Himalaya Dağları

HİMALAYA DAĞLARI, üzerinde dünyanın en yüksek doruğunun bulunduğu en büyük sıradağdır (Everest tepesi, 8848 m.). Kuzeyindeki kurak, bitkiler bakımından yoksul Tibet (Bak.) yüksek -ülkesiyle, güneyindeki bol yağışlı, gür tropikal bitkilerin yayıldığı Hindistan yarımadasını ayırır. Himalaya sıradağları, genel olarak, doğu-batı doğrultusunda uzanır ve kuzeyle güney arasında ulaşımı büyük ölçüde engeller. İndüs ve Brahmaputra ırmakları Himalayalar’-dan doğar.

Büyük sıcaklık değişmeleriyle kayaların parçalanıp dağılması, yuvarlanan taşlar ve çığlar, buzullarla akarsuların kemirip aşındırması nedenleriyle, doruklarda sivri kayalar, tepeler ve tepecikler, daha aşağılarda dik yamaçlı derin boğazlar ve vadiler oluşmuştur. Himalaya-lar’ın ön sırası, 2500 m.’ye kadar yükselir; dorukları yuvarlak sırtlar ve kubbeler biçimindedir. Asıl Himalayalar, söz konusu ön sıraların doruklarından, testereyi andıran kayalıklarıyla, karları ve buzlarıyla birlikte görülebilir. Toktağan karlar, 5000 m.’den daha yukarılardadır.

Himalayalara düşen yağmur sularıyla karların ve buzulların erimesinden meydana gelen akarsular, ister subölümün-den güneye, isterse kuzeye, yani Karakorum ve Transhimalay dağlarını ayıran büyük vadiye yönelmiş olsun, hepsi Hindistan yarımadasına iner. îndüs, Satleç ve Brahmaputra ırmakları derin boğazlar biçimindeki yarmavadilerden geçerek yarımadanın kuzeyinde yer alan düzlüklere erişirler. Yarmavadiler, yolların geçmesine ve Tibet’e erişmeye olanak bırakmayacak ölçüde dar ve sarptır. Ulaşım, ancak yılın büyük bölümünde kar ve buz yığınlarıyla kapalı kalan yüksek geçitler aşılarak sağlanabilir.

Himalayaların güney etekleri ve önye-ri, sulak, kimi kesimleri bataklıktır ve sık bir bitki örtüsüyle kaplanmıştır: (bambular, cüce palmiyeler, insan boyunu aşan otlar üzerinde yükselen dev ağaçlar). Bunların arasında, filler, gergedanlar, mandalar, yabandomuzları, kendi yuvalarında imişçesine rahat dolaşır. Maymunlar ve çok renkli kuşlar da Cangıl denilen sık ormanları şenlendirir. Yerliler, bu ormanlara girmekten çekinir; çünkü bir zehirli yılanın, özellikle kobraların saldırısından korkulur. Fakat en korkunç hayvan, avını barınağına kadar kovalayan kaplandır.

Dağ yamaçlarının aşağı bölümleri, tropikal yağmur ormanlarıyla kaplanmıştır. 1000 – 1500 m. yükseklerde, her mevsimde yeşil meşe ve kestane ağaçlarıyla defnelerin ve sedir ağaçlarının bulunduğu suptropikal ormanlar yer alır. Ormanın yok edilebildiği yerlerde, 3000 m. yükseklere kadar buğday üretilir. 2500 m.’den yukarılarda da geniş yapraklı ağaçların oluşturduğu ormanlar özel bir basamak meydana getirir. Daha yükseklerde iğne yapraklı ağaçlar (ormanlar) basamağına erişilir. Orman altı bitkileri arasında, Türkiye’nin Karadeniz ormanlarını andıran «dağ gülü» yetişir. Ağaç üst sınırından (4000 m.) yukarıda yüksekdağ bitkileri gelişir. Karlı ve buzlu basamak, 5000 metreden başlar. Büyük buzulların dilleri 3000 m.’ye kadar iner.

Moğol dağ kabileleri, Everest tepesine Çomolungma (ana tanrıça) derler. Himalayaların en yüksek doruğuna 29.5.1953’te biri Yeni ZelandalI, öbürü Nepalli iki kişi, ilk kez tırmanmayı başarmıştır.

Advertisement

Etiketler: , ,

Yorum yazın