Mahşer nedir

Mahşer nedir
i. (ar. haşr’dan mahşer). Kıyamet gününde ölülerin dirilip toplanacaklarına inanılan yer: Bu bit tufan, bir kıyamet, bir mahşerdi (A. H. Müftüoğiu). || Büyük, yoğun kalabalık: Etrafındaki mahşer kalabalığına boyuna: Denizde mayınlar vardır, dikkat edin!… (Ş. S. Aydemir). Artık bu fikirler ateş ve kan dalgalarının çepçevre kuşattığı büyük Türk mahşerinin ortasında ilk imtihanlarını geçirmeğe başlamışlardır (P. Safa). Şu karşımızdaki mahşer de öyle haşr olacak / Yakında kurtulacaktır bu cephe… Kurtulacak! (M. Â. Ersoy).

— çeş. dey. Mahşer gibi. [Bir yer için] Çok kalabalık: Ertesi sabah kaymakamın evinin önü mahşer gibi kalabalıktı (Sabahattin Ali). Sahâvet Hanının önü ikindiye doğru mahşer gibi olmuştu (Ömer Seyfeddin).^ || Mahşer günü, ölülerin dirilip toplanacağına inanılan zaman: Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, / Hatırla ki mahşer günüdür / Ortalığa düşmüş seni arıyorum (C. S. Tarancı). İsrafil’in sûrunu üfleyeceği gün mahşer günü olacaktır. || Mahşer meydanı, mah§er gününde ölülerin dirilip toplanacağına inanılan meydan: — Yarın mahşer meydanında […] İki elim ya-kandadır (Kemal Tahir). || Mahşer midillisi, kısa boylu, fitneci (kimse). || Mahşere dönmek. (Bir yer için) Çok kalabalıklaşmak: Kasabanın en iyi suyu olan bu çeşmenin başı, bilhassa akşam üzerleri mahşere dönerdi… (Sabahattin Ali). || Mahşere kalmak. (Bir olay için) Hiç bir zaman gerçekleşmeyecek olmak. Dâvamız mahşere kaldı / Yarın bu senden sorulur (Pir Sultan Abdal). Mahşere kaldı hasret sanırken / Dünya gözüyle ben seni gördüm / ömrümde bugün murada erdim (Ziya Paşa).

— Din. ölülerin Tanrı katında sorguya çekilmek için dirilecekleri yer ve zaman.

— ansİkl. Din. Çok eski tabiat dinlerinde görülen mahşer inancı, zamanla birçok değişikliğe uğradı ve tek tanrıcı dinlerle kesin bir nitelik kazandı. Mahşer kavramı ilk defa Tevrat’ta, İslâm dinine yakın bir anlamda geçer. Dünyaya gelen bütün insanlar, Tanrı’nın buyurduklarını yapmakla görevlidir. İnsanların nasıl yaşadıkları, ne yapmaları gerektiği, karşılıklı davranışları ve görevleri din kitaplarında açıkça bildirilmiştir. Yeryüzünde hayatını bitiren her yaratılmış varlık, yok olduktan sonra, dünyada yaptıklarının hesabını vermek üzere tekrar dirilecektir. Mahşer diye adlandırılan bu diriliş gününde en yüce hâkim olan Tanrı katında herkes dünya hayatının hesabını verecek, davranışlarındaki iyilik ve kötülüklere, suç ve sevaplara göre «mükâfat» ve «mücâzat» görecektir, iyiliklerin, sevapların karşılığı olan mükâfata hak kazananlar cennete; kötülük ve suç karşılığı o-lan mücâzata müstahak olanlar da cehenneme gönderilecektir. Kur’an hükümlerine göre, herkes dünyada ettiğini ahirette bulacak, karşılığını görecektir. Kimsenin ettiği karşılıksız kalmayacaktır. Mahşer konusunda islâm düşünürleri ve din bilginleri, üç ayrı görüş ileri sürerler. Bir kısmına göre mahşer cismanîdir. Bedenden ayrılan ruh, mahşerde tekrar bedene dönecek, insan, dünyadaki bütünlüğüne kavuşarak dirilecektir. Beden, bir canlı bütün olarak yaptıklarının hesabını verecek, karşılığını görecektir, ikinci görüşü benimseyenler, mahşerin yalnız ruhlarla ilgili olduğunu, manevî bir nitelik taşıdığını, bedenle ilgili bir dirilmenin söz konusu olamayacağını ileri sürerler. Her iki düşünceyi savunanlar da Kur’an’ın yorumuna, hadislere dayanırlar. Kur’an’a bağlanan bu görüşleri benimsemeyen ve mahşer kavramının bir sembol olduğunu savunanlar da vardır. Onlara göre ne ruh, ne de beden dirilebilir, ölüm kesindir. Mahşer, hesap günü, mükâfat ve mücâzat diye birşey yoktur. Her şey bu dünyadadır. Bu görüşü benimseyenler Kur’an hükümlerine karşı çıktıklarından suç işlemiş, islâm dininin ana ilkelerinden birini inkâr etmiş «kâfiı»lerdir; islâm düşüncesi içinde onlara yer verilmez, (m)

Advertisement

Yorum yazın