Fransız İhtilali Nedir

Fransız İhtilali Nedir
Fransız İhtilali NedirFRANSIZ İHTİLÂLİ, dünyâ tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur (1730 – 1804). Yeniçağ’da Avrupa’nın güçlü devletlerinden olan Fransa, koyu bir mutlakiyetle yönetiliyordu. Bu ülkede eşitlik ve özgürlük yoktu. Oysa, Fransızlar. artık soyluluğa, dine ve göreve dayanan ayrıcalıklara katlanamaz olmuşlardı. Endüstri topluma yeni bir anlayış getirmişti. Fransa, İçin için kaynıyordu. Sonunda çok kanlı bir ihtilâl çıktı. Fransız ihtilâlinin çeşitli nedenleri vardır:

Krallık Yönetimi: Fransa krallarının yetkileri çoktu.’ Krallar, kendilerini. Tan-rı’nın yeryüzündeki vekilleri olduklarım sanıyorlardı. XVI. Lui (Louis XVI), Yüksek yetkilerini kullanmasından. Allah’tan başka kimseye lıesap vermek zorunda olmadığını* söylemişti. Kralın isteği kanundu. Yine aynı kral.

Halkın Sınıflara Ayrılması: Fransa halkı, soylular, papazlar, burjuvalar, ve köylüler olmak üzere birbirinden ayrı haklan olan dört sınıftı. Soyluların geniş toprakları, yerleri ve yurtlan vardı. Yüksek devlet memurlukları bunlara verilirdi. Vergi ödemedikleri gibi, feodalite döneminden kalma bir yöntemle kendileri köylülerden vergi alırlardı. Çok giderleri olduğundan borç içinde idiler. Birçoğu kralın sarayından ayrılmaz, kraldan aylık ve yardim beklerdi. Din işleriyle uğraşan papazların devlet ve halk üzerinde otoriteleri vardı. Fransa’ da toprakların beşte biri kilisenin elinde idi. Papazlar, bu topraklardan sağladıkları gelirle rahat yaşıyorlardı. Devlete karşı bir yükümlülükleri yoktu. Burjuva sınıfı, doktorlar, mühendisler, avukatlar, tüccarlar ve sanayiciler gibi serbest meslek sahiplerinden oluşuyordu. Bu sınıfın siyasal hakları yoktu. Fakat ticaretin ve sanayiin gelişmesiyle oldukça zenginleşmişlerdi. Aralarında birçok da aydın yetişmişti. Zaman zaman kral ve hükümet bunlardan borç almıştı. Burjuvalar, bir an önce devletin iflâsa giden mali durumunu denetim altında bulundurmak ve soylularla eşit haklara sahip olmak istiyorlardı. Devrimcilerin düşünceleri en çok bu sınıfı etkiliyordu. Çoğunluğu meydana getiren köylü sınıfının ise hiç bir li3kkı yoktu. Devletin bütün yükü bunların üzerinde idi. Askere giderler, vergi verirler, soyluların ve kilisenin tarlalarında köle gibi çalışırlardı. Çok yoksul düşmüşlerdi. Fransa’da ihtilâlden bir yıl önce büyük bir kıtlık olmuş, halk acınacak durumda sokaklara dökülmüş, ot ve kök yemişti. XVI. Lui, bir piskoposa halkın durumunu sormuş, o da, «Haşmetmeap, köylüler koyun gibi ot yiyorlar, sinek gibi açlıktan ölüyorlar» karşılığını vermişti.

İngiltere ve Amerika’nın Etkileri: İngiltere’de, XVII. yüzyılın sonlarında, demokrasi yönetimi kurulmuştu. O zaman dünyanın en özgür insanları İngilizler-di. İngiltere’ye giden Fransız aydınları, burada gördükleri hak ve hürriyetlerin kendi ülkelerinde de sağlanmasını istemeye başladılar. Bu durumu, söz ve yazı ile halka anlattılar. Öte yandan Amerikalıların insan haklarını açıklamaları ve cumhuriyet yönetimini kurmaları, o-raya yardıma gönderilen Fransız gönüllüleri ve askerleri üzerinde derin etkiler yapmıştı. Bunlar, ülkelerine dönünce, halkı hükümete karşı gelmeye kışkırttılar.

