İbraniler Kimdir

İBRANÎLER, Sami asıllı bir kavimdir. Eskiçağ’da uzun süre Suriye ile Mezopotamya arasında göçebe olarak yaşadılar. Ancak kanlı ve şiddetli savaşlardan sonra, Filistin’de yerleştiler. Kenanilerle karıştılar. İbranîlerin ilk devirleri hakkında kutsal kitapları Tevrat’da masal ve hikâye şeklinde pek çok bilgi vardır.

İbranîler, İ.Ö. 1200’den sonra, bu bölgeye gelip yerleşen Filistlerin saldırısına uğradılar. Ülkeleri ve tapınakları yağma edildi; yıkılıp yakıldı. Bu tehlike, birbirleriyle çarpışan ve dağınık bir halde bulunan İbrani, boylarının birleşmesine neden oldu. Saul adlı bir komutan birliği kurdu ve kral ilân edildi (l.ö. 1044’e doğru). Bundan sonra Davut ve Süleyman kral olduğu zamanda çevrelerindeki büyük devletler kuvvetten düşmüşlerdi. Davut, Filistleri kesin olarak yenilgiye uğrattı. Komşularıyla savaşarak sınırlarını genişletti. Kudüs şehrini kurdu ve burasını başkent yaptı. Yerine geçen oğlu Süleyman, ticarete çok önem verdi. Akdeniz ülkeleri, Mısır, Mezopotamya ve Arabistan ile ticaret yapılarak ülke kısa sürede zenginleşti. Süleyman, Kudüs’te büyük saraylar ve tapınaklar yaptırdı.

Süleyman’ın ölümünden sonra, İbraniler arasındaki birlik bozuldu. Biri kuzeyde başkenti Samaria olan İsrail devleti, öteki güneyde başkenti Kudüs olan Yuda (Yahudi) devleti kuruldu. Bu İki kardeş devlet birbirleriyle uzun zaman savaştılar, bu yüzden zayıf düştüler. İsrail devletine Asurlular son verdi (l.ö. 721). Yuda devletini, İkinci Babil devleti kralı Nabukadnezar yıktı (l.ö. 587). Nabukadnezar, Yahudileri Babil şehrine sürdü. Bunlar, Pers hükümdarı Keyhüs-rev’in (Kuruş), Babil’i almasına kadar burada tutsak kaldılar. Yahudiler, tutsaklıktan kurtulduktan sonra (l.ö. 539), Keyhüsrev’in yardımıyla Kudüs’teki Süleyman tapınağını (Mescid-i Aksa) yeniden yaptılar. Kudüs, eski önemini kazandı ve büyjik bir din merkezi oldu. Bununla birlikte Yahudiler, bir daha kendilerini toplayıp siyasal bir varlık gösteremediler. İki yüz yıl kadar Perslerin egemenliği altında yaşadılar. Pers imparatorluğunun Büyük İskender tarafından yıkılmasından sonra (l.ö. 331), Romalıların bu bölgeyi almalarına kadar

Hellenizm krallıklarına bağlı kaldılar. Romalılar zamanında dinî inançlarında tam bir serbestlik kazandılar. Bu dönemde Kudüs’te yeni bir dinin kurucusu olarak Hz. İsa ortaya çıktı. İbranîler a-rasında din birliği bozuldu. Kudüs’te din kavgaları başladı. İmparator Vespasia-nus zamanında Yahudiler büyük bir a-yaklanma çıkardılar. İmparatorun oğlu Titus, ayaklanmayı kanlı bir şekilde bastırdı. Bunun üzerine Yahudiler, ikinci kez yurtlarından sürüldüler (İ.S. 70). Önce Akdeniz ülkelerine, daha sonraları’ da bütün dünyaya yayıldılar.

Hıristiyanlığın güç kazanması ve Romalıların resmî dini olması sonunda Yahudilik ve özellikle İbranî dini önemini yitirdi. Kudüs, bundan sonra, bir İbranî merkezi olarak değil, Hıristiyanlık merkezi olarak büyük önem kazandı.

Yahudiler, İkinci Dünya savaşı sonunda eski yurtları saydıkları Filistin’de yeni bir devlet kurdular (İsrail). Dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Yahudilerin bir bölümü buraya yerleşti (Bak. İsrail).

İbranîlerin Din: En eski tek tanrılı din, İbranîlerin dinidir. Bu dinin Musa Peygamber tarafından kurulduğuna inanılır. Tevrat adı verilen kutsal bir kitapları vardır. Tevrat’ta, dinle ilgili konular, dualar ve kanunlar yer almaktadır. Kitabın her yerinde Allah’ın birliği kuvvetli bir şekilde gösterilmeye çalışılmıştır Bu dinin ilkeleri şöyledir: Ya-huva denilen tek bir Tanrıya tapılacaktır. Bundan başka Tanrı yoktur. Dünyayı yaratan ve yöneten odur. Yahuva, dünyanın dışında manevî bir varlıktır. Put yapılmayacak ve putlara tapılmayacaktır. Anaya, babaya saygı gösterilecek, insan öldürülmeyecek, hırsızlık, ahlâksızlık yapılmayacaktır. Yalan yere tanıklıkta bulunulmayacak, kimsenin malına göz dikilmeyecektir. Cumartesi günü istirahat edilecektir.

Advertisement

Yorum yazın