Hint Yarımadası

HİNT YARIMADASI, Asya’nın güneyindeki üç büyük yarımadadan ortada-kidir. Yarımada, tümüyle 4 milyon km2 alanındadır, Bu bakımdan Doğu Bloku devletleri dışındaki Avrupa ülkelerinin yüzölçümüne eşittir. Yarımadanın toplam nüfusu ’13ü milyon iken, Avrupa’nın aynı ülkelerinde yaşayan insan sayısı 360 milyon kadardır.

Hint yarımadası, Himalaya dağları dışında. iki büyük bölüme ayrılır: kuzeyde İndüs, Ganj-Brahmaputra çukur-ovalarıyla birlikte, kuzey bölümünü kaplayan çukurülkeler; güneyde Dekkan platosu. Malabar ve Koromandel kıyılarında Hint Okyanusu’nun suları dalgalanır. Kuzeyde Himalaya sıradağları, doğal bir paravana (engel) olarak yükselir. Kuzeybatıda Hayber ve Bolan geçitlerinden binlerce yıl boyunca, türlü kavimler yararlanmışlardır.

Yarımada, tümüyle tropikal iklim kuşağı içindedir. Himalayalar, onu, kuzeyden, gelecek soğuk dalgalarından korur. Ancak yüksekçe yerler, serin olur. Sıcak mevsimde, çukur yörelerde, nemli ve bunaltıcı havaya dayanmak zordur.

Yarımadada döıt değil üç mevsim vardır. Ekimden marta kadar kurak ve serin mevsim, mart-mayıs kurak ve sıcak mevsim (40° den çok), haziran-ekim sıcak ve yağışlı mevsim (kurak sıcak mevsimden daha az sıcak). Bu durumun nedeni, mevsim rüzgârlarıdır. Rüzgârların yönleri ise, güneşin, gökkürenin kuzey veya güney yarısında oluşuna göre değişir.

Güz sonlarından başlamak üzere, kuru, tozlu kuzeydoğu mevsim rüzgârları karadan denize doğru eser ve her yeri kurutur. Güneşin gökyüzünde erişebildiği yükseklik her gün biraz daha arttıkça canlıların tedirginliği de artar. Sonunda güneybatı mevsim rüzgârları yaklaşır. Barometrelerde basıncın düşmekte olduğu görülür; gökyüzü gittikçe daha çok bulutlanır. Şimşekler çakar, gök gürler. Bunlar yağışların öncüleridir. Rüzgâr da günden güne hızlanır; dalgalar daha çok kabarıp köpürür. Halk, kerpiç duvarlar önüne palmiye yaprakları yığar ve hasırlar asar. Duvarlar, ancak böy-lece, şiddetli sağnakların zararlarından korunabilir. Kimi akarsular yataklarından taşar, kimisinin yükselişi 10 m.’ye erişir. Hava, giysiler, hatta yataklar nemlenir. Deri eşya küflenir. Yağışlar, hemen her gün olmak üzere 3-4 hafta sürer. Sonra bulutluluk gittikçe azalmakla birlikte denizden gelen rüzgârlar serinlik sağlar. Öğleden veya akşamdan sonra, kısa süren yağışlar olur. Yağışlı mevsim, ekim dikim mevsimidir.

Yaz mevsim rüzgârlarına dönük yamaçlar çok bol yağış alır. Sel suları, yamaç yüzeylerini yalayarak, aşağılara akar ve toprakları sürükler. On binlerce yıldan beri süregelen bu olaylarla, dağlarda, boğaz biçimli, dik yamaçlı dar ve derin vadiler oluşmuştur. Eteklerde de geniş birikinti düzlükleri doğmuş, körfezler, bu birikintilerle dolmuştur.

Doğu Himalayaların güneybatıya dönük yamaçları çok fazla (yılda, 12 m.’ye kadar) yağış alırken, İndüs ırmağı bölgesi ve Dekkan platosu oldukça az yağışlıdır. öte yandan kimi yıllarda, mevsim yağmurları geç ya da erken başlar, kimisinde az, çok az ya da çok fazla olur. Bunlar yeterince ürün alınmamasına (büyük kıtlıklara) ve pek çok insanın, sellerle veya açlıktan ölmesine yol açar.

Yarımadanın en kurak bölümü İndüs çukurülkesidir. Daha çok karalar üzerinden gelen (Afrika’dan ve Güney Arabistan’dan) yaz rüzgârları az yağış getirir ve yağmur suları, bu sıcak ülkede, kısa zamanda buharlaşır. Bu nedenle yarımadanın kuzeybatı bölümü bozkırlarla ve çöllerle kaplanmıştır, özellikle Tar çölünde tuzlu göller, tuzlu bataklıklar ve kumullarla kaplanmış alanlar vardır. Bu bölgeyi canlandıran, yüksek dağların karları ve buzulları ile beslenen İndüs ırmağı ve kollarıdır. Birçok yerde kurulan barajlar gerisindeki yapma göllerden sulamada yararlanılmaktadır. Özellikle Pencab (beşsu) yöresi iyice sulanabilmekte, önemli bir buğday ve pamuk bölgesi oluşturmaktadır.