Fransız Düşünürlerinin Etkileri: İhtilâlden önce, Fransız düşünürleri, özellikle devlet ve ülke sorunlarını, sosyal durumu incelediler. İnsanların özgürlük ve eşitlik gibi doğal hakları olduğunu ileri sürdüler. Sınıflar arasındaki ayrılıkları belirterek iyi bir devlet rejiminin esaslarını göstermeye çalıştılar. Yazılarıyla kralları ve kiliseyi şiddetle eleştirdiler. Bunların en ünlüleri, Montes-kiyö (Montesquieu), Volter (Voltaire) ve Jan Jak Ruso’dur (Jean Jacques Rousseau), Montesquieu, en iyi devlet yönetiminin yürütme, yasama ve yargı güçlerinin ayrı ayrı ellerde bulunan rejimlerde olduğunu ileri sürmüştür. Voltaire, yirmi yıl aralıksız eşitlik, özgürlük ve din serbestliğini sağlamak için yazılar yazmıştır. Jean Jaques Rousseau, insanların özgür ve eşit olduklarını belirtmiş, bunları sağlamanın hükümetin amacı olduğunu açıklamıştı.

Mâliyenin Bozulması: İhtilâlin en ö-nemli ve yakın nedeni, mâliyenin bozulması ve devletin iflâs halinde bulunmasıdır. Fransa, XVIII. yüzyılda Avrupa’da çıkan bütün savaşlara katılmış, İngilizlere karşı ayaklanan Amerikalılara yardım etmiş, bu yüzden mâliyesi çok sarsılmıştı. Hükümet, gereksiz masraflar yapıyordu. Halktan topladığı vergiler, krallar için harcanıyordu. Bütçe a-çığını kapamak için memurluklar satılıyor, sürekli olarak borç alınıyordu. Kral XVI. Lui, güçlü bir devlet adamı değildi. Herkesin sözüne kanıyordu, ö-zellikle zevk ve eğlenceye düşkün eşi Mari Antuvanet’in fMarie – Antolnette)

isteğine göre hareket ediyordu. Kral, mâliyeyi düzeltmek amacıyla maliye bakanlığına atadığı Türgo’yu (Turgot) görevinde tutmasını bilemedi. Turgot, projelerini uygulayabilseydi ve öteki reform girişimleri önlenmeseydi, belki de ihtilâl çıkmazdı. Fransa, artık öyle bir duruma geldi ki borç alacağı kaynaklar da tükendi. Hazine bomboş kaldı. Kral bu güç duruma bir çare bulmak için Eta-j ener o (Etats Gen6roux) denilen meclisi toplantıya çağırdı. Böylece XVI. Lui kendi idam kararını, kendi eliyle imzalamış oldu.

İhtilâlin Başlaması ve Gelişmesi: Soylular, papazlar ve halk sınıfı temsilcilerinden oluşan Etajenero, 1789 yılında Versay (Versailles) sarayında toplandı. Fransız halkı, bu mecliste ayrıcalıkların kaldırılması, vergi almakta ve adalet işlerinde herkese eşit davramlması, özgürlüğün sağlanması gibi önemli konuların görüşüleceğini umuyordu. Oysa kral, açılış konuşmasında yalnız vergilerden söz etti. Yeniliklerden çekinilmesin! sert bir dille belirtti. Halk temsilcileri, kralın bu sözlerinden hoşlanmadılar. Daha ilk günlerde soyluların ve papazların temsilcileriyle halk temsilcileri arasında anlaşmazlık çıktı. Soyluların ve papazların temsilcileri, halk sınıfı temsilcileriyle bir arada toplanmak istemediler. Bunun üzerine halk temsilcileri, Fransa halkının yüzde doksan altısını temsil ettiklerini ileri sürerek kendilerinden oluşan meclise Millî Meclis (Assemblée Nationale) adını verdiler. Bunlar, ileride alınacak vergilerin, meclisin onayı olmadan toplanılmaması hakkında bir karar aldılar. Artık kral, gelişigüzel vergi koyamayacak ve alamayacaktı. Bunun üzerine kral, Millî Meclisin toplandığı salonu kapattı. Halk temsilcileri, salonu kapalı görünce, başka bir salona gittiler; Fransa’ya bir anayasa yapmadan dağılmayacaklarına yemin ettiler. Kral, birkaç gürç sonra bütün E-tajenero üyeleri önünde Millî Meclis kararlarının geçersiz olduğunu, her sınıf temsilcilerinin ayrı ayrı salonlarda toplanmalarını söyledi. Ayrıcalıklı sınıfların temsilcileri salondan çıktıkları halde, halk sınıfı temsilcileri, salonda kaldılar. Protokol bakanının, kralın buyruğunu başkana hatırlatması üzerine heyecana kapılan, Mirabo (Mirabeau). «Biz burada halkın isteği ile duruyoruz. Gidiniz efendinize söyleyiniz, bizi buradan ancak süngü kuvveti çıkarabilir» dedi. Kral, meclisin dağılmaması üzerine, istemeyerek bütün temsilcilerin Millî Meclise gelmelerini bildirdi. Böylece Etajenero genel kurulu Kurucu Meclis (Assemblées Constituantes) oldu.
Kral yenilik istemeyenlerin kışkırtmasıyla Paris yakınlarına bir yabancı birlik getirtti. Yenilikten yana olan bakanları görevden aldı. Bunun üzerine Paris’te karışıklık çıktı. Hükümetin zor kullanmasından çekinen Paris halkı, savunma önlemleri aldı ve silahlandı. Parisliler, 14 temmuz 1789 günü, siyasî mahkûmların bulunduğu Bastil hapishanesine saldırdı. Kanlı bir çarpışmadan sonra içerdekiler kurtarıldı ve bina yıkılıp yakıldı (14 temmuz 1789 tarihi, Fransız millî bayramı olarak kabul edilmiştir).

