Haçlı Seferleri Nedir

Haçlı Seferleri Nedir
Haçlı Seferleri NedirAvrupa’da yaşayan Hıristiyanların birleşerek kutsal yerleri Müslümanlardan kurtarmak amacıyle yaptıkları saldırılara denir. Sekiz Haçlı seferi yapılmıştır. Bu seferler XI. yüzyılın sonlarında başlamış, XIII. yüzyılın sonlarına kadar sürmüştür (1096 -1272).

Haçlı Seferlerinin Nedenleri: a) Dinsel duygular: Haçlı seferlerinden önce kurulan Kuluni tarikatı Avrupa’da geniş bir alana yayılmıştı. Bu tarikattan olan din adamları Avrupa’daki devletler ve beylikler arasında barış yapılmasını sağladılar. Bundan sonra bütün Hıristiyanları, Müslümanlara karşı savaşa kışkırttılar. Allah’ın ve peygamberleri İsa’nın bunu istediklerini ileri sürdüler ve çok taraftar kazandılar. Hıris-tiyanlar, dinlerine çok bağlı idiler. Eskiden beri hac ödevlerini yapmak için Kudüs ve çevresindeki kutsal yerleri ziyarete giderler, günahlarının affı için dua ederlerdi. Oysa, bu sırada Suriye ve Filistin karışıklık içinde idi. Buraya gelip hacı olduktan sonra’Avrupa’ya dönenler, Müslümanlardan yakındılar. Kudüs’ün kurtarılmasını istediler. Din adamları da kutsal yerleri kurtarma savaşma katılacaklara birçok dinsel vaatlerde bulundular, b) Bizans imparatorluğunun durumu: Selçuklular, Anadolu’yu almışlar, İstanbul yakınlarına kadar ilerlemişlerdi. Bizans imparatoru Aleksi Komnen, papaya başvurarak acele yardım istemiş, çok güç durumda olduklarını, İstanbul, Türklerin eline geçerse, Avrupa ülkelerinin de tehlikeye düşeceğini bildirmişti. Avrupa Hıristiyanları, doğudaki kardeşlerinin kurtarılmasını gerekli görüyorlardı, c) Ekonomik durum: Avrupa, XI. yüzyılda büyük bir ekonomik sıkıntı içinde bulunuyordu. Halk çok yoksul düşmüştü. Köylüler açlıktan ölüyordu. Soylular sınıfından olanların da çoğu işsiz güçsüz kalmıştı, AvrupalIlar, Müslüman – Türk ülkelerinin çok zengin olduğunu Kudüs’ü ziyarete gelenlerden işitmişlerdi. Baharat ve ipek yollan, işlek limanlar Müslümanların elinde idi. Buralarını ele geçirirlerse, rahata kavuşacaklarını umuyorlardı.

Papa II. Urban (Urbanus), Haçlı seferlerinin yapılmasını çok istiyordu. Yeni ülkeler alınınca, sözünün geçtiği yerler de genişleyecekti. Fransa’nın Clermont şehrinde topladığı konsilde (dini meclis), şövalyeleri ve bütün Hıristiyan-ları, Müslümanlara karşı sefere çağıran ateşli bir konuşma yaptı. Doğu Hıristiyanlarının acı ve sıkıntı içinde olduklarını anlattı. Onların yardımına koşa-eak olanlara her türlü yardımın yapılacağını açıkladı. Haçlı seferi, Avrupa’nın her şehir ve kasabasına papazlar tarafından duyuruldu. Piyer Lermit (Pierre L’Ermite) adlı topal bir papaz, elinde bir haç olduğu halde köyleri ve kasabaları dolaştı. Kudüs’ün, Müslümanların elinden kurtarılması için etkili konuşmalar yaptı.

Clermont şehrinde toplanan konsilde.

