Mahsusat nedir

MAHSUSAT çoğl. i. (ar. hiss*ten mahsü-sât). Esk. Görülüp duyulabilen, beş duyudan biriyle algılanabilen şeyler. Zt. makulât.

— Tasav. Duyular yoluyle tanınan madde âlemi.

— ansİkl. Tasav. Tasavvuf inançlarına göre varlık âlemi ikiye ayırılır. Mahsusat ve melekût adı verilen bu âlemler, birbirinden ayrı niteliktedir. Mahsusat, insanın beş duyu aracılığıyle algıladığı, kavradığı varlık alanının bütünüdür. Gökler, yeryüzü ve bütün yaratılan varlıklar mahsusat kavramıyle anlatılır. Mahsusat, duyulara dayatıldığı için zaman ve mekânla sınırlıdır. Onun bir sonu vardır; geçicidir (fanî), yaratılmıştır; sonunda yok olacaktır. İnsanın, duyularla edindiği bütün bilgiler; sıcaklık, soğukluk, renkler, karanlık ve aydınlıklar, ağırlık, hafiflik, uzunluk, kısalık, büyüklük, küçüklük gibi bütün nitelikler mahsusat kavramı altında toplanır.

Mahsusat, tasavvufa felsefe yoluyle geçti. İslâm dininin doğuşundan sonra gelişen İslâm felsefesi çığırları, Eflatun’un görüşlerini yeniden yorumlayan yeni eflatun’cu felsefenin etkisi altında kaldı. Yeni-eflatun’cu felsefeye göre âlem; ideler âlemi ve duyular âlemi olarak ikiye ayrılır. Duyular âlemine mahsusat adı verilir. Bu ikili evren anlayışı, sonradan İslâm felsefesine ve onÜan beslenen tasavvufa geçti. Mutasavvıflar, mahsusat kavramını vahdeti vücut (varlık birliği) görüşüne göre yorumladılar. Ona, Allah’ın görünüşü (tecelli) sonucu ortaya çıkmış, geçici bir varlık alanı olarak baktılar. Zamanla bu kavrâm, sofilerin anlayışlarına göre değişik anlamlarda yorumlandı. (m)

Advertisement

Yorum yazın