Gebelik Zehirlenmesi Nedir

Gebelik Zehirlenmesi Nedir

Gebelik sırasında yüksek tansiyon, sidikte albümin, ayak bileklerinde şişler çok görülen durumlardır. Fakat, gebeliğin son aylarında genel sağlık bozulmasıyla birlikte bu üç belirtinin hepsine birden rastlanması olasılığı azdır. Önemli olan, bu durumu, daha önce hastada olup da gebelikte ağırlaşan bir böbrek hastalığı ile karıştırmamaktadır.
Gebeliğin son aylarında bazı kadınlarda tansiyon yükselmesi (hipertansiyon), sidikte protein (albüminüri), dokularda sıvı fazlalığı (ödem) görülür. Eskiden bunların dolaşımdaki bir toksinden ileri geldiği düşünülürdü; bu duruma «gebelik zehirlenmesi» ya da «gebelik toksikozu» denilmesi bundan ötürüdür. Bazen bu belirtilerden sonra sara (epilepsi) krizine benzer krizler de görülür. Bu krizlere eklampsi krizi denir. Günümüzde krizli çeşidine az rastlanmakla birlikte, gebelik zehirlenmesi, hâlâ birçok ülkede gebelik dönemi hastalıklarının ve düşüklerin etkenleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu zehirlenmenin klinik teşhisi için yukarıdaki üç durumdan (hipertansiyon, albüminüri ve ödem) ikisinin olması şarttır.

Gebelik zehirlenmesinin birçok belirtisi, bu arada özellikle baş ağrısı, bulanık görme, gözlerin önünde benekler uçuşması, tansiyon yükselmesiyle ilgilidir. Genç bir kadında tansiyon genellikle 13,5 un altındadır. Bununla beraber normal bir gebelikte 11’e kadar düşük bir tansiyon bile olağan sayılır.

Gebelik zehirlenmesi çoğunlukla son üç ayda olur. Yedinci ay başlamadan yüksek tansiyon görülürse, bu, daha önceden var olan, gebelikle fazlalaşan ve rastlantı sonucu ortaya çıkan bir hastalığın belirtisi demektir.

İdrar tahlili niçin yapılır?

 

Albüminüri bu zehirlenmenin erken ortaya çıkan belirtilerinden biridir. Sidik tahlili sidikte protein varlığını göstermişse, gebelikte bir anormallik olduğu düşünülmelidir. Böbreklerin süzme mekanizması çok ileri, çok gelişmiş bir mekanizmadır. Bu mekanizmanın görevlerinden biri vücudun proteinini saklamaktır. Normal çalışmayan, hırpalanmış bir böbrek bu proteini sidiğe karıştırır. (Sidikte aibüminden başka proteinler de bulunmakla birlikte bu duruma albüminüri denir) Sidikteki proteinin derecesi ölçülür ve derecesine göre böbreğin ne kadar hasta olduğu anlaşılır. Bu nedenle gebelik süresi içinde her doktora gidişte sidik tahlili yapılmalıdır. Ancak, tahlil sonucunda protein bulunursa bu her zaman zehirlenme olduğunu da göstermez; eski bir böbrek hastalığının işareti de olabilir.
Böbreğin görevlerinden biri de «renin» denilen bir madde üretmektedir. Bu madde kan damarlarının kas gücünü artırabilen hormonsal bir mekanizmaya göre etki yapar. Damarların kas gücünün artışı, kan akışına direnci artırır ve kan basıncını yani tansiyonu yükseltir. İşte bu nedenle, böbreklerin işle, meşini değiştiren herhangi bir etken hem albüminüri hem de hipertansiyon yapabilir.