• Sukkur yanında, bir sırt, îndüs vadisini enlemesine keser. Irmak, bu sırtı yarmaktadır. Buraya kurulan barajın gerisinde büyük bir göl doğmuştur. Daha aşağıda sık kanallarla Sind yöresi sulanmaktadır.

Pencab yöresinin doğusu, Ganj çuku-rovasıdır. Aradaki su bölümü alanında bozkırlar bulunmakla birlikte, doğuya doğru gidildikçe bitki örtüsünün gürleştiği ve gürbüzleştiği görülür. Kurak mevsimde yapraklan dökülen ormanlardan sonra, akarsu boylarında her mevsimde yeşil galeri ormanları başlar. Ganj çukurovasmın dörtte üçü ekilip dikilir. Burası, çok sık nüfuslu bir tarım bölgesidir. En önemli tahıl, batıda buğday, doğuda pirinçtir.

Assam bölgesi Asya’nın en bo! yağış alan yeridir. Bir zamanlar burayı kaplayan ormanların yerinde, şimdi çay üretilmektedir. Brahmaputra vadisinde sık sık su baskınları olur. Brahmaputra ve Ganj ırmaklarının ortak deltaları çok geniştir. Ekim dikim alanları, yer yer palmiyeliklerle arallklanır ve daha aşağılarda bambu ormanları başlar: bunları mangrove ormanları izler.

Dekkan platosu 600-800 m. yükseklikte ve doğuya doğru eğimlidi’-. Platonun batı kenarı, dar kıyı düzlüklerinden dik yamaçlar ve basamaklarla Batı Gat-lar’ın doruklarına doğru yükselir. 1500 km. uzunluğundaki bu dik j amaçlar arasında, birkaç aralık, kıyılarla iç bölge arasında yol bağlantısını kolaylaştırmıştır. Batı Gatların denize dönük yüzüne, yaz mevsim rüzgârlarıyla düşen bol yağmurlar ve sıcaklık, gür bir bitki örtüsünün gelişmesini sağlamı’tır (çeşitli palmiyeler, sandal ağacı, kahve, çay, bambu, pirinç, baharat türleri),.

Batı. Gatların doruklarından doğuya doğru, dalgalı yeryüzü, belirsiz olarak alçalır. Birçok akarsu da aynı doğ ultu-da akar. Dekkan platosunun kuzey bölümü, kalınlığı 1000 metreye erişen volkanik bir katmanla kaplanmıştır. Bu kayaların üstten dağılıp ufalanmasıyla, çok verimli topraklar (regur) oluşmuştur. Oysa Güney Dekkan, verimsiz, sarımtırak – kırmızı topraklarla örtülüdür (laterit).

t

Batı Gatların doğusunda önce seyrek ağaçlı (güneşli) ormanlar, daha sonra bol ağaçlı otluklar'”(savan), dikenli çalıların yetiştiği yerler ve kurak bozkırlar, doğuya doğru srfalanır. Akarsu boyları ağaçlıktır. Fakat, yalnız büyükçe

çaylarda yıl boyunca su bulunur. Hin-dular, yüzyıllar öncesinden beri sulardan yararlanma yöntemlerini bulup uygulamışlardır. Pek çok, küçük büvetler gerisinde, gölcükler meydana getirmişlerdir (tank). Fakat, kuraklığın yarattığı yıkımlardan korunabilmek için büyük barajlar kurmak, gerilerinde pfek çok su biriktirip gölleştirmek gerekmiştir.

Dekkan platosunun kurak bölümlerinde, koyunlar ve sığırlar otlatılır; yeterince yağış alan veya sulanabilen yerlerde, yerfıstığı, darı, pirinç, keten, kendir, tütün, şekerkamışı ve özellikle re-gur denilen toprakların bulunduğu kuzey bölümde pamuk üretilir. Yağışlar nasıl yıldan yıla değişik oluyorsa, ürünlerin miktarı da birlikte değişir.

Doğu Gatiar, Batı Gatların tersine, çok aralıklıdır. Sırtlar arasındaki vadilerin geniş, verimli tabanları, deltalarda daha da genişler ve kıyı düzlükleriyle birleşirler. Yarımadanın doğu kenarı da kış mevsim rüzgârlarıyla yağış alır. Oris-sa dağlık yöresinin büyük bölümü ormanlıktır. Bengal Körfezi kıyılarındaki sıcak, bataklık yörelerde, hindistancevizi ağaçları, yetişir ve pirinçlikler üzerinde yükselir. Gelgitlerin etkisi altındaki yerlerde (kıyı bölümlerinde) mangrove ormanları bulunur. Madras’ın iki yanında uzanan Kromandel kıyılarında, ‘:umul sıralarının gerisinde sığ lagünler (Bak.) yer almıştır. Sinekler, ateşli hastalıklar, buralarda yabancıların yazın yaşamalarına olanak bırakmaz. Gücü yetenler, bu mevsimin bir bölümünü Nılgiri dağının yazlıklarında geçirir.

1974’te Hirıd yarımadası bağımsızlığa kavuşurken, Müslümanlarla Hindular arasında bölüşülmüştür. Seylan adasında da yeni bir devlet kurulmuştur (3ak. Hindistan, Pakistan, Srilanka).

Advertisement

Etiketler: ,

Yorum yazın