Roma Arkeolojisi ve güzel sanatlar

Roma Arkeolojisi ve güzel sanatlar

Roma şehrinde, biri diğerini takip eden çeşitli medeniyetlerin izlerini bugün bir arada görmek mümkündür. 80 Yılında Ti-tus tarafından açılan Colosseum’dan ve Montenon ile Calini’nin eseri olan modern mimarı şaheseri Gar binasına (1952) kadar her yerde büyük bir ihtişam kendini gösterir. Via del lmpero (1932), Colosseum’u Venedik meydanına (piazza Venezia) bağlayarak, yalnız Roma forumu ile Constan-tınus bazilikasını değil, üst yanlarındaki ralatıum kalmtılarıyle Capitölium’un yanı sıra Sezar, Jrajanus forumlarını ve Mars

Eski çağ Roma’sı. Pantheon, Hadrianus tarafından, Agrippa pantheon’u örneğine göre tamamıyle yeniden inşa edilmişti. Sant’-Angelo şatosu imparator Hadrianus’un eski anıt-mezarıdır (II. yy.). Ortaçağda kale haline getirilmiş ve Nicolaus V tarafından onarılmıştır (Pinturicchio’nun freskleri, Bra-mante larafından yapılmış olan Julius II hücresi, eskiden içinde kutsal ateş yakılan daire planlı Vesta tapmağı Augustus devrinden, yunan – İtalyan mimarîsinin ilgi-çekici örneği Fortuna Virile tapınağı da I. yy.dan kalmadır. Bu arada, Diocletianus, Constantinus, Trajanus hamamlarıyle Augustus, Titus, Trajanus, Septimus Severus, Diocletianus, Constantinus gibi zafer kazanmış imparatorların adlarını ölümsüzleştiren çeşitli zafer takları sayılabilir. Mar-cus Aurelius’un at üzerindeki heykeli ile Dioskuros’ların at üzerindeki heykellerinden meydana gelen iki topluluk, Capitolum’-un üzerine Michelangelo tarafından yeniden yerleştirildi. M.ö. 312’de yapılmış olan via Appia, Capua’ya ulaşıyordu. Yolun her iki yanında mezarlar vardır; bunların en ünlüsü olan Caecilia Metella’nm mezarı 1299’da Caetani’ler tarafından savunma kulesi haline getirilmişti. Bu arada Sanetus Callixtus, Practextatus ve İbranî katakomplarının girişleri de önemlidir.
dan bu tapmağa, Pius IX eski biçimini verdirdi. IV. yy.da yapılan ve V.-XII. yy.-larda büyütülen Santa Maria Maggiore kilisesi, V. yy.dan kalma mozaikleriyle dikkati çeker. Bu kilisenin tavanı Giuliano da Sangallo, cephesi Fuga (1743) tarafından yapılmıştır. Roma’nm San Pietro’dan sonra en geniş bazilikası olan San Paolo Fuori Le Mura, IV. yy.ın sonuna doğru Va-lentinianus II, Theodosius Honorius ve Galla Placidia tarafından yaptırıldı. 1823’te yakılan, 1854’te yeniden inşa edilen bu kilisenin çapraz şahını IV. yy.dan, roma – bizans üslûbunda avlu dehlizleri de Xll.yy.-dan kalmadır. Roma’da roma-bizans üslûbunda bazı küçük kiliseler de vardır. San Pudenziana, roman üslûbunda büyük boyda en eski hıristiyan mozaiğini kapsar (IV. yy.). Büyük kısmı yıkılmış olan Santi Coşma e Damiano’nun bizans üslûbunda mozaikleri VI. yy.dan kalmadır. IV. yy. başında yapılan döner yapı biçimindeki Santa Costanza, Constantinus’un kızlarından birinin amt-mezarıdır (roma mozaikleri). Bu yapının hemen yanında, din kurbanlarının kalıntılarını kapsayan katakompları üzerinde yapılan (324) Sant’Agnese Fuori le Mura VII. yy.da yeniden inşa edilmesine rağmen ilk görünüşünü muhafaza eder. Santa Pudenziana kilisesinin eşi olan Santa Prassede kilisesinin bazı mozaikleri daha özentisizdir. 425’te inşa edilen Santa Sabina’da ise mozaik kalıntıları vardır. Capitolium’da Sibylla’nın Augustus’a İsa’nın ortaya çıkışını haber verdiği yer olan Giove Capitolino tapmağının yerinde yapılan Santa Maria in Aracoeli 1250’ye doğru onarılmıştır. Bu kilise eskiçağdan kalma güzel sütunları, Pinturicchionun Aziz Bernardinus’un Hayatı (1485) tablosunu ve XIII. yy.dan kalma bir bizans Madoıı-na’sını kapsar. Santa Maria Antiqua kilisesinde (1901’de ortaya çıkarıldı) VI.-X. yy.lardan kalma freskler vardır.
• Rönesans devrinde Roma. Roma’mn gerçekten gotik üslûbundaki tek kilisesi San-ta Maria Sopra Minerva 1280’e doğru inşa edildi (Filippino Lippi’nin freskleri [1489]; Fra Angelico’nun mezarı; Tomabuoni ailesinden birinin Mino da Fiesole tarafından yapılan mezarı [1480]). Roma’daki karışıklıklar ve papaların Avignon’a göçmesi, şehrin gelişmesini bir süre engelledi. Nicolaus V’in papa olmasıyle (1447-1455) yeni bir devir açılmış oldu. Çünkü papa, yıkılmağa yüz tutan San Pietro kilisesini yeniden inşa ettirmeğe ve Roma’dan bağımsız bir Vatikan sitesi kurmağa karar verdi. Bu kararın, mimarları Leo Battista Alberti ile Bemardo Rossellino tarafından gerçekleştirildiğini göremeden öldü. Ama, çalışmaları papa Julius II (1503-1513) tekrar başlattı. San Pietro’nun rönesans üslûbunda bir kilise olması öngörülmüştü; fakat Bra-mante’nin başladığı ve Raffaello’nun devam ettiği inşaat o kadar uzun sürdü ki sonunda ortaya barok üslûbunda bir kilise çıktı. Kiliseyi 1607’de tamamlayan Carlo Maderno, yeni üslûbun yaratıcısı Vigno-la’nın etkisinde kaldı; yapının en önemli bölümü, Michelangelo’nun yaptığı kubbedir. San Pietro meydanını çevreleyen revakla Bernini, anıtsal ve süsleyici barok üslûbunun yaratıcısı oldu. Bu arada Bra-mante, küçük bir şaheser olan Tempietto di San Pietro in Montorio’yu (1502), Santa Maria della Pace’nin avlu dehlizini (1504), Belvedere avlusunun merkezî planını, Santa Maria del Popolo’nun absidini ve Adliye sarayının içindeki San Biagio della Pagnote kilisesini yaptı. Sant’Eligio degli Orefici kilisesi ve Santa Maria del Po-polo kilisesinin içindeki Clıigi şapeli Raffaello’nun hazırladığı planlara göre yapıldı. (Bu şapeldeki Dört Sibylla fresklerini öğrencileri boyamış, desenler ise Raffael-

