Mahrem nedir

MAHREM sıf. (ar. harâm’dan mahrem). [Erkek için] Yakın akrabadan olduğu için kendisiyle evlenmek yasak olan, bir evlenmeye konu olmayacağı için eve rahatlıkla girip çıkan: Şeriat kadınların kendilerine mahrem olmayan erkeklerden kaçmalarını emrediyor (P. Safa). || Teklifsiz, içli dışlı. || Başkalarına söylenemeyen, gizli: İki kıta protokol mahrem addedilerek imza edilmedi (Atatürk). Çeşme başında, sokakta, tramvayda, tanıdık, tanımadık her kadınla en mahrem hayat meselesini münakaşa ederlerdi (H. E. Adıvar). || i. Sırdaş: öyle ferdâlar ki, kaldırmış serâpa âlemi / Dîdeler bir câvidâhi fecrin olmuş mahremi (M. Â. Ersoy). || Esk. Dinî kurallarca yasak olan, haram edilen şey.

— Esk. Mahrem-i esrâr, sırdaş: Bir avukattan korkulmaz. Avukatlar, insanların mahrem-i esrarıdırlar (Vâ-NÛ). J| Mahrem-i râz, kendisine sır söylenmiş kimse. || Nâ -mahrem. Bk. namahrem.

— Tasav. Tanrı’nın sırlarını öğrenmeğe başlayan kişi.

+ Mahreman çoğl. i. Esk. Sırlar, gizli şeyler. || Arkadaşlar, sırdaşlar.

+ Mahremane zf. Esk. Gizlice, kimseye belli etmeden: Rauf Bey, sık sık, mahremâne diyordu ki, hiç olmazsa hakikî vaziyeti bana söyle. Ordu ne haldedir? (Atatürk). Bakışları birşey söylemek istiyormuş gibi zaman zaçtan birbirini süzüyordu. Bu bir mahfemâne mücadele idi (Ahmed Rasim).

+ Mahremlik i. Mahrem, gizli olma hali: Evin mahremliğini kirleterek şuraya buraya atılan iç çamaşırları görür gibi oldu (Kemal Tahir). [m]


Advertisement

Yorum yazın