Hıristiyanlar, günahlarını affettirmek, yeni ülkeler ele geçirerek zengin olmak ve macera aramak amacıyla kısa sürede büyük ordular hazırladılar. Bu seferlere katılanlar, elbiselerinin üzerine ve silahlarına haç işareti koydular. Onun için kendilerine Haçlılar denildi.

Birinci Haçlı Seferi: Düzenli ordular hazırlanırken Piyer Lermit, çevresine topladığı işsiz güçsüz kimselerle yola çıktı (1096). Ona kuvvetleriyle Yoksul Gotiye de (Gautier) katılmıştı. Bunlar geçtikleri yerleri yağma ediyorlar ve her türlü kötülüğü yapıyorlardı. İstanbul yakınlarına geldikleri zaman yine çapula başladılar. İmparator Aleksi Komnen onları hemen Anadolu’ya geçirdi. Bunlar. arkadan gelen büyük orduları beklemeden ileri yürüyüşe geçtiler. Anadolu Selçuklu sultanı I. Kılıç Arslan’ın kuvvetleri tarafından kuşatılarak yok edildiler. Gotiye de ölenler arasında idi. Piyer Lermit güçlükle İstanbul’a kaçabildi. Kısa bir süre sonra Aşağı Loren (Lo-raine) dükü Gdfrua dö Buyyon (Gode-frol de Bouillon) komutasında ve içersinde birçok kont ve dük bulunan düzenli bir ordu dört koldan İstanbul’a geldi. Bu orduya, Avrupa’nın çeşitli milletlerinin birlikleri katılmıştı. Bizans imparatoru Haçlılarla bir anlaşma yaptı. Buna göre, Haçlılar, Anadolu’da Selçuklulardan aldıkları yerleri BizanslIlara verecekler, onlar da Haçlılara erzak yardımı yapacaklardı (1097). Haçlılar, Anadolu içlerine doğru yürüyüşe geçtiler. Zorlu bir kuşatmadan sonra İznik şehrini aldılar. Haçlı ordusu 500 bin kişiden çoktu, Eskişenir (Dorileon) ovasında Türk kuvvetleriyle Haçlılar arasında kanlı bir savaş oldu, I. Kılıç Arslan, ordusunu geri çekerek Haçlılarla yıpratma savaşı yapmaya başladı. Şehir ve kasabaları boşaltıyor, Haçlıların su ve erzak bulamaması için, her türlü önlemi alıyordu. Haçlılar, her gün binlerce ölü bırakarak güçlükle ilerliyorlardı. Haçlılar, sekiz ay süren bir kuşatmadan sonra Antakya’yı aldılar. Buradan Kudüs’e doğru yürüyüşe geçtikleri zaman 50 bin kişi kadar kalmışlardı. Haçlılar Fatımîlerin elinde bulunan Kudüs’ü, yetmiş gün süren şiddetli bir kuşatmadan sonra alarak yağma ettiler ve bütün Müslümanları öldürdüler (1099). Kudüs’te bir Latin krallığı kurdular; Go-defroi de Bouillon’u kral yaptılar. Ele geçirdikleri yerlerde Avrupa’da olduğu gibi kontluklar ve düklükler meydana getirdiler.

İkinci Haçlı Seferi: Haçlıların Kudüs’ü almaları, İslâm ülkelerinde büyük bir üzüntü yarattı. Türk hükümdarları Haçlıların ele geçirdikleri yerleri geri almaya başladılar. Musul atabeyi İma-dettin Zengi, Haçlılarla savaştı ve Ur-fa’yı aldı (1144). Güç duruma düşen Kudüs krallığı Avrupa’dan yardım istemek zorunda kaldı. Papanın çağrısı üzerine Fransa kralı VII. Lui (Louis VII) ile Alman imparatoru III. Konrad, haçlı elbiselerini giyerek ordularıyle yola çıktılar (1147). önce III. Konrad, İstanbul üzerinden Anadolu’ya geçti. Konya ovasında Selçuklu sultanı Mesut’a yenilerek İznik’e kaçtı. Orada Fransa kralı VII. Lui ile buluştu. Bunlar çok az bir kuvvetle Antalya üzerinden Suriye’ye gidebildiler. Kudüs kralı ile birleşerek Şam’ı almak istedilerse de başarı sağlayamadılar. Bir sonuç alamadan geri dönmek zorunda kaldılar (1149).