lo tarafından çizilmişti.)

• Barok çağda Roma. Yeni üslûbun en iyi örneği, kısa süre önce kurulan cizvit tarikatının yaptırdığı Gesu kilisesiydi. 1568’-de Vignola tarafından başlanan bu yapı 1584’te kubbe ve cephesini yapan Giacomo Della Porta tarafından bitirildi. Kardinal Alessandro, bu kilisede, vaızlar için ü-zeri tonozlu tek bir sahm yapılmasını istemişti. Ignacio de Loyola, burada adını taşıyan bir şapelde gömülüdür. Baciccia’-nın yaptığı İsa’nın Zaferi konulu freskler (1672-1679) ışık-gölge oyunları ve yandan aydınlatma etkileri bakımından en başarılı örneklerden biridir. Bu resim ve mimarî tarzı bütün Hıristiyanlık dünyasında benimsendi. XVIII. yy.da ise yıkıcı bir yenilik akımı ortaya çıktı. Birçok kilise yeni tarza uydurulmak amacıyle tamamıy-le ortadan kaldırıldı (San Giovanni in La-terano gibi). Roma, Vignola, Giacomo Della Porta, Pirro Ligorio ve Carlo Ma-demo’nun ve izleyicilerinin çalışmaları sonucunda barok bir şehir haline geldi.