ödem Yunanca şiş, şişkinlik anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. Dokularda gereğinden çok sıvı bulunması durumu için kullanılır. Gebe olmayan ve sağlığı düzgün kadınlarda da, örneğin uzun bir alışverişten sonra, ayak ve ayak bileklerinin şiştiği görülür. Sürekli ayakta durmayla ayaklardaki ve bacakların alt kesimindeki kılcal damarlarda hidrostatik basınç yükselir. Bu da kandan dokulara sıvı süzülmesini artırır. Kan, sıcaklık ve hareket nedeniyle genişlemiş damarlarda birikir; kirli kanın kalbe dönüşü daha yavaş olur. Varisli toplardamarlarda bu hareket büsbütün yavaşlar. Akşam üzeri, günlük işler bittikten sonra, ayaklarını yüksekçe bir yere uzatıp dinlenmek, kirli kanın kalbe dönüşünü hızlandırır; bu da biriken sıvıyı yok eder; şişkinliği indirir.. En ince damarların çeperlerinden süzülen sıvı, vücut sağlıklı ise, kana karışır. Bunu plazmadaki proteinlerin çekişi, geçişme (osmoz) hareketi sağlar. Fakat büyük açlık, kıtlık dönemlerinde olduğu gibi, kanda protein yokluğu başgöstermişse veya kalp yetmezliğinde olduğu gibi, dokularda osmoz etkinliği olan birtakım metabolitler (metabolizma artıkları) yığılmışsa ödem meydana gelir.

 

Gebelik Zehirlenmesi Nasıl anlaşılır

 
Gebelik zehirlenmesinin klinik belirtileri çeşitli böbrek hastalıklarında da meydana gelebilir. Bunlar gebeliğe bağlı hastalıklar değildir; fakat bu hastalıkların varlığı gebeliği güçleştirir. Bu hastalıkları gerçek gebelik zehirlenmelerinden ayırt etmek çoğu zaman zordur. Bazı bilginler gebelik zehirlenmesine «kuramlar hastalığı» (teoriler hastalığı) demektedirler. Çünkü hipertansiyon, albüminüri ve ödem gebelik zehirlenmesine özgü bir belirti değildir. Bunların her üçü de, başka hastalıklarda da görülebilen durumlardır. Gebelik zehirlenmesinin etkenleri konusunda ileri sürülen varsayımların çoğu geçersizdir; çünkü her zaman doğru çıkmamışlardır. Zaten çok nedenli durumları anlayıp açıklama konusundaki tıbbî çalışmalar, bir soğanın tabakalarını soymaya benzer. Soğanın tümü hipertansiyon, albüminüri ve ödem belirtilerinin toplu görünüşü ise, tek tek tabakalar ayrı ayrı birer hastalıktır. Bugün için biribirinden ayırabildiğimiz tabakalar yalnız böbrek hastalığı, kalp hastalığı, hipertansiyon ve iç salgıbezleri hastalıkları tabakalarıdır. Elde soğanın orta kısmı, merkezi kalmaktadır kı, buradaki hastalıkların ne sayısı, ne de nitelikleri bilinmektedir. Ancak tek tek tabakalar soyulabildik-çe nedenler ortaya çıkacak ve tedavi yolları aranacaktır.

Mol hidatik (mola hydatidosa) denilen urun incelenmesi, gebelik zehirlenmesinin iyice anlaşılmasında çok faydalıdır. Bu ur, genellikle ilk gebelikte ortaya çıkan ve eklampsi krizi yapabilen bir durumdur. Ur alınırsa eklampsi krizi derhal ortadan kalkar. Döllenmeden sonra döllenen yumurta dölya-tağı içine yerleşir ve bir kan damarları örgüsü meydana getirir. Bu damarlar örgüsünün dokusu (tro-foblast) dölyatağının çeperinin içini örerek sonunda plasentayı meydana getirir. Bu oluşum denetim altında tutulmazsa zorlaşır ve fazla büyümüş bir trofoblast yığını gelişebilir. Buna mol hidatik denilir. Bir üzüm salkımı biçiminde olan bu şişlik normal bir embriyo ile birlikte oluşabilir. Bunun nedeninin döllenmiş yumurtadaki bir bozukluk olduğu kesinlikle bilinmektedir. Bu ur aşağı yukarı 2000 gebelikte bir görülür. Mikroplanmayı ve kanamayı önlemek için hemen alınmalıdır. Bazen kansere dönüştüğü olur. Bu duruma koryon epitelyoma (koryokarsinom) denilir. Bu kanser türünün tamamen iyileştirilebiImesi, çağımız tıbbının büyük başarılarından biridir.

