Londra Konferansı

Londra Konferansı

Birinci İnönü Savaşı’nın kazanılması T.B.M.M. gerçeğini İngilizlere de kabul ettirdi. İngilizler işgal ettikleri Musul-Kerkük yöresinde de yerli halkın direnişiyle karşılaştılar. Revandiz’de çıkan ayaklanma üzerine İngilizler burayı terk ettiler. Bu durum karşısında İtilaf Devletleri İstanbul, Ankara ve Atina’dan gönderilecek delegelerin katılmasıyla 21 Şubat 1921’de Londra’da bir konferans toplanmasına karar verdiler.

26 Ocak’da Sadrazam Tevfık Paşa’ya durumu bildirdiler. Tevfik Paşa 27 Ocak’ta M. Kemal’e durumu bildirdi. M. Kemal Paşa verdiği yanıtta, Türkiye’nin tek temsilcisi olarak T. B.M.M.’nin bulunduğunu ve İstanbul’un, Türk Milleti adına karar verecek yerin B.M.M’i olduğunu kabul etmesi ve eğer İtilaf Devletleri hak ve adalet kurallarına göre bir çözüm arıyorlarsa T. B.M.M.’ni doğrudan çağırmaları gerektiğini bildirdi. Sadrazama yolladığı özel mektupta ise Padişahın T.B.M.M.’ni resmen tanıdığını ilan etmesini ve İstanbul’un Ankara’ya katılmasını istedi. Fakat Tevfik Paşa, İstanbul Hükümeti’nin devamının gerekli olduğunu ve işbirliği yapılmasını önerdi.

Yazışmalar bir sonuç vermemekle beraber, Tevfik Paşa, M. Kemal’e karşı yakınlık duymaya başladı. Yunanlıların 21 Şubat 1921’de 70-80 bin kişilik bir kuvvetle saldırıya geçeceğinin haber alındığını M. Kemal’e bildirdi. Ayrıca M. Kemal Paşa hakkında daha önce alınmış ölüm karan kaldırıldı ve milliyetçiler için kullanılması yasaklanmış olan bey ve paşa gibi unvanların yeniden kullanılması serbest bırakıldı.

M. Kemal Paşa, itilaf Devletleri Türkiye’yi doğrudan çağırmadıkları takdirde konferansa katılmamak kararında idi. M. Kemal’in kararlı tutumu karşısında İtilaf Devletleri, İtalya aracılığıyla T.B.M.M.’ni de konferansa çağırdılar. Bekir Sami Bey başkanlığındaki Türk heyeti Antalya üzerinden bir İtalyan gemisiyle Brendizi’ye ve oradan da Roma’ya vardı. Heyet, Türkiye meselesinde tek yetkili yerin T.B.M.M. olduğunu ve doğrudan çağırılmaları gerektiğini bildiren bir nota verdi. Bunun üzerine Kont Sforza’nın aracılığıyla Lloyd George, Ankara’yı konferansa çağırdı.

Londra Konferansı sırasında İngiltere Başbakanı Lloyd George barış konusundan çok, Yunan delegeleriyle görüşerek, Yunan ordusunun Mustafa Kemal’in silahlı direnişim, yalnız kendi imkanlarıyla yenip yenemeyeceğini öğrenmek istedi. Londra’daki bu toplantının bir göz boyama olduğu daha ilk günden anlaşılıyordu. Yunan askeri danışmanlarının da katıldığı bu İtilaf Devletleri ile Yunan delegesinin görüşmelerinde, Yunan generalleri, kuvvetlerinin şimdilik 110-115 bin kişi olduğunu, yakında 200 bine ulaşacağını ve hiç bir eksiği olmayan bu kuvvetin Yunan idealine candan bağlı Yunan halkının desteği ile üç ay içinde Ankara’yı ele geçirebileceğini, eğer. gerekirse oradan Sivas’a yürüyebileceğini, hatta Trabzon’a gidebileceğini ve Mustafa Kemal’in işini bitirebileceğini kesinlikle ileri sürdüler.

Mustafa Kemal’in kuvvetinin 45-50 bin olduğunu ve bunların acınacak durumda olduklarını belirten Yunan delegeleri İngiliz Başbakan’ını inandırmaya çalışıyorlardı. Kont Sforza, Mustafa Kemal’in, Napolyon’u mağlup eden Rus çekilme stratejisine başvurabileceğini hatırlatınca, Lloyd George, Napolyon’u kış ve soğuğun mağlup ettiğini, oysa Anadolu’da kar yoktur yanıtım verdi. Fransız General Gouraud (Çanakkale’de kolunu kaybetmiş), Çanakkale’de Türk askerlerinin kahramanlığını hatırlatarak, Mustafa Kemal’in 50.000 kişilik bir kuvveti de eğiterek savaşa hazırladığının bilindiğine dikkati çekti. İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinin askeri gerçekleri yansıtan açıklamalarına rağmen Lloyd George Yunan subaylarının güvencelerine katılıyordu.