XVII. ve özellikle XVIII. yy.da kiliselerde şatafatlı bir üslûp hâkim oldu; içleri, localar ve balkonlarla donatılarak devrin salonlarına veya tiyatrolarına benzemeğe başladı. Her yerde nefsanî ve duygusal bir resim anlayışının örnekleri görülmeğe başlandı. Planı cizvit Orazio Grassi tarafından hazırlanan üç sahınlı Sant’ignazio (1625-1685) kilisesi bu anlayışın en iyi örneğidir ve daha geç bir tarihte yapılan bir cizvit kilisesine (Parma Pozzi’nin perspektif etkileriyle ünlüdür) model olmuştur. Barromini’nin eseri olan diğer iki örnek ise, San Cario alie Quattro Fon-tane ile Sant’lvo alla Sapienza kiliseleridir. Bu kiliseler incelik ve güzellikleriyle Alpler’in kuzeyindeki ülkelerde birçok mimarı hayran bıraktı. Roma baroğunun başka bir ustası olan Pietro da Cortona Saıi-ti Luca e Martina’yı yapmış ve Barbe-rini sarayının fresklerini boyamıştır.

• Saraylar, villalar ve çeşmeler. 1455’e doğru kardinal Pietro Barbo (sonradan Paulus adiyle papa oldu) için yapılmış olan Venedik sarayı (palazzo Venezia) [Eski Venedik büyükelçiliği], Alberti ile Ros-sellino’ya mal edilir. Palazzo della Cancellería (1489-1511) Bregno tarafından yapıldı (iç avlunun Bramante’nin eseri olduğu sanılır). Maderno ile Borromininin başladıkları Barberini sarayını (İspanya büyükelçiliği) 1633’e doğru Bernini bitirdi. Chigi sarayına (Dışişleri bakanlığı) Gia-como Della Porta başlamıştı. Karşı karşıya olan palazzo dei Conservatori ile Ca-pitolium mÜ2esi ise Michelangelo’nun planlarına göre yapıldı. Farnese sarayının (Fransa büyükelçiliği) yapımına 1514’e doğru Genç Sangallo başladı. İkinci kat ve’ ünlü saçak silmesi ise Michelangelo’nun-dur. Madama sarayı (eski Medici sarayı) adını Kari V’in önce Alessandro de’Medi-ci, daha sonra da Ottavio Farnese ile evlenen kızı Avusturya’lı Margherita’dan almıştır. Bugün senato olarak kullanılan bu sarayın cephesi Cardi ile Marucelli’nin e-seridir (XVII. yy.). Bernini ile Fontana’-nın yaptığı (1650-1690) Montecitorio sarayının (Millet meclisi) parlamento meydanına bakan cephesi 1908’de E. Basile tarafından inşa edildi. Meydanda, Roma’ya Augustus devrinde Heliopolis’ten getirilen Psammetikhos II dikilitaşı vardır. Massi-mo aile Colonne, Peruzzi’nin son eseridir (1532-1536). 1574’te^ Ponzio’nun başladığı Quirtnale sarayının cümle kapılarından birini Bernini yapmıştır. 1935’e kadar üniversitenin merkez binası, bugün ise devlet arşivi olarak kullanılan Sapienza sarayı Giacomo della Porta’nın yaptığı güzel av-lusuyle ünlüdür.

Rohıa’nın villaları saraylarıyle yarışacak kadar güzeldir. Saraylardan farklı olarak bahçe içinde olan bu yapıların en ünlüsü Peruzzi’nin 1509-1511 arasında bankacı Chigi için yaptığı Farnesina villasıdır. Raffa-ello bu binaya Galatea tablosunu, öğrencileri de Eros ile Psykhe hikâyesini yaptılar. Sodoma’nın eserlerinden biri olan Rok-sane ile İskender’in Düğünü birinci kattadır. Pamphili villası (1644) Algardi’nin e-seridir. 1553’ten itibaren papa Julius JII için yapılmağa başlanan Giulia villası ise mimaride bir dönüm noktası oldu. Michelangelo’nun izinde yürüyen Ammannati, Fontana ve Vasari gibi bütün yapmacık-çılar burada çalıştılar. (Cephesi Vignola’nın-dır.) 1540’a doğru yapılan ve Fransa akademisi olarak kullanılan Medici villası, A. Lippi’nin revakıyle ünlüdür. Fransa’nın Papalık büyükelçiliği olarak kullanılan Bo-naparte villası, eskiden Napolyon’un Borg-hese prensesi olan kızkardeşi Pauline Bo-naparte’ın ikametgâhıydı.
Calderini’nin eseri olan Adalet sarayı (1889-1910) ile 1884-5912 arasında G. Sac-coni’nin yaptığı Vittorio Emanuele II (Vit-toriano) anıtı ve daha sonra eklenen Meçhul Asker abidesi de sayılabilir.

