İnterlude (Ara Oyunu)

İnterlude (Ara Oyunu)

Bu terim (interlude) ortaçağda değişik dönemlerde hemen her tür oyun için kullanılmıştır. Bu nedenledir ki pek kesinliği yoktur. Bu gün interlude denildiğinde, ilk kez kapalı salonlarda ve o dönem yöneticilerinin, soyluların,zengin tüccarların eğlencelerinin bir bölümünü oluşturan oyunlar kastedilmektedir.

Bu interlude sözcüğü ziyaretlerde yemek sırasından sunulan gösterilerin arasında oynanan oyunlardan kalmış olabilir. İnterludelar, dinsel, ahlaksal,tarihsel temalar içerebilir. Genellikle Fars üslubu taşırlar. Çoğu zaman kalabalık ziyaretlerde oynandığından, küçük bir dekorla ve az sayıda karakterle yetinilmekteydi.

Moralitelerde olduğu gibi, profesyonel oyunculuğun yükselişi ile bu türün yükselişi arasında paralellik vardır. 11 yüzyıldan başlayarak Avrupa’da saz şairleri (ozan-minstrel) en yaygın profesyonel eğlendiriciler sınıfına girilmekteydi. Bunlar 13.yüzyıl sonlarına doğru, özellikle soylular ve din adamları arasında popülerdi. 14. yüzyıldan itibaren tüccar sınıfının güçlenmesiyle beraber, minstrel’ler büyük kasaba ve kentlerde yerleşirler. 1350’lerde ise artık soylular, efendiler kendi tiyatro topluluklarını kurmuşlardır.

15. yüzyılda saz sairleri kendi aralarında sınıflara ayrılmaktaydı; ve müzisyen, aktör, yada soytarı olarak uzmanlaşmaktaydı. Bu yüzyılın sonunda minstrel, yalnızca müzisyen olarak anılmaktadır, oyuncular ise ayrı bir meslek oluşturmaktadır. Oyuncular, soylu konaklarında daha güvenli bir yaşam sürdürdüklerinden, pek çoğu büyük toprak sahiplerinin hizmetine girmekteydi. Bunlar hizmetlerinin dışında kalan zamanlarda efendilerinin adı altında turneye çıkıyorlardı. Turneye çıktıkları zaman gittikleri kentin başkanından tavsiye mektubu sunuyorlardı ve öncelikle başkana ve yaşlı üyelere oyunlarını sergiliyorlardı. Oyun, uygun bulunursa, temsil belediye salonunda, hanlarda, ve alanlarda halka da izlettirilmekteydi.

Bunlar, gittikçe önem kazansalar da 16. yüzyılın ikinci yarısına kadar (amatörlerin tiyatrosu olan dinsel dramın çöküşü 16. Yüzyılın yarısıdır) dinsel dramın amatörlerinin yanında ikinci planda kalırlar. Ne zamanki dinsel dram çöktü bunlar ön plana geçtiler.
Oyunlarını sergiledikleri en tipik oyun yerleri zengin konaklarının büyük salonlarıydı. Bu salonlar, böyle bir amaç için hep aynı biçimde düzenlenirdi. Salonun bir ucunda soylu bey, ailesi ve yakın dostları için bir yükselti bulunmaktaydı. Karşı uçta bir duvar, ziyaret salonunu mutfaktan ayırıyordu. Bu duvar aynı zamanda bir fon görevi görüyordu. Bu duvarlarda iki-üç kapı, kapıların üzerinde ise müzisyenler için bir galeri bulunmaktaydı.

Salonun diğer iki yanında (bazen da ortasında) daha az öneme sahip konuklar için masalar bulunurdu. Sahne fonu yerine geçen duvarın yanındaki iki kapı, iki ayrı mansiyonu simgeliyordu.

Bu oyunlar için sarayda daha süslü mansiyonlar inşa ediliyordu. Konaklarda ise bu balkonlu ve iki kapılı duvar (ron)sahne olarak tatmin ediyordu. Bu yükseltilmiş sahneye 1550 yıllarına kadar rastlanabiliyordu. Oyuncular salonun zemininde oynuyorlardı. Oyun yerleri dardı ve bunların çoğu küçük topluluklar için yaptırılmıştı.


Advertisement

Yorum yazın