Bastil’in yıkıldığı haberi Versay’a geldiği zaman gece yarısı idi. Bir soylu, durumu krala bildirdi. XVI Lui kekeleyerek, «Fakat bu bir ayaklanmadır» deyince, soylu «Hayır Haşmetmeap, ayaklanma değil, büyük bir ihtilâldir» karşılığını verdi. Gerçekten bu olay, Fransız ihtilâlinin başlangıcı oldu.

Mecliste, çok heyecanlı toplantılar yapılıyordu. 4 ağustos gecesinde, derebeylikle ilgili ayrıcalıkların kaldırılmasına, yürütme, yasama ve yargı yetkilerinin ayrılmasına, bütün vatandaşların kanun önünde eşitliğine, mezhep ve ibadetin serbestliğine karar verildi. Paris’te olup bitenleri yakından izleyen iller a-halisi, yer yer yöresel hükümetler kortlular; milis kuvvetleri hazırladılar; meclisin verdiği kararları koruyacaklarına yemin ettiler.

Kurucu Meclis, malî sıkıntıyı önlemek amacıyla kilise mallarını satmaya karar verdi. Uzun tartışmalardan sonra, devletin şeklini belirten anayasayı kabul etti. Bu kanunla birlikte. İnsan ve Vatandaş Hakları bildirisini yayımladı. Bu bildirinin birinci maddesinde, «İnsanların hür ve eşit doğdukları, hür ve eşit yaşayacakları», ikinci maddesinde, «İnsanların hürriyet, mülkiyet, güvenlik ve kötülüğe karşı direnme haklan olduğu» yazılı idi. Bundan sonra kral ve meclis halkın zoru ile Paris’e taşındı.

XVI. Lui, ihtilâli tanımak, yenilik hareketlerini kabul etmek istemiyordu. O-nunla birlik olanlar da vardı. Kral, yabancı bir devletin yardımını sağlayarak yeniden krallık yönetimini kurmaya karar verdi. Bu amaçla, kayınbiraderi olân Avusturya imparatorunun yanına gitmek üzere eşi ve çocuklarıyla birlikte gizlice Paris’ten ayrıldı. Fakat sınıra yaklaştığı bir sırada yakalanarak Paris’e getirildi (1791). Bu olaydan sonra, krala karşı güvensizlik arttı. Kralın beş on gün Paris’ten ayrılması, ülkenin kral-sız da yönetilebileceği düşüncesini kuvvetlendirdi. Cumhuriyet isteyenler, bu durumdan yararlanarak geniş ölçüde propaganda yapmaya başladılar. Kurucu Meclis, meşrutiyet yönetiminden yana idi. Krala, anayasaya bağlı kalacağına yemin ettirerek bu olayı kapatmak İstedi. Bu sırada, Fransa’dan kaçan soylular ve din adamları, yabancı ülkelerde yeni rejime karşı çalışıyorlardı. Kurucu Meclis, Avusturya ve Prusya’nın, Fransa’yı eski rejime dönmeye zorlamaları üzerine yeni seçime karar verdi ve dağıldı.

