İyon Uygarlığı Hakkında Bilgi

İyon Uygarlığı Hakkında Bilgi

İYON UYGARLIĞI, Eskiçağ’da Batı Anadolu kıyılarında gelişmiştir. Yunanistan’da yaşayan Akaların (Bak.) bir bölümü, önceleri koloniler kurmak amacıyla ve daha sonra .İ.ö. XII. yüzyılda Dorların (Bak.) akınları yüzünden yerlerinden ayrılarak Batı Anadolu kıyılarına yerleşmişler, burada on iki şehir kurmuşlardır. Sonraları Foça ile Milet arasında kalan kıyı yöresine İyon-ya (İonia) burada oturanlara da îyonyalılar (İyonlar) adı verilmiştir.

İyonlar, eski Anadolu uygarlıklarının etkisi altında kalarak verimli toprakları olan ve ön Asya ticaret yolunun sonun-; da bulunan bu gelişmeye elverişli ülkede, kısa sürede parlak bir uygarlık yaratmışlardır. En önemlileri Milet, Efes ve İzmir olan iyon şehirleri ticarette, denizcilikte ve sanatta büyük başarı sağlamışlardır. İyonlar, ayrı ayrı şehir devletleri halinde yaşamışlar, bir birlik kuramamışlardır. Şehir devletlerini, ilk zamanlarda krallar yönetmişlerdir. Fakat bir süre sonra güçlenen soylular, l.ö. IX. ve VIII. yüzyıllarda kralları devirerek devlet işlerini ellerine geçirmişlerdir. Lidya devletinin (Bak.) sınırlarını Ege denizi kıyılarına kadar genişletmek istemesi üzerine İyon şehirleri, zaman zaman yönetimi tiran denilen güçlü devlet adamlarına bırakmak zorunda kalmışlardır. Tiranlar, halk için çalışmışlar, ülkelerine çok önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Lidya devleti, İyonların Anadolu ve ön Asya ile ticaret yapmalarına da engel olmuştur. İyonlar, bu nedenden donanmalarıyla Akdeniz ve Karadeniz’e açılarak kendilerine yeni pazar yerleri aramışlardır. Lidya krallığının yıkılmasından sonra İyon şehirleri, Perslerin (İranlıların) egemenliğini tanımak zorunda kalmışlardır. Perslerle Yunanlar arasında yapılan savaşlara (Pers savaşları), İyonlar neden olmuşlardır.

iyonlar, çeşitli tanrılara tapınışlardır. Tanrıların doğa güçlerini yönettiklerine inanmışlar, tanrıları insanlar gibi düşünmüşlerdir. Bunlar, öldükten sonra yeniden yaşanacağı ileri sürülen öbür dünya için fazla bir ilgi göstermemişlerdir. Onlara göre, bu dünya soğuk, ışıksız ve güçsüzdür. Burada ruhlar, gölgeler gibi dolaşmaktadır. Onun için iyonlar, ellerinden geldiği kadar bu dünyada iyi yaşamak ve hayatın zevklerinden yararlanmak istemişlerdir.

Fenike alfabesinden alman çeşitli Yunan alfabeleri arasında en çok kullanılan İyon alfabesi olmuştur. İyonlar düşünce ve bilim alanında önemli ilerlemeler göstermişlerdir. Burada ün kazanmış birçok filozof ve bilgin yetişmiştir. İyonyalı filozoflar, tam bir düşünce özgürlüğü ile hareket ederek dünyayı oluşturan ana elemanların neler olduğunu araştırmışlardır. Milet’te doğan ve ünlü bir matematik ve astronomi bilgini olan Tales, ana elemanın su olduğunu ileri sürmüş, dünyayı okyanusun ortasında yüzen bir kurs şeklinde tasarım-lamıştır. Tales, Perslerle Lidyalılar a-rasında Kızılırmak boylarında yapılan savaş sırasında, güneş tutulması olayını önceden hesaplamıştır. Miletli Anaksimenes, havanın sudan çok daha önemli olduğunu ileri sürmüş, her şeyin havanın sıkışması veya gevşemesinden meydana geldiğini belirtmiştir. İyonya’da doğmuş olup, Güney İtalya’ca yerleşen Fisagor, matematiği bir bilim haline getirmiş, geometri ile ilgili bazı kurallar bulmuştur. Onun adıyla , bir teorem vardır.
iyonlar, yapılarını önce tahtadan ve kerpiçten, daha sonra taştan yapmışlardır. l.ö. VI. yüzyılda iyon üslubu (Bak.) adı verilen bir yapı biçimi ortaya çıkmıştır. İyonlar, heykeltraşlıkta büyük başarı göstermişler, mermerden çok güzel heykeller yapmışlardır.

Advertisement

Yorum yazın