İskitler Hakkında Bilgi

İskitler Hakkında Bilgi
İSKİTLER, l.ö. VIII. ve VII yüzyıllarda İç Asya’dan göç ederek Güney Rusya’ya yerleşen bir bozkır kavmldir. Iskitler hakkında Herodot’un tarihinde geniş bilgi vardır. Iskitler, ayrı ayrı boylar halinde yaşadılar. Bir yönetim altında birleşerek güçlü bir devlet kuramadılar. Iskitler, l.ö. VII. yüzyılda Kafkas dağlarım aşarak İran’a girdiler; ön Asya ülkelerine akınlar yaptılar. Medlerin kralı Kiyaksar, Iskitleri İran’dan çıkardı. Medlerden sonra İran’da büyük bir imparatorluk kuran Perslerin ünlü hükümdarlarından Keyhüsrev (Kuruş) ve

I. Dara (Darius I) zamanlarında Iskit-lerle savaş sürüp gitti. Keyhüsrev, Is-kitlerle yaptığı savaşta öldü. I. Dara, Is-kitleri batıdan vurmak istedi. Büyük bir ordu ile İstanbul boğazını geçerek Balkanlar üzerinden İskit ülkesine girdi. ls-kitler, I. Dara’nm ordusuyla bir meydan savaşı yapmadılar; bu orduyu İçerilere doğru çekerek iyice yıprattılar. Dara, bir sonuç almadan eeri döndü.
Herodot tarihinde bu sefer özetle şöyle anlatılır: «I. Dara, hızla İskit ülkesine girdi. İskit ordusunun iki tümeniyle karşılaşarak bunları izlemeye koyuldu. Bu kuvvetler, I. Dar?, ile aralarında bir günlük yol bırakarak geriliyorlardı. Iskitler, Pers ordusunu, kendileriyle birleşmek istemeyen milletlerin ülkelerine doğru çektiler. Böylece günler geçti. Dara’nın ordusu, yorgunluktan, susuzluktan ve yiyecek darlığından çok güç • duruma düştü. Sonunda I. Dara, İskit kralına şu mesajı gönderdi:

— Ey garip adam! Niçin karşımdan kaçıp duruyorsun? Silahlarımdan korkmuyorsan savaş meydanında karşılaşalım. Yok eğer kuvvetimin üstünlüğüne inanıyorsan, beni efendin tanı, konuşmak için gel!

İskit kralı da şu karşılığı verdi:

— Ey Iranlı! Bizim hareketimiz bu-dur. Ben insanlardan korkmam ve kaçmam. Bizim elimizden alınmasından yahut yıkılıp yakılmasından korkacağımız şehirlerimiz, veya ekilmiş tarlalarımız yok ki sizinle vuruşmak için acele edelim. Eğer hemen boğuşmamızı İstiyorsan, atalarımızın mezarlarını bul ve onlara el dokundurmaya kalk! O zaman seninle savaş edip etmeyeceğimizi görürsün. Sen bunu yapıncaya kadar, iyi bil ki, canımız istemedikçe seninle savaşa tutuşmayız. Efendiliğe gelince, ben yalnız tanrılarımı efendilerim olarak tanırım. Yakında sana lâyık armağanlar göndereceğim. Kendini, benim efendim sandığın için sana derim ki, git de göz yaşı dök. İşte biz Iskitler böyle konuşuruz.

Iskitler, İranlIlara armağan olarak bir kuş, bir fare, bir kürbağa ve beş ok gönderdiler. İranlIlar, uzun uzun tartıştıktan sonra armağanlara şu anlamı verdiler:

Ey İranlIlar! Siz kuş olup gökyüzüne uçmadıkça, yahut fare olup yerin içini oymadıkça, yahut kurbağaya benzeyip sulara sığınmadıkça, elimizden kurtulamazsınız ve oklarımızla parçalanarak ö-lürsüntiz.»

Iskitler Karadeniz kıyılarında koloniler kuran Yunanlarla ticaret yapmışlardır. Iskitler, Orta Asya’dan, Avrupa’ya doğru göç eden Türk boylarının akınla-rına dayanamamışlar, onların arasına karışarak varlıklarını yitirmişlerdir. Yunan yazarları, Î.S. I. yüzyıldan sonra artık İskitlerden söz etmezler.

İskitlerin Yaşayışları: İskitlerin ö-nemli bir bölümü göçebe idi. Bunlar, sürülerine yeni otlaklar bulmak için durmadan dolaşırlar, mevsimlere göre ya açık bozkırlara çıkarlar, ya da vadi kıyılarına inerlerdi. Erkekler at üzerinde, kadınlar keçe örtülü ve atlı tekerlekli arabalar içinde bir yerden başka* bir yere giderlerdi. İskitlerin evleri de bu arabalardı. İskitlerin öteki bölümü ırmak ve deniz kıyılarında kurmuş oldukları köy ve kasabalarda oturur, tarım, ticaret ve sanatla uğraşırdı.

İskit mezarlarından çok değerli sanat eserleri çıkmıştır. Birçoğu altın ve gümüşten yapılmış olan bu eserler, İşkillerin uygarlıkta ileri gittiklerini ve zengin bir toplum olduklarını gösterir. İs-kitler, vazoları, tabakları, silahları ve süs eşyasını hayvan ve insan resimleriyle süslemişlerdir. Bu resimlerden İskitlerin giyinişleri ve yaşayışları hakkında bilgi edinilebilir.

Advertisement

Yorum yazın