Üçüncü Haçlı Seferi: Mısır’da Eyyubî devletini kuran Salahaddin, Haçlılarla amansız bir savaşa girişmişti. Kudüs kralının ordusunu Tabariye gölü yakınında Hıttin denilen yerde ağır bir yenilgiye uğrattı (1187). Çok sayıda tutsak aldı. Bu başarıdan sonra Kudüs, Beyrut, Sayda ve Akkâ şehirlerini ele geçirdi. Sur ve Antakya’dan başka bütün yerler Haçlıların elinden çıktı. Bunun üzerine Avrupa’da hemen bir Haçlı seferi hazırlığı yapıldı. Fransa kralı Fi-lip Ogüst (Philippe Auguste), İngiltere kralı Arslan Yürekli Rişar (Richard) ve Alman imparatoru Frederik Barbaros (Friedrich Barbarossa) Haçlı ordularının başına geçtiler (1189).

Alman imparatoru Frederik Barbaros (Bak.) ordusuyle Anadolu’ya girdi. Selçuklularla savaştı. Konya’yı işgal etti. Kilikya’da Tarsus çayında boğularak öldü; ordusu dağıldı. Fransa ve Ingiltere kralları deniz yoluyle gelerek Akkâ kalesini uzunca süren bir kuşatmadan sonra aldılar. Fakat, Ingiltere kralı ile arası açılan Fransa kralı Filip Ogüst ülkesine döndü. Arslan Yürekli Rişar, Kudüs’ü almak için Salahaddin ile savaştı ise de başarı sağlayamadı. O da iki yıl sonra geri dönmek zorunda kaldı (1192).

Dördüncü Haçlı Seferi. Kutsal yerlerin, Türklerin elinde kalması, Hıristi-yanları üzüyordu. Papa III. tnosan’m kışkırtmasıyle yeni bir Haçlı seferi daha hazırlandı. Krallar aforozlu olduklarından bu sefere yalnız prensler ve şövalyeler katıldı. Dördüncü Haçlı seferini, tanınmış İtalyan kontlarından Bonifas (Bonifacio) yönetti. Haçlılar, Anadolu’dan geçmenin zorluğunu anlamış olduklarından deniz yolunu seçtiler. Venedik gemileri bu orduyu büyük bir para karşılığında Mısır’a götürecekti. Haçlılar, paranın hepsini ödeyemediklerinden geri kalan bölümü için Adriya denizi kıyısında Macarların elinde bulunan Zara kalesini alarak Venediklilere verdiler. Bu sırada Bizans karışıklık

içinde idi. İmparatorluktan indirilen Isak Angelos’un oğlu Ve-nedik’e giderek Haçlıları İstanbul’a çağırdı. Bonifas, bu isteği kabul etti. Yolunu değiştirerek Haçlı ordusunu gemilerle İstanbul’a getirdi. Isak Angelis yeniden imparator oldu. Fakat, biraz sonra Haçlılar İstanbul’da çıkan bir ayaklanmayı bahane ederek şehri aldılar; burada bir Lâtin imparatorluğu kurdular (1204). Haçlılar, İstanbul’u üç gün yağma ettiler. Bu arada birçok sanat eseri yok oldu. Şehrin bir bölümü yandı.

Beşinci Haçlı Seferi: Macar kralı II. Andre, Kuzey Avrupa’dan gelen Haçlılarla birlikte Akkâ’ya geldi (1217). Fakat bir başarı sağlayamadan ülkesine döndü. Geri kalan Haçlılar, Mısır’da Dimyat’ı aldıktan sonra Kahire üzerine yürüdülerse de, çok kötü duruma düşerek Akkâ’ya döndüler.

