Orta Vadeli Kredi

Orta Vadeli Kredi

İşletmelerin, projeye dayanan ilk yatırım, yenileme, geliştirme faaliyetleri ile işletme sermayesi sağlamak amacıyla 1-10 yıl arasında vadeyle, üretim sonucu elde edilecek fonlardan taksitle geri ödenmek üzere açılan kredilerdir.

Orta vadeli kredide kesin bir vade marjı yoktur; vade ülkeden ülkeye, kredinin konusuna veya kredi açan kuruma göre değişebilmektedir. Ancak, ortak olan nokta, kredinin vadesinin, işletmenin bu finansman kaynağı ile yatırımını tamamlanmasını ve pazarlama safhasına kadar üretim sürecini kapsamasıdır. Buna göre, kredi yatırımda kullanılacak ise vade uzamakta, tamamlanmış bir yatırımın işletme sermayesine eklenecekse daha kısa olabilmektedir. Orta vadeli krediler bu fonksiyonel ayırıma paralel olarak orta vadeli yatırım kredisi ve orta vadeli işletme kredisi olmak üzere iki türe ayrılmaktadır.

Orta vadeli kredilerin diğer kredilerden başlıca farklılıkları, belli vadelerde belli taksitler halinde geri ödenmeleri, çoğu kez bir ödemesiz dönemlerinin bulunması, genellikle teminat karşılığında verilmeleri, bu tür kredi taleplerinin proje bazında ve daha ayrıntılı olarak değerlendirilmesi, kullandırılmaları sırasında bu suretle finanse edilen işletmenin çok yakından kontrol edilmesi ve kredilerin çoğu kez kontrollü olarak, yani faturaların bizzat banka tarafından ödenmesi ile amacına uygun kullanılması noktalarında toplanmaktadır. Bu tür kredilerin kısa vadeli kredilere üstünlüğü, finansman bakımından belirlilik ve istikrar sağlaması dolayısıyla zamana yayılan bir nakit bütçesi yapılmasına imkân vermesindedir.

Bankacılık literatüründe ticaret bankalarının orta vadeli kredi vermeleri çok sık tartışılmış bir konudur. 19. yüzyılda Fransızlar ve İngilizler tarafından temsil edilen klasik Avrupa bankacılığı katı bir likidite anlayışını izleyerek, vadesiz ve kısa vadeli fonların hiçbir surette orta ve uzun vadeli olarak kullandırılmasını mümkün görmemiştir.

Alman teorisyenleri tarafından ortaya atılan ve Alman bankacıların arasında benimsenmeyen, bankacılığın altın kuralı (Das Goldene Bankregel) olarak adlandırılan bu görüşe göre bankaların, taahhütlerini karşılayamama tehlikesine düşmeden açabileceği krediler miktar ve vade bakımından topladığı fonların miktar ve vadesine eşit olmalıydı.

Alman bankacıları, bu kuralın tersine bir noktadan hareketle, bankaların görevinin vadesiz ve kısa vadeli fonları toplayarak, taleplere karşı bir miktar kasa yedeği bulundurmak suretiyle bu fonları orta ve uzun vade ile sanayiin emine verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Böylece, bankalar vadesiz ve kısa vadeli fonları orta ve uzun vade ile Alman kalkınmasında kullanmak üzere, vadeleri uzatan bir işlev görmüşlerdir.

Günümüzde, orta vadeli krediler, genellikle dayandıkları projeleri değerlendirme ve izlemesinin özel bir uzmanlık gerektirmesi nedeniyle, kalkınma ve yatırım bankası statüsündeki özel ihtisas kurumları tarafından kullandırılmakta, ancak ticaret bankaları da orta vadeli kredi verebilmektedir. Ülkemizde de durum böyledir.

1211 sayılı Bankalar Kanunu uyarınca bu konuda karar almaya yetkili kılınan T.C. Merkez Bankası, banka plasmanlarının ekonominin gereksinmelerine göre dağılmasını sağlamak amacıyla Mart 1972’den itibaren, ticaret bankalarının plasmanları toplamının belli bir kısmını, projeye bağlı yatırım, tevsi, modernleştirme ile ilgili orta vadeli sanayii, maden, gemi inşası, gemi inşa tesisleri ve turizm kredileri ile faaliyete yeni girecek olan sınai girişlerin orta vadeli ve projeli işletme kredilerine tahsisini kararlaştırmıştır.

Bu oran, başlangıçta %10 olarak saptanmış, 1974’te öz kaynakları ile mevduatları toplamı bir milyar liradan fazla olan bankalar için %20’ye yükseltilmiştir. Söz konusu %20’lik bu oran 25.4.1985 tarih ve 3182 sayılı yeni Bankalar Kanunu’nun 38. maddesinde de (değişik: KHK/538-16.6.1994) korunmuş, hatta ihracat ve yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde kullanılmak üzere açılan ve fiilen bu işlerde kullanılan krediler de %25’e çıkarılmıştır.

Banka Kredileri alt kategorisi içerisinde
Orta Vadeli Kredi


Advertisement

Yorum yazın