Fotoğraf Nedir – Fotoğrafın Tarihçesi


Fotoğraf Nedir – Fotoğrafın Tarihçesi

FOTOĞRAF, ışığın kimyasal etkisine karşı duyarlı maddelerden yararlanılarak, bir nesnenin elde edilen görüntüsü (resmi). Sağlanan görüntü süreklidir ve istenildiğinde çoğaltılabilir.

Fotoğraf aygıtının objektifini açıp kapayan küçük kaldıraca veya düğmeye basıldığında, görüntüsü (resmi) çekilecek olan nesneden gelen ışık ışınları merceklerden geçerek duyarlı bir madde ile kaplı filmi (Bak.) etkiler. Objektif içinde bulunan diyafram (Bak.), ışığın azaltılıp çoğaltılmasına olanak verir. Diyafram ortasındaki yuvarlak delik ne kadar büyükse ışıklandırma o kadar az olmalıdır. Film üzerindeki duyarlı madde, jelatine karıştırılmış bir gümüş tuzudur. Işığın etkisiyle tuz ayrışır ve gümüş açıkta kalır. Işık ne kadar güçlü ise, ayrışma o ölçüde çok olur. Böylece film üzerinde görüntü meydana gelirse de henüz görülemez. Onu görülebilir duruma getirmek için, birtakım kimyasal işlemlerin yapılması gereklidir. Bu işlemler sırasında gümüşün, ayrılması tamamlanır ve artık resim görülmeye başlar. Fakat bunun ışığa karşı dayanıklı duruma gelmesi gerekir. Yeni bir kimyasal işlemle, film üzerinde bozulmamış olarak kalan duyarlı gümüş tuzu filmden ayrılır. Artık resim açık ve seçik olarak görülür ve fakat negatiftir; yani aslında beyaz yerler filmde siyah ve koyu renkli yerler saydam (beyaz) dır. Siyah – beyaz (ak – karâ) filmde, sözgelimi beyaz bir duvar kara, kara bir kapı tokmağı beyaz görülür. Bu negatif filmden, çok kez bir fotoğraf kâğıdına, pozitif kopye alınır. Bu kağıtların bir yüzü de ışığa karşı duyarlı, jelatine karıştırılmış bir madde ile kaplanmıştır. Kâğıdın bu yüzü film üzerine sıkıca çakıştırıldıktan sonra ışıklandırılır; sonra özel çözeltilerle yıkanarak, resmin iyice belirmesi ve bozulmazlığı sağlanır. Negatif bir filmden, istenildiği kadar pozitif kopye yapılabilir. Pilin üzerindeki resim, büyütücü (agrandizör) denilen bir aygıtla, büyütülerek de kopye edilebilir. Büyütücü, bir çeşit projeksiyon aygıtıdır.

Renkli resim, doğal renklerin en çok üç ana renkten meydana geldiği ve bu üç renkten türlü renklerin oluşturulabil-diği gerçeğine dayanır. Bu bakımdan renkli resim basımım andırır. Renkli resim çekebilmek için, aynı şeyin, birbiri ardınca, sarıyı, maviyi ve Kırmızıyı geçiren üç filtre (süzgeç) ile üç ayrı fotoğrafı çekilir. Böylece üç ayrı negatif film elde edilir. Sonra bunlar üst üste konulduğunda, konu, doğal renkleriyle görülür. Bunun yerine maviye, sarıya ve kırmızıya karşı duyarlı maddelerle kaplanmış (ince bir katman halinde) filmden yararlanma olanağına erişilmiştir. Bu film projeksyonla gösterilir veya renkli fotoğraf kâğıdına kopye edilir. Renkli filmlerin de negatif ve pozitif o-lanlan vardır.

İlk fotoğraf 1837’de çekildi. Bu pozitif bir resimdi. Hemen hemen aynı günlerde başka bir kimse de pozitif ve negatif resim çekmeyi başardı. O zamandan beri, bir yandan fotoğraf aygıtları, öte yandan camiar veya filmlerle birlikte kâğıtlar gittikçe iyileştirildi. En eski aygıtlarla resim çekebilmek için, duyarlı camlar, dakikalarca ışıklandırılırdı. Oysa zamanımızda, çok duyarlı filmlerle saniyenin iki binde biri kadar kısa bir süre ışıklandırma ile, başarılı resimler çekilebilmektedir (Spor karşılaşmaları, yarışmalar, atılmış tabanca mermileri gibi). Zamanımızda, yalın bir kutudan başka bir şey olmayan fotoğraf aygıtlarından, değiştirilebilir birçok objektifleri olan karmaşık aygıtlara kadar birçok tür alıcılar vardır.

Bir filmin belli bir aydınlanmada ne kadar bir süre ışıklandırılacağım saptamak için, elektrikli ışıkölçerler kullanılır. Ayrıca, fotoğraf aygıtlarına uzaklık-ölçer eklenmiş, flaşlar yapılmıştır.

Advertisement

Yorum yazın