Altıncı Haçlı Seferi: Alman imparatoru II. Frederik (Friedrich II), deniz yoluyle Akkâ’ya geldi (1228). Barış yoluyla Haçlıların Kudüs’te oturmalarını sağladı. Fakat bir süre sonra Kudüs yeniden Müslümanların eline geçti.

Yedinci Haçlı Seferi: Kudüs’ün alınması üzerine, Fransa kralı Sen Lui’nin (Saint Louis) yönetiminde bir Haçlı seferi hazırlandı. Büyük bir kuvvetle yola çıkan Lui, Dimyat’a geldi ve şehri aldı (1249). Buradan Kahire üzerine yürüdü. Fakat yenilgiye uğrayarak tutsak düştü (1250). Dimyat’ı geri vererek kurtuldu ve ülkesine döndü. Bu seferden de bir sonuç alınamadı.

Sekizinci Haçlı Seferi: Antakya’nın düşmesi üzerine bir Haçlı seferi daha hazırlandı. Fransa kralı Sen Lui yeniden Haçlı elbisesi giydi. Bu sefer Tunus üzerine yapıldı. Müslüman korsanlar, Sicilya kıyılarını vuruyorlardı. Şehir kuşatıldı. Burada çıkan bir salgın sonucunda kral öldü Ordusu, Fransa’ya döndü.

Haçlı Seferlerinin Sonuçları: Hıristi-yanlar iki yüz yıl kadar süren Haçlı seferleriyle kesin bir başarı sağlayamadılar. Fakat bu seferlerin çok önemli sonuçları oldu.

Haçlılar, Anadolu’yu Türklerden alamadılar. Yalnız Filistin’de ve Suriye’de Kudüs krallığı ile birkaç Latin beyliği ve İstanbul’da Latin imparatorluğu kuruldu. Bunlar da çok sürmedi. Yalnız bu uzun süren savaşlar, Türklerin Avrupa’ya doğru ilerlemelerini geciktirdi.

Papalar ve öteki. din adamları, Hıris-tiyanlara, Haçlı seferlerine katılırlarsa, Allah’ın ve peygamberleri İsa’nın kendilerine yardım edeceklerini, gittikleri yerlerde başarı kazanacaklarını ve zengin olacaklarını söylemişlerdi. Bu savaşlar, amacına ulaşmayıp başarısızlıkla sonuçlanınca, papaların ve kilisenin otoritesi sarsıldı. Her söylenenin doğru olmadığı kanısı uyandı.

Kontların, düklerin uzunca bir süre ülkelerinden ayrılmış olmaları, bazılarının savaşlarda ölmesi, bazılarının da güçlükle ülkelerine dönmesi yüzünden, Avrupa’da feodalite (derebeylik) zayıfladı. Bu durumdan yararlanan krallar, kontların ve düklerin ülkelerine egemen olmaya başladılar. Zamanla Avrupa’da büyük ve güçlü devletler ortaya çıktı. Ayrıca orta sınıf olan burjuvalar önem kazandı.

Haçlı seferleri sırasında Akdeniz’de ticaret gelişti. Venedik, Cenova, Pisa ve Marsilya şehirleri zengin ve işlek birer liman haline geldi. Hıristiyanlar ve Müslümanlar birbirlerini daha yakından tamdılar. Hıristiyanlar cesur, iyiliksever, merhametli Müslümanları görünce, onlar hakkındaki düşüncelerini değiştirdiler. Müslümanlardan birçok şey tanıdılar ve öğrendiler. Şeker, ipek işleri, halılar, incir ve kayısı gibi meyveler, barut, kâğıt, pusula, yeldeğirmeni, yeni ev tipleri bunlar arasındadır.

Avrupa’da, Müslümanlarla ilişkiler sonucunda, düşünce, bilim ve sanatta büyük ilerlemeler olmuştur.

Advertisement

Etiketler: ,

Yorum yazın