Mahzen nedir

Mahzen nedir

MAHZEN i. (ar. hazn’den mahzen). Binaların bodrum kısmında bulunan yeraltı deposu: İstanbul’a gelir gelmez, vaadin sadık olan gemici hemen Galata’daki mahzenlerinden güzel, en eski şaraplarından bir küp şarap çıkardı ve başladı Yahya E fendi’yi aramağa (N. Araz). Hani Sultan Mahmut bunları basmış ve mahzenlerinden yüzlerce delikanlının ölüsünü çıkarmıştı (R. H. Karay). İsevîler, yer altlarında ve mağara ve mahzen gibi yerlerde gizlice ibadet ederlerdi ( Cevdet Paşa).
—• Mal. Tar. Kamu vergilerinin saklandığı yer. H Mahzeni cûb, İstanbul’da tersanedeki kereste ambarı. || Mahzeni sürb, İstanbul’da tersanedeki levazım ambarı. || Kurşunlu mahzen, Galata’daki (İstanbul) gümrük binası.

— Mim. Mahzen mezar. Bk. krİptos.

— ansİkl. Mal. Tar. Mahzen deyimi bir malî kurumunun adı olarak önce IX. yy.da Kuzey Afrika’da kullanıldı. Bu deyimle, if-rikîye emîri İbrahim bin el-Agleb tarafından Bağdat’taki abbasî halifesine gönderilmek için toplanan paraların saklandığı demir kasa ifade ediliyordu. Bugün Fas’ta «hükümet» anlamına gelen mahzen, başlangıçta «maliye kurumu» anlamına geliyordu. Bundan başka bugünküne yakın bir anlamda mahzen deyimi, ilk olarak Beytülmal’e gönderilen vergilerin saklandığı yer için kullanıldı; Fas devleti, emevî ve abbasî halifeleri, Endülüs Emevîleri ile Mısır Fatımî-İerinin boyunduruğundan kurtularak bağımsızlık kazandıktan sonra, mahzen sözü «hükümet» anlamında kullanıldı. Şerifi hanedanı, Fas’a yerleştikten sonra mahzen kelimesi yalnız hâzineyi ifade etmekle kalmıyor, her çeşit İdarî teşkilâtın (Fas hükümeti) tamamına teşmil ediliyordu. Mahzen, ilk olarak İslâm dini kurallarına dayanarak kurulan devletlerde ortaya çıkan bir kurumdur. Berberi gibi İslâmlığı kabul eden bazı ka-vimlerde, mahzen deyiminin, batıl inançları kapsadığı da görülür. Muvahhidîler zamanında mahzen, bir malî kurum olarak ortaya çıktı. Daha sonraki çağlarda mahzen kslimesi, «İdarî kuruluş» anlamında kullanıldı. Daha çok sömürge durumunda olan devletlerden alınan vergiler, mahzen adı verilen kuruluşlar tarafından toplandı. Fas’ın avrupa devletleriyle ilişki kurmasından sonra mahzen kelimesi, tekrar hükümet kavramı olarak kullanıldı. Zamanla mahzenin bu anlamı da değişti. Mahzen, gene Fas’ta, devletin yönetim kuruluşu niteliğini kazandı. Fas, fransız hâkimiyeti altına girince, teşkilât bakımından iki bölüme ayrıldı. Merkezî yönetime bağlı olan Bilâd – ül -mahzen, merkezî yönetime bağlı olmadan bağımsız yaşayana da Bilâd-ül-sibâ dendi. Asıl Fas, Bilâd-ül-Mahzen adını alıyordu. Bu kesimde müslümanlar oturur ve haraç denen vergiyi öderlerdi. Daha sonraları Fas’ta yönetimi ele alan Mevlây el-Haşan zamanında başvezir, vezir-ül-bahr («denizden [Avrupa’dan] gelenlerin işleriyle ilgili» anlamında dışişleri bakanı), emin -ül-ümena (maliye bakanı), kâtib – üş – şikâyet (adalet bakanı) ve âllâf’tan (savaş bakanı) meydana gelen yönetici kuruluşa mahzen dendi. Berberîler, avrupa devletlerinin, özellikle Fransa’nın çıkarlarına göre davranan bu kuruluşların yönetimi, altına pek girmediler. Mahzen kurumu, zamanla başlangıçtaki malî görevinden uzaklaşarak, yönetici bir kuruluş, siyasî bir kadro niteliğini kazandı. Sömürgeci milletlerin denetimi altına girdi. Fas’ın bağımsızlık kazanmasından sonra mahzen kurumu da Fransa’nın etkisinden kurtuldu, (m)

Advertisement

Yorum yazın