Mol hidatiğin yaptığı zehirlenme ve eklampsi dönemi öncesi zehirlenme, döllenme ürününün döl -yatağından çıkmasıyla iyileşir. Bu sonuç, mol hidacikte ameliyatla, gebelikte ise doğurmakla olur. Bu da gösteriyor ki, hastalığı yapan etkenler doğrudan doğruya dölyatağının içeriğiyle Hgilidir.

Gebelik zehirlenmesinin nedenleri aranırken aldosteron ve renin hormonlarının rolü ve bunların gebelik zehirlenmesi üzerindeki etkileri üzerinde de durulmuştur.

Beslenme koşullarının kötüleştiği savaş yıllarında gebelik zehirlenmelerinin azalması, araştırmacıların bu konuda aşırı beslenme üzerinde durmalarına da yol açmıştır.

Genel denetimin önemi

 
Bu konuda akla gelen soruların hiç birine kesin cevap alınamamıştır. Hormonların bir rolü varsa da bunun ancak ikinci derecede kaldığı anlaşılmaktadır. Çeşitli refleksler üzerinde durulmaktadır. İstatistiklerin ortaya koyduğu, fakat nedeni anlaşılmayan bir olgu, gebelik zehirlenmesinin en çok ilk gebelikte görülmesidir. Beslenme düzeninin bu hastalığa katkısı olasılığı üzerinde durulmaktadır. Ancak bunun da derecesi bilinmemektedir. Gebelik zehirlenmesi ayrı ülkelerde ayrı oranlardadır. Hatta aynı ülkenin değişik bölgelerinde.değişik oranlar gösterir. Amerika’da yapılan istatistikler hastalığın besin azlığına bağlı «pellagra» (PP vitamini yokluğu sonucu olan bir cilt hastalığı) gibi hastalıklarla birlikte görüldüğünü ortaya koymuştur.

Gebelik zehirlenmesi sonucu ölenlere yapılan otopsiler bu kimselerin ince kan damarlarında yaygın bir pıhtılaşma olduğunu göstermektedir. Ancak bu belirti de gebelik zehirlenmesine özgü değildir. Başka hastalıklarda, özellikle ağır enfeksiyonlarda ve bazı kanserlerde de buna rastlanabilir. Bazı deney hayvanlarına, bakteri parçacıkları şırınga edilmiş, sonuçta bu çeşit pıhtılaşmalar görülmüştür. Bundan da gebelik zehirlenmesinde bu çeşit tepkilerin ufak kan damarlarının hırpalanmasına yol açtığı, bunların da geniş bir alanda pıhtılaşma yaptığı sonucu çıkmaktadır. Bütün bu deneylere rağmen bu zehirlenmenin ortak etkeni olabilecek bir ^bakteri, virüs ya da belirli bir toksin bulunamarnış-‘tır. Asıl nedenlerden birinin plasentada başlayan bir değişiklik olabileceği sanılmaktadır. Bu değişiklikte vücut kendi hücrelerini tanıyamaz, yadırgar ve bunlara karsı savunmaya geçer.

Yapılan istatistikler ABD ve Ingiltere’de her on iki gebelikten birinde zehirlenme olduğunu ortaya koymuştur. En çok ilk gebelikte, ikiz gebeliğinde ve dölütün çevresinde çok sıvı olan (hidramniyos) gebelikte rastlanmaktadır. Annenin doğumdan önce gördüğü bakım da bunda büyük rol oynamakta-dır.Amerika’da üniversite hastanelerinin kadın doğum servislerine yatırılan 100 hastadan 12’sinde gebelik zehirlenmesi görülmektedir. ABD’de yılda 30 bin ölü doğum ve yeni doğmuş çocuk ölümü bu hastalıktan olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde doğan her 5 000 çocuğa karşı bir kadın gebelik zehirlenmesinden ölmektedir. Anne ile bebeğin ikisinin birden ölümü olaylarının başlıca etkeni bu hastalıktır, öteki nedenler kürtaj, akciğer ambolisi ve kanamadır. Dölyaiağında çocuk ölümü olayları da doğrudan doğruya gebelik zehirlenmesine bağlıdır. 100 çocuktan 5’i hafif vakalarda, 100 çocuktan 25’i ise eklampsi krizi gösteren vakalarda ölür.

