Mahsul nedir

MAHSUL i. (ar. husüVden mahsul). Toprak ürünü: Kış güzel şeydir. Tabiat yemişleri, mahsulleri kuşları ve arılarlyle insanların saadeti için çalıştığı gün mevsimler ne güzeldir (S. F. Abasıyanık). İ| Mec. Hasıl olan, meydana gelen şey, verim: Bunu yapabilmek için iptida, bu sanatların mahsullerini millî müzelerde toplayıp teshir etmek, sonra da bunları daire reçeteleri, imal tarzlarını bulup öğrenerek kitaplarla mecmualarla neşretmek lâzımdı (Ziya Gökalp). «Odun» dedin de, tuhaftır, ne geldi aklıma, bak: / Zavallı memleketin yoktu başka mahsulü, / Odundu, nerde bulunsan, metâ-ı mebzûlü (M. Â. Er soy). Yalnız kafandaki rüyaları görüyorsun. Halbuki bizim islerimiz, sokağın mahsulüdür. Sokakta cereyan eden, kanlı, çamurlu, pis bir kavgadır (§. S. Aydemir). || Mahsul-i bedîa, iyi ve güzel mahsul.

— Huk. Tabiatın yaratıcı gücü sonucu, devrî olarak meydana gelen tabiî semere türü. (Bk. ansİkl.) || Mahsullerin haczi.

ANSİKL.

— ansİkl. Huk. Tabiî semerelerin (bk. semere) bir türü olan niahsul’lerin iki önemli karakteri vardır: 1. devrî olma; 2. asıl ile organik bir bağın bulunması. Devrî-likten, aslın, belirli zaman aralıklarıyle, eski mahsulün yerine yenilerini vermesi anlaşılır. Eğer devrilik karakteri yoksa bunlar mahsul değil de, «hasılat» kavramına girer (Med. kn. md. 620). Hasılat da, mahsul gibi, asıl şeyin bünyesinde meydana gelir; ancak bunlarda devrilik niteliği yoktur. Bunlar asıl şeyden alınınca yerine yenileri kaim olmaz. Meselâ bir ağacın meyvesi veya bir koyunun yünü, mahsuldür. Oysa bir kumsaldan alınan kum, hasılat kavramına girer.

• Mahsullerin haczi. Mahsuller, kural olarak, üzerinde yetiştiği toprağa tabidir. Yetişmemiş mahsuller, üzerinde bulunduğu gayrımenkulün mütemmim cüzü niteliğindedir. Gayrımenkulün ipotek edilmesi, mahsulleri de ipoteğin şümulüne sokar (Med. kn. md. 777) ve gayrımenkulün haczi, hasılatına da şamildir (İcra ve İflâs kn. md. 92/1). Ancak İcra ve İflâs kanunu, yetişmemiş mahsullerin de haczine imkân verir (md. 84). Yani mahsuller, yetişmekte bulunduğu gayrimenkul haczedilmeden de hac-zedilebilir. Yetişmemiş mahsullerin haczinde de İcra ve İflâs kn. md. 93 göz önünde tutulur; yani, borçlunun geçimini sağlayan başka bir geliri yoksa, kendisinin ve ailesinin geçinmeleri için mahsulden veya satıldıkça bedelinden uygun bir miktar kendisine bırakılır. Yetişmemiş mahsullerin haczi, belirli bir süreden önce caiz değildir. Kanuna göre, yetişmemiş her çeşit toprak ve ağaç mahsulleri, yetişme zamanından en çok iki ay evvel haczedilebilir. Zamanından önce yapılan haciz, bu görüşe göre batıldır. Şikâyet yoluna başvurul-masa bile butlan ortadan kalkmaz. Diğer bir görüşe göre de, zamanın geçmesi ve kanunda öngörülen sürelerin gelmesiyle, haciz geçerlilik kazanır.

♦ Mahsulat çoğl. i. Esk. Hasıl olan, elde edilen şeyler. || Topraktan yetişen şeyler, ürünler: Onlar da benden bezdiler, usandılar. Onlara Sakîf yiğidini musallat kıl ‘ ki, canları ve malları hakkında ahkâm-ı cahiliyye mûcibinde amel etsin ve memleketin mahsulâtını yesin, kürklerini giysin (Cevdet Paşa). || Ehlî hayvanlardan elde edilen maddeler: Bu yıl ineklerin süt mahsulâtı oldukça fazla para getirdi. || Sanayi, mahsulleri: Bu yaz gazoz fabrikalarının mahsulâtı geçen yıllara göre rekor kırdı. || Mahsulât-ı arziye, toprak mahsulleri. || Mahsulât-ı kimyeviye, kimyasal olarak elde edilen maddeler. || Mahsulât-ı sınaiye, sanayi mahsulleri, sanayi ürünleri.
♦ Mahsullü sıf. Mahsulü olan, ürün veren, verimli: Bu toprak çok mahsullüdür.

+ Mahsulsüz sıf. ve i. Mahsulü olmayan, ürün vermeyen, verimsiz (insan, hayvan, toprak veya makine), [m]

Advertisement

Yorum yazın