Türk delegeleri bu ortam içinde olan konferansa ancak 27 Şubat’ta katılabildiler. T. B.M.M. delegesi Sevr diye birşeyi tanımadığını, dolayısıyla İtilaf Devletleri’nin Sevr’in yumuşatılması önerilerini kabul etmeyeceklerini belirtip, Misak-ı Milli esasları üzerinde görüşebileceğini bildirdi. Fakat İtilaf Devletleri Türk gerçeğini bir türlü kabul etmek istemediler. Sevr’in yumuşatılması konusunda öneri getirdiler. Buna göre İzmir vilayeti güya Türkiye’ye verilecek, fakat şehirde Yunan kuvveti bulunacak asayiş müttefik subaylarca sağlanacak, vali Hıristiyan olacak ve Milletler Cemiyeti tarafından atanacaktı. Türkiye bu önerileri ulusal bağımsızlık ilkesine aykırı olduğu için reddetti.

Londra Konferansı’na katılmayı kabul eden M. Kemal, Misak-ı Milli’nin İtilaf Devletlerince kabul edilmeyeceğini biliyordu. Fakat katılmakla, Türk milletinin sesini ve haklı davasını bütün dünyaya duyurmak fırsatı elde etti. İtilaf Devletleri T.B.M.M.’nin varlığını kabul ettiler. Türkler barış istemiyorlar propagandalarına fırsat verilmedi. Wilson’un 14. maddesi ilkesine uygun olarak hazırlanmış bulunan Misak-ı Milli’nin Batılı devletlere ve batı kamuoyuna duyurulması sağlandı.

12 Mart’ta son bulan Londra Konferansından bir sonuç çıkmadı. Yunanlılar 23 Mart 1921’den itibaren Batı Anadolu’da yeni taarruz hazırlıklarına başladılar. Yunanlılar Türk ordularını yok etmeye muktedir olduklarını göstermek ve Türkleri Sevr’i kabule zorlamak için taarruz karan aldılar. Kralın, M. Kemal’in daha fazla dayanamayacağı, geniş bir orduyu besleyip, donatamayacağı iddialarını kabul eden Lloyd George Yunan taarruzunu uygun buldu. Oysa Fransız ve İtalyan askeri gözlemcileri Yunan görüşünü paylaşmıyorlardı. Fakat yine de İngiliz Başbakanı’nı desteklediler. Türk delegeleri daha yolda iken Yunan taarruzu başladı.

Bekir Sami Bey Londra Konferansı sürerken, İngiliz, Fransız, İtalyan temsilcileri ile ayrı ayrı görüşülerek anlaşmalar imzaladı (11-12 Mart 1921). İngilizlerle esirlerin değiştirilmesi üzerine anlaşma yapıldı. Buna göre Türkler, ellerinde bulunan İngilizleri serbest bırakacak, buna karşılık İngilizler Ermenilere ve İngiliz esirlerine zulüm ve suistimal etmemiş olan Türk esirlerini iade edeceklerdi.

Fransa ile yapılan anlaşma gereğince güney cephesinde çatışmaya son verilecek, bu bölgedeki Türk kuvvetleri silahtan arındırıacak, buna karşılık bu bölgede Fransızlara bazı idari yetkiler tanınacak, Diyarbakır ve Sivas şehirlerini iktisadi kalkınması için Fransız sermayesinden yararlanıp Fransızlar’a bu yöredeki iktisadi ayrıcalıklar verilecekti. Buna karşılık Sevr’de belirtilen sınırlar üzerinde Türkiye lehine bazı değişiklikler yapılacaktı. İtalya ile yapılan anlaşma ile de İtalya, İzmir ve Trakya’nın Türkiye’ye geri verilmesini Konferans’ta savunacaktı. Buna karşılık İtalya’ya İzmir dışında, batı ve güney Anadolu şehirlerinde iktisadi ayrıcalıklar verilecekti.

Bekir Sami Bey bu anlaşmaları T.B.M.M. hükümetinin onayını almadan imzalamıştı. Türkiye’nin çıkarlarına ters düşen ve milli bağımsızlığa aykırı olan bu anlaşmaları imza ettiği için Bekir Sami Bey, M. Kemal ve Meclis tarafından sert şekilde eleştirildi. Anlaşmalar Meclis tarafından onaylanmadı. Bekir Sami Bey ise barış fırsatının kaçırıldığı görüşünde idi. Londra’dan döndükten sonra, M. Kemal kendisinin Dışişleri Bakanlığı’ndan çekilmesini istedi. Yerine, o sırada Moskova’da bulunan ve Moskova Antlaşmasını imzalayan Yusuf Kemal Bey geçti.


Advertisement

Yorum yazın