Yasama Meclisi (L’assemblee Legislative. 1791 – 1792): Fransa, yeni anayasaya göre meşruiyetle yönetilecekti. Yeni seçilen meclisin çoğunluğu krallıktan yana idi. Fakat XVI. Lui. veto hakkına sahip olmakla birlikte, anayasayı içtenlikle kabul etmiş değildi. Mecliste, cumhuriyet isteyenler de vardı.

Birçok soylu ve din adamı, Fransa’dan kaçarak Ren ırmağı kıyılarında toplanmıştı. Bunlar, kralı, ihtilâlcilerden kurtarmak için AvusturyalIlarla PrusyalIları Fransa üzerine yürümeye kışkırtıyorlardı. Meclis, bu Fransa’dan kaçanlara, belli bir süre içinde ülkeye dönmelerini bildirdi. Geri gelmezlerse, vatan haini sayılacaklarına, mal ve mülklerinin ellerinden alınacağına karar verdi. Kral, veto hakkını kullanarak bu kararı imzalamadı. Bunun arkasından Avusturya imparatoru ile Prusya kralının görüşerek kralı kurtarmak için Fransa üzerine yürüyeceklerini ilân etmeleri, Paris’te büyiik bir heyecana neden oldu. Krala karşı .kuşkular daha çok arttı. Yeni Fransız kabinesi Avusturya’ya savaş açtı. XVI. Lui, bu durumdan memnun oldu. Fransa yenilirse, eski rejime dönülebilecekti. Fransa orduları iyi hazırmış değildi, öte yandan kral ve kraliçe kabinede kararlaştırılan savaş planlarını düşmana bildirdiler. Bu yüzden Fransız orduları Belçika’da yenildiler. Prusya’nın da savaşa girmesi üzerine cumhuriyet taraflarını Paris’te, başta Danton. Robespiyer (Robespierre) ve Mara (Marat) olduğu halde bir ayaklanma çıkardılar. Paris belediyesine saldırarak kraldan yana olan belediye kurulunu dağıttılar. Yerine Komün denilen yeni bir belediye kurulu kurdular. Sonra hep bjr-likte kralın sarayına girdiler. XVI. Lui yakalanarak hapsedildi. Geçici bir hükümet kuruldu. Yasama Meclisi, kral hakkında bir karar vermek üzere yeni bir meclisin seçilmesini uygun buldu ve dağıldı.

Millî Konvansiyon Meclisi (La Convention Nationale, 1792 – 1975) : Yeni

meclis devlet şeklinin cumhuriyet olduğunu ilân etti. Kral, vatana ihanet suçundan meclis önünde muhakeme edilerek idamına karar verildi. Eşi Marie -Antoinette de aynı cezaya çarptırıldı. Her ikisinin de başı halk önünde giyotinle kesildi (1793).

Kralın idamı içte ve dışta büyük bir tepkiye neden oldu, Avrupa kralları, ihtilâl hükümetine karşı savaş açtılar. Meclisin yayımladığı bildiride, «Sınıra doğru yüz binlerce asker geliyor. Özgürlükten korkanların hepsi, cumhuriyet yönetimimize karşı silahlanıyor. Vatandaşlar, vatan tehlikededir» deniliyordu. Bunun üzerine Fransız gönüllüleri silaha sarıldılar ve sınırlara koştular. İçte de durum kötü idi. Halk kralın idamını iyi karşılamadı. Birçok ilde ayaklanma çıktı. Bunun üzerine ihtilâle önderlik eden Danton, Robespierre ve Marat, karışıklıklara son vermek için ülkeyi olağanüstü önlemlerle yönetmeye karar verdiler. Meclisteki partiler de birbirine düştüler. Şiddet yanlısı olanlar, kan dökülmesini istemeyenlere üstün geldiler. Fransa’da terör adı verilen kanlı bir dönem başladı. Birçok kimse. «Şüphelidir, devrim düşmanıdır» gibi suçlarla ihtilâl mahkemelerine gönderildi. Savcılar, gerekli bir inceleme yapmadan idam cezası istediler. Hâkimler, bu isteğe uyarak id^m kararları verdiler. Giyotinler durmadan işledi. Çok kan döküldü. Fakat amaca da varıldı. İçte güven kuruldu. Düşmanlara karşı da zaferler kazanıldı. Bundan sonra şiddet yanlısı olanlar arasında ikilik çıktı. Danton ve arkadaşları, terörün kaldırılmasını istediler. Fakat onlara karşı olanlar. Katolikliği kaldırdılar; onun yerine «akıl di-ni»ni koydular. Yeni bir takvim yaptılar. Bütün kiliseleri kapattılar ve din a-damlarına hakaret ettiler. Bu sırada Robespierre, dindar olarak ortaya çıktı;.azgınların düşmanı oldu. Azgınlar, Paris ahalisini aç bırakmakla suçlandırıldı ve idamlarına karar verildi. Robespierre, Danton’u ılımlı olmakla suçlayarak onu da öldürttü. Bu davranışlar için Danton, «İhtilâl, kendi çocuklarını yiyor» demiştir. Tek başına kalan Robespierre. ülkeyi bir diktatör gibi yönetmeye başladı. Rejim düşmanı diye daha binlerce insan idam edildi. Bu döneme «büyük terör» denildi. Fakat, bir süre sonra. Robespierre’e karşı harekete geçen milletvekilleri, onu da arkadaşlarıyla birlikte öldürttüler. Hükümeti, ılımlılar ele geçirdiler. Yeni bir anayasa yapıldıktan sonra Konvansiyon Meclisi dağıldı (1795).