Zehirlenme plasentanın görevini de etkiler. Zehirlenme olan annelerin bebekleri normalden daha ufaktır, ölüm vakaları da plasenta yetersizliğine, erken doğuma ve dölyatağı kanamasına bağlıdır. Gebelik zehirlenmesinde plasenta kanama sonucu dölyatağı çeperinden gerektiğinden önce ayrılır. Buna «abruptio placentae» denilir. Zehirlenme çocuğun doğmasıyla geçtiğinden, doktor, anneyi erken doğurtmakla ortaya çıkabilecek tehlikelerle, çocuğun gebelik sonuna kadar dölyatağında kalmasının tehlikelerini ölçmeli, seçimi ona göre yapmalıdır.

Her nekadar gebelik zehirlenmesinin temel nedenleri bilinmiyorsa da bunun klinik belirtileri başarıyla tedavi edilmekte, hatta önlenebilmektedir. Hastada gebelik zehirlenmesinin belirtilerinden herhangi biri görüldüğünde yapılacak ilk şey hipertansiyon, böbrek hastalıkları, kalp hastalıkları ve iç sal-gıbezleri hastalıklarından birinin bulunup bulunmadığını araştırmaktır. Rahatsızlık gebeliğin ilk aylarında ortaya çıkmışsa mol hidatik olup olmadığını araştırmak da gerekir.

Yukarıda sayılan hastalıkların olmadığına karar verildikten sonra tansiyon yüksekliği, albüminüri ve ödemin nedeni araştırılır. Tansiyon çeşitli etkenlere göre değişebilir; bunun için ölçme hasta dinlenirken yapılmalıdır. Gebelik sırasında sidikte protein, gebe kadınlarda başkalarından daha çok görülen üreme organı hastalıkları ya da sidik yolu hastalıklarından ileri gelebilir, ödem ise en az objektif olan belirtidir. Çünkü normal gebelerin yüzde kırkında ayak bilekleri veya parmaklar şişebilir.
Doğum öncesi iyi bir kontrol, zehirlenmeyi önler; hiç değilse hafifletir. Bu nedenle gebe kadın düzenli olarak doktora gidip tam bir denetimden geçmelidir.

 

Gebelik Zehirlenmesi Tedavisi

 

Çeşitli tedavi yolları vardır. Bütün bu yolların ortak yanı diüretik (sidik söktürücü), tansiyon düşürücü ilâçlar kullanılması, tuzsuz besin rejimi^ uygulanması, yatak istirahat! verilmesi, gerektiğinde hastanelerde yatıştırıcı ilâçlar kullanılmasıdır. Bazı kliniklerde özel beslenme rejimleri uygulanır. Bütün bu tedbirlerin amacı, bebek doğuma hazır olacak büyüklüğe gelinceye kadar zehirlenme derecesinde artmayı önlemektir. Çoğu zaman doğumu etkenleştirecek müdahalelerde bulunmak zorunda kalınır. Travay, yani dölyatağının doğum, sırasındaki çalışması, yapma yolla başlatılır. Ağır durumlarda sezaryene başvurulur. Erken, doğan çocukları birçok güçlük beklediğinden, çocuk ne kadar gelişmiş doğarsa yaşaması olanağı o kadar büyüktür.

Basit gebelik zehirlenmesi olan kadın, gebeliğinin son haftalarında tüm normaldir. İleride başka bozukluklar çıkacağını gösterir hiç bir belirti yoktur. Halbuki, az da olsa, daha sonraki gebeliklerde de aynı hastalık ortaya çıkabilir. Çocuk, doğumu ve ilk birkaç günü atlatırsa, normal bir gelişme gösterir.

 

Advertisement

Etiketler: , , , , , ,

Yorum yazın