Fransız Devrimi Nedir

Fransız Devrimi Nedir

FRANSIZ DEVRİMİ Fransa’da 1789’da başlayarak on yıl süren büyük devrim. Dünya tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. 18. yüzyılda Fransa’da yönetime mutlak monarşi egemendi. Soyluların (aristokratlar) ve din adamlarının (kilise) ayrıcalıkları büyüktü. Halk için özgürlük ve eşitlik yoktu. Endüstrinin ve burjuvazinin gelişmesi topluma yeni bir düşünce anlayışı getirmişti. Amerika’da İngiliz egemenliğinden kurtularak insan haklarına dayalı bir özgürlükçü cumhuriyet düzeninin kurulması, İngiltere’de 17. yüzyılın sonlarına doğru özgür bir düzenin gerçekleşmiş olması da bu düşünce anlayışını geliştiren nedenlerdi. Çağın Fransız düşünürleri (Voltaire, J.J. Rousseau, Montesquieu, Diderot, vb.) eski toplumsal kurumlara, kilisenin bağnazlığına ve yerleşik törelere karşı ilerici ve özgürlükçü düşünceler öne sürüyorlardı. Bunların yanı sıra Fransa savaşlar ve üretici olmayan sınıflar (din adamları ve aristokratlar, saray) yüzünden yoksul düşmüştü. Ülke ekonomik ve toplumsal bunalımlar içinde kıvranıyordu. Duruma bir çare bulmak için Kral 16. Louis, Etats Generaux’yu toplantıya çağırmak gereğini duydu. 1614 yılından beri toplanmamış olan Etats Généraux (Eta Jenero), önemli sorunlar çıktığı zaman ülkenin her yanından çağrılan ve toplumdaki üç sınıfı (soylular, din adamları ve halk) temsil eden üyelerden oluşuyordu.
Meclis 1789 yılında Versailles Sarayı’nda toplandı. Halk bu meclisten ayrıcalıkların kaldırılmasını, vergide ve adalette herkes eşit davranıla-cağına dair karar alınmasını, özgürlüğün sağlanmasını bekliyordu. Ancak olumlu bir sonuç sağlanamadı. Meclisi açan kral yalnızca vergilerden söz etti, yeniliklerden çekinilmesini istedi. Halk temsilcileri buna karşı çıktılar. Ayrıca soyluların ve papazların temsilcileri ile halkın temsilcileri arasında da anlaşmazlık çıktı. İlk iki sınıfın temsilcileri halk temsilcileriyle birlikte toplanmak istemediler. Halk temsilcileri de nüfusun yüzde doksan altısını temsil ettiklerini öne sürerek tek başlarına toplandılar ve kendilerine “Ulusal Meclis” adını verdiler. Bu meclisin aldığı kararlar kral tarafından kabul edilmedi. Kral meclisin dağılması için haber yolladıysa da meclis üyeleri dağılmadılar ve yeni bir anayasa yapmadan dağılmayacaklarına and içtiler. Bu diretme üzerine kralın emriyle diğer temsilcilerin de katılmasıyla meclis toplandı ve Kurucu Meclis adını aldı.

Kral yenilikçilere karşı tutum aldı, Paris yakınına yabancı askeri birlikler getirtti. Bunun üzerine Paris’te karışıklık çıktı. Halk silaha sarılıp siyasi hükümlülerin kapatıldığı Bastille Hapishanesi’ni ele geçirip, tutukları serbest bıraktı (14 Temmuz 1789).

Kurucu Meclis toplantılarını sürdürdü. Bir dizi yasa çıkardı, “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi”ni yayımladı. Doğa ve yasa önünde herkesin eşitliğini, özgürlüğünü, can, mal ve ırz güvenliğini, yargılama güvenliğini, vb. ilan eden bildiri ilkeleri 1791 yılında yapılan anayasada da yer aldı. Bu ilkeler daha sonra bütün dünyada girişilen tüm demokratik hareketlerde öncü olmuş, Türkiye’de Meşrutiyet ve Cumhuriyet anayasalarında da gözönünde bulundurulmuştur.

Kurucu Meclis, ekonomik sıkıntıyı önlemek amacıyla Kilise mallarının satılmasına karar verdi. Paris dışında da halk yer yer ayaklandı, kiliselere ve soyluların malikanelerine saldırdı. Soylular ve bazı din adamları yurt dışına kaçtılar ya da saklandılar. Soyluluk Unvanları ve tüm ayrıcalıklar kaldırıldı. Avrupa’daki diğer krallıklar bu durumu endişe ile izliyor ve önlemeye çalışıyorlardı. Kral 16. Louis kayınbiraderi Avusturya lmparatoru’nun yanma gitmek üzere Paris’ten kaçarken sınırda eşiyle birlikte yakalandı. Cumhuriyetçiler bunu fırsat bilerek cumhuriyet ilan ettirdiler (1792) ve kralla kraliçe idam edildi. Bunun üzerine Avrupa devletleri Fransa’ya savaş açtılar. Ancak Fransızlar büyük bir milliyetçilik örneği göstererek, ülkelerini başarıyla savundular. Ne var ki bu arada devrimciler arasında görüş ayrılığı çıktı, önderler birbirine düştü. Bunu fırsat bilen kralcılar da başkaldırdılar. Hükümet iç ve dış düşmanlarla baş edebilmek için 1793 yılında bir “Ulusal Güvenlik Komitesi” ve devrim mahkemeleri kurdu. Devrimin önderlerinden Danton’u Robespierre ve arkadaşları, onları da başka devrimciler giyotinle idam ettirdiler. Karışıklıklar ve kıyımlar “Terör” dönemi olarak adlandırıldı ve bu dönemde on binlerce kişi giyotinle başları kesilerek öldürüldü. Ülkeyi 1792-795 arasında Konvansiyon Meclisi, 1799’a kadar Direktuvar Hükümeti (beş kişilik yönetim) yönettiyse de başarılı olamadı. O sıralarda ün kazanan genç bir general, Napolyon Mısır seferinden dönerek Direktuvar yönetimini devirerek üç kişiden oluşan konsüllük yönetimi kurup, kendisi de birinci konsül oldu. 1802’de bu görevinin ölümüne dek süreceğini açıkladı. Bununla da yetinmeyerek 1804 yılında kendisini imparator ilan ettirip yeniden mutlak monarşiye dönülmesini sağladı. Gerçekte devrim 1799’da Direktuvar yönetimi ile birlikte sona ermişti.

Fransız Devrimi dünyada etkileri en uzun süren ve toplumların yapılarının değişmesine yol açan devrimlerden biridir. Bu olaydan sonra Avrupa’da ve dünyada krallık rejimleri eski saygınlıklarını yitirdiler. İnsan haklan bütün ulusların amacı oldu. Sosyal haksızlıklara karşı direnmeler, özgürlük ve bağımsızlık savaşları arttı. Devrimin temel ilkeleri olan özgürlük, eşitlik ve adalet giderek tüm dünyaya yayılıp, cumhuriyet yönetimlerinin yaygınlaşmasını sağladı.

Advertisement

Yorum yazın