İbni Rüşd Kimdir

İbni Rüşd Kimdir
İslâm filozoflarının en büyüklerinden biridir (1126 – 1198). Endülüs’te Kurtuba şehrinde doğru. Fas’ın (Magrip) başkenti Merakeş’te öldü. Birçok kadı yetiştiren tanınmış bir ailedendir. İyi bir öğrenim gördü. Şiirle uğraştı. Tıp okudu îşbilye’de kadılık yaptı. Sonra kendisini daha çok felsefeye verdi. Başta Farabî, İbni Sina ve Gazali olmak üzere bütün İslâm filozoflarının eserlerini okudu. Anadolu ve Yunan filozoflarının kitaplarını inceledi.

İbnl Rüşd. yirmi sekiz yaşında iken Magrib’e gitti. Muvahhidler hükümdarından saygı ve yakınlık gördü. Uzun bir süre burada kaldı. Kendisine Aristoteles’in (Aristo) eserlerini açıklama görevi verildi. Hükümdarın özel doktorluğunu da. yaptı. Fakat, hayatının son yıllarında yeni hükümdarla arası açıldı. İşlerinden ayrılmak zorunda kaldı. Eserleri kütüphanelerden ve evlerden top-latıldı. Felsefe ve mantık ile ilgili olanlar yakıldı Kendisi. Kurtuba’nm kırk kilometre uzağında bir yere sürüldü.

Bir köşeye çekilerek sıkıntılı bir hayat geçirdi. Yetmiş iki yaşında iken öldü.

İbni Rüşd, Avrupa’da da Aristoteles’in en büyük açıklayıcısı olarak tanınmıştır. Eserlerinin Latince’ye çevrilmiş olması, Hıristiyan ülkelerinde büyük ün kazanmasını sağlamıştır. Düşünceleri, «İbni Rüşdçülüks. diye tanınan felsefe akımıyla, yüzyıllarca sürmüştür. Onu, Batı Ortaçağ filozofu olarak görenler çoktur.

İbni Rüşd, Aristoteles’in büyük eserlerini, İslâm dininin ana kurallarına dayanan bir tutumla yeniden yorumlamıştır. Ona göre, bilgiyi sağlayan temel ilke okuldur. Bilginin genel geçerliği ve kesinliği aklın kurallarına uymasına bağlıdır. Halkı yetiştirmek, bilgili ve aydın yurttaş yapabilmek için okutmak ve eğitmek gereklidir. Bir toplum içinde yaşayan kadınlarla erkekler arasında, beden yapısı dışında ayrılık yoktur. Onlar da erkekler gibi sanatçı, bilgin, hâkim öğretmen, yönetici ve devlet adamı olmalıdır. Kadınların yetişmesi için gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır. Bütün uygarlık hakları kadınlara da tanınmalıdır. Toplum, bütün İnsanlardan kurulu bir bütündür. İnsanlar, ayrı ayrı değil, bir toplum içirihe birlikte, el ele, yarı yana yaşamak gereğindedir. Birlikte iş görme, belli alanlarda işbölümü, karşılıklı yardımlaşma, barış içinde yaşama kaçınılmaz bir zorunluk-tur. İnsan yapısı, f,ek başına yaşamaya elverişli değildir. Ona göre toplum bir akıl varlığıdır.

Advertisement

Yorum yazın