Romada birçok güzel çeşme vardır. Bunlar arasında, Piazza Montccavallo’daki Dios-kuros (Sixtus IV devrinde Diocletianus ılıcalarında bulunmuş heykeller), piazza Bar-berini’de 1640’a doğru Bernini tarafından yapılan Triton, piazza Nâvona’da yine Ber-nini’nin eseri olan Fiumi (Nehirler) España meydanında modeli Bernini’nin babası tarafından çizilen Barcaccia (Sandal) ve N Salvi’nin yaptığı Trevi (1732-1765) sayılabilir. Anıtlar arasında, sırtında M.ö. VI. yy.dan kalma bir mısır dikilitaşı bulunan Fil anıtı (XVII. yy.da Ferrata tarafından Bernini’nin bir tasarısına dayanılarak yapıldı) önemlidir.

• Resim. Gerçek bir müze görünüşündeki şehrin çok az sanatçı yetiştirmiş olması şaşırtıcıdır; ama bu durum, Roma’nın sanatçıları nasıl çektiğini göstermesi bakımından önemlidir. Santa Maria in Tras-tevere ile Santa Cecilia’da freskleri bulunmuş olan Cavallini (1250-1330) bir istisnadır. Bununla beraber Giotto’dan Guido Reni’ye kadar bütün büyük İtalyan sanatçıları sanatsever papalar tarafından çağrılarak Roma’da çalıştılar, Signorelli, Ros-selli, il Perugino, Sixtus IV tarafından yaptırılan Şistina şapelinin duvarlarını resimlediler. Michelangelo, aynı şapelin kubbesini resimledi ve mihrabın üstüne Son Yargı tablosunu yaptı. Papa Nicolaus V devrinde Fra Angelico papanın şapelini süsledi. Melozzo da Forli, Sixtus IV ile yeğenlerinin portrelerini ve Santi Aposto-le kilisesindeki güzel freskleri (bugüne pek az parça kalmıştır) yaptı. Pinturicchio, Borgia’ların dairelerini, Raffaello ile yardımcıları da Stanze’leri ve Vatikan’ın localarını resimledi. Roma ve sözde-okulu ise, Raffaello, Michelangelo ve Venedik renkçiliğini uygulayan Sebastiano Del Piom-bo’nun etkisiyle meydana geldi. Bu okulun başlıca temsilcileri, Raffaello’nun yetiştirdiği Giulio Romano, Francesco Pen-ni ve Giovanni da Udine’dir. Okul, gerek İtalya’ya gerek bütün Avrupa’ya ma-niyerizmi yaymıştır. Okulun İtalya’ya ve bütün Avrupa’ya yaydığı maniyerizmciliğin başlıca temsilcileri Pontormo, Rosso, Pri-matice, Nicolo Dell’Abate, Garofalo, Li-vio Agresti, Longhi da Ravenna, Beg-nacavallo, de Bologna, hattâ Mantova’da bir süre yaşayarak Giulio Romano’dan etkilenen Rubens’tir. Bologna’lı Caravaggio, 1588-1606 yılları arasında Roma’da kaldı ve on yıl boyunca San Luigi dei Fran-cesi kilisesinin San Matteo şapelinde çalıştı. Guido Reni ise San Gregerio kilisesinin içine din kurbanlarının resimlerini yaptı. Annibale Carracci, Farnese sarayını süsledi.

— Mutf. Roma usulü punç, kiraz veya vişne rakısı, rom ve champagne şarabı ile yapılan limonlu ve vanilyalı bir içki. (L) ROMA (üçüncü), İstanbul’un fethinden (1453) sonra avrupalıların Moskova’ya verdikleri ad. Ortodoks dünyasında güçlenen Moskova, Bizans imparatorluğunun çeşitli sembol ve geleneklerini alarak kendini yeni dinî merkez ve imparatorluk başkenti, Üçüncü Roma ilân etti. Ortodoksluğun Moskova tarafından korunması, rus milliyetçilerinin düşüncesiydi; bu düşünceyi çar ve İslav birliği taraftarı mutlakıyetin ilk unsurlarından biri haline getirdiler. (L)

Advertisement

Yorum yazın