Direktuvar (Direetoire) Dönemi, 1795 – 1799; Bu anayasaya göre, iki yüz elli kişilik İhtiyarlar Meclisi ile Beşyüz-ler Meclisi kuruldu. Kanun yapmak hakkı Beşyüzler Meclisine, onaylamak hakkı İhtiyarlar Meclisine verildi. Hükümet, bu iki meclisin seçtiği beş di-rektuvardan kuruldu. Bu dönemde devlet işleri yolunda gitmedi. Ordu, politikaya karıştı. Napolyon (Napoleon), A-vusturya’ya üstün geldi: fakat. Mısır’da başarı sağlayamadı. Fransa’da Direktuvar yönetimine karşı hoşnutsuzluk başladı. Herkes güçlü bir hükümeti gerekli görüyordu.

Konsüllük (Consulat) Dönemi. 1799 -1804: Fransa’da siyasal durumun bozuk olduğunu öğrenen Napolyon. Mısır seferinden umudunu kesmiş olduğundan gizlice Fransa’ya geldi. Napolyon, kendisine çok taraftar buldu. Beşyüzler Meclisini dağıttı. Konsüllük yönetimini kurdu. Bu yeni rejime göre ülkeyi üç konsül yönetecekti. Napolyon, kendisini birinci konsüllüğe seçtirdi: güven ve düzeni sağladı. İngilizlerle anlaşarak İhtilâl savaşlarına son verdi. Fakat o, her şeyden önce kendisine iyi bir gelecek hazırlamak istiyordu.

Fransızlar, demokrasiyi kurmak için çok kan döktülerse de ülkede bu yönetim gerçekleştirilemedi. Napolyon kazandığı zaferlerden sağladığı ünle, durumu elverişli bulduğu bir zamanda kendisini imparator ilân etti (1804).

Fransız İhtilâlinin Etkileri: Fransız -lar, ihtilâlle mutlak krallığın devrilebi-leceğini göstermiş oldular. Avrupa kralları, krallık yönetimini korumak için Fransa’ya saldırdılar. Avusturya ve Prusya hükümdarları, halk için çalışmaya başladılar. Fakat bu önlemler, demok^t-si için girişilen eylemlere ve ayaklanmalara engel olamadı. Sonunda Avrupa kralları, meşrutiyet yönetimini kabul etmek zorunda kaldılar. İhtilâlin önemli bir sonucu, milliyetçilik ilkesidir. Düşman ordularının Fransa’ya saldırması, Fransızları birleştirdi. Onların milliyetçilik ve vatanseverlik duygularını güçlendirdi. Fransızlar. milliyetçiliği, yani her milletin kendi kendini yönetmesi ve bağımsız olması ilkesini bütün Avrupa’ ya yaydılar. Bu durum, en çok imparatorları kuşkuya düşürdü. Çünkü yönetimleri altında bulunan çeşitli milletler, milliyetçilik ilkelerine göre ayrı ayrı devletler kurmak isteyeceklerdi. .<■

Fransa ihtilâli ile dünyaya yayılan hürriyet, eşitlik, adalet, bağımsızlık ve milliyetçilik gibi demokrasinin ana ilkeleri. milletlerin yaşantılarında büyük değişiklikler- yaptı. Zamanla cumhuriyet yönetimleri kuruldu.

Advertisement

Etiketler: , , ,

Yorum yazın