisi, Zonguldak’ta Yeni Cami, İzmirde Alsancak Camisi de, çağdaş mimarlık üslubuna giren yapılar olarak sayılabilir.

Advertisement

Yorum yazın