Kral Arthur destanı

Kral Arthur destanı ÇEVRİMİ

• Kral Arthur ya da Yuvarlak Masa Şövalyeleri Çevrimi denilen destan, XII. ve XIII. yy ’larda Fransa’da yazılmış bir dizi şiir ve romandan oluşur; bu çevrime giren yapıtlar daha sonraları bütün Ortaçağ Avrupasi’nda yayılmıştır. Destandaki anlatılar birçok yazar tarafından kaleme alindi: İngiliz Wace, Fransız Chretien de Troyes, Alman Hartmann von Aue. Anlatıların tümü, kral Arthur’ün ve onunla birlikte yuvarlak bir masa çevresinde toplanan şövalyelerin serüvenlerini dile getirir; yuvarlak masa, kral ve şövalyelerin tanrı karşısındaki eşitliğinin simgesidir.
• Kral Arthur gerçekte yaşamış bir kişidir: V. yy ‘in sonuna doğru İngiltere’de hüküm sürmüştür. Efsaneye göre Sak-son istilacılara karşı yerli halkın haklarını savunan bu savaşçı kahraman, İrlanda, İzlanda, Norveç ve Galya’ya egemen olmuş ve daha sonra, Cornwall’daki Camelot şatosuna çekilerek karısı Gue-nievre ve oniki şövalyesiyle birlikte yaşamıştır. Kral Arthur adına ilk olarak Goeffrey Monmouth’un Bretagne Kralları Tarihi’nde (XII. yy.) ras-ianır. Ancak, kendi adını taşıyan çevrimde, yiğitlik, dürüstlük gibi bütün şövalyelik erdemlerini temsil eden bu efsane kahramanı, büyük bir rol oynamaz: Onun yerine, belki daha kusurlu ama daha insancıl öteki kişiler göze çarpar. Olaylar kimi zaman gerçek dışı, hatta fantastik bir anlatım içinde verilir.

• Uzaktaki ve erişilmez bir kadına karşı duyulan ideal aşk, şövalyelerin birbirinden tehlikeli serüvenlere atılmalarına neden olur; amaç, bir yandan yiğitliklerini kanıtlamak, öte yandan da sevdikleri kadına layık olmaktır. Kahraman, ejderleri yenmeli, lanetlenmiş ruhlarla çevrili şatoları ele geçirmeli, büyücünün büyülerine karşı koymalı, kısacası bin-bir engeli aşmalıdır… Bu destanın kahramanlarından büyücü Merlin, kral Arthur’ün hizmetine girmek ister. Bir yığın garip serüvenden sonra, büyülü Brocelianda ormanına çekilerek, son günlerini barış içinde geçirmek ister. Orada Viviane adlı periyle karşılaşır, ona aşık olur ve bütün gizlerini öğretmeye başlar. Ama çıkarcı peri Viviane, Merlin’i camdan bir mezarın içinde ömür boyu hapseder.
• Tristan ve İseult’nün trajik aşkları, çevrimin en güzel anlatılarından birini oluşturur. Başkaları için hazırlanmış iksiri yanlışlıkla içen Tristan (Cornwall kralı Marc’m yeğeni) ve İseult (kral Marc’m karısı) birbirlerine büyük bir aşkla tutulunca ormana kaçarlar; ama, kral Marc onları bulur ve aşkıyla görevi arasında acı çeken İseult, kocasıyla birlikte saraya döner. Umutsuz aşık Tristan, Beyaz Elli İseult adlı bir başka kadınla evlenerek çektiği acıyı unutmaya çalışır. Ancak öteki İseult’nün anısı bir türlü aklından çıkmaz. Bir gün savaş sırasında öldürücü bir yara alır; Tris-tan’ı ancak kendisini delicesine sevmeyi sürdüren Sarışın İseult kurtarabilecektir. Durum kraliçeye hemen bildirilir ve Sarışın İseult bir gemiye atlayarak İrlanda’ dan yola çıkar. Kararlaştırıldığı gibi, gemiye beyaz yelken çekilirse kraliçenin yardıma geldiği, kara yelken açılırsa kraliçenin gelmediği anlaşılacaktır. Denizi rahatlıkla görebilen kulesinde Tristan, yatağında acıdan kıvranırken karısına yelkenin ne renk olduğunu sorar. Ama Beyaz Elli İseult, kıskançlığından, gemiye kara yelken çekildiğini söyler. Kraliçe karaya çıktığında Tristan ölmüştür.

• Yuvarlak Masa’nın bir başka kahramanı olan şövalye Lancelot, suyun dibindeki bir sarayda La Dame du Lac (Göl Kadını) tarafından yetiştirilmiştir. Lancelot, kralın sarayında, kraliçe Guenievre’e tutulur. Ama, içtiği sevgi iksiriyle sarhoş olan Lancelot, Graal şatosunda bir büyücü kadının güzelliğine kapılır; böylece, kraliçeye ettiği bağlılık yeminini de bozmuş olur.

Lancelot’nun o geceki ilişkisinden dünyaya gelen oğlu Gala-had, temiz yürekli bir kahraman olarak (Perceval gibi), Graal gizini ortaya çıkarır. Efsaneye göre, Joseph d’Ari-mathie, çarmıhta can çekişen İsa’nın kanını bu değerli kaba (Graal) toplamıştır. Bu öykünün yanısıra, öteki serüvenler arasında, özellikle Erec ve İvain ile Aslanlı Şövalye, Alman şairi Hartmann von Aue tarafından yeniden ele alınarak işlenmiştir.

• İngiltere Normanlar tarafından ele geçirildikten sonra, Breton yazarları kelt ve fran-sız uygarlıklarını böylece kaynaştırdılar. Kral Arthur çevrimiyle, şövalyelik, saray aşkı, hıristiyanlık ülküleri, Ortaçağ toplumunu derinden etkiledi. Derebeylik şatolarına özgü gelenekler incelik kazandı ve Rönesans şairlerini bile etkileyecek yeni bir yaşam anlayışı doğdu.


Advertisement

Yorum yazın