Roma Hukuku hakkında bilgiler

Roma hukuku, kıta avrupası hukuklarının, bu arada türk hukukunun dayandığı kavramların çoğunun kaynağı olan roma hukukunun tarihsel gelişimi üç aşamada ele alınmalıdır: birinci aşama, milâttan önceki 1. yüzyıla kadar devam e-den «kanun davaları» aşamasıdır. Bu aşamada yargı mercilerine başvurma imkânı veren durumlar çok sınırlıdır. Hükümlerin icrası kişisel adalet yolu ile sağlanmaktadır. Aile başkanı (pater familiae), devletin herhangi bir müdahalesi olmaksızın, aile çevresi üzerinde mutlak bir iktidara sahiptir. Roma hukuku sadece roma vatandaşlarına uygulanan hukuktur (jus qui-ritum). Roma vatandaşı olmayan hür kişilerle olan hukukî ilişkilere jus gentium adı verilen başka bir hukuk uygulanır. Gerek usul hukuku, gerek hukukî işlemler alanında sıkı bir şekilcilik hâkimdir. Milâttan önceki V. yüzyılda çıkarılan Oniki Levha kanunu, tarımsal ve ataerkil roma toplumuna uygun düşen bu ilkel hukuk hakkında aydınlatıcı bilgi verir.

Formula usulü denilen usulde praetor adını taşıyan bir magistratus, davayı çözüme bağlayacak hâkime formula’da (bk. FORMULA MAGİSTRALİS) gösterilen belirli şartlar gerçekleşirse davalıyı mahkûm etmesini, aksi halde beraat ettirmesini beyan etmektedir. Davayı çözüme bağlayacak hâkimin görevi bu formula ile sınırlandırılmıştır. Yerine göre bir formula vermeyi kabul veya reddeden yahut formulayı özel bir biçimde düzenleyen, ona değişik hükümler ekleyen praetor, roma hukukunun gelişiminde ön planda gelen bir rol oynamıştır. Bu yoldan, değişen hayat şartlarına ve toplumun yeni ihtiyaçlarına cevap veren yeni hukuk kurallarının, hakkaniyete uygun çözümlerin roma hukukuna girmesi sağlanmıştır. Bu gelişmede praetor, özellikle, roma vatandaşlanyle yabancılar arasındaki ilişkilerde uygulanan ve çok daha az şekilci olan jus gentium’-un çözümlerinden yararlanmıştır. Praetor görevine başlarken çıkardığı bir edictum ile, görevi süresince hangi ilkelere göre formula vereceğini açılamakta ve genellikle her Praetor kendinden önceki praetorlarm edictum’larmda yer alan ilkeleri ufak değişik ve eklerle muhafaza etmektedir. M. S. II. yüzyılda, praetor edictum’lan, Sal-vius Julianus’un daimî edictum’u ile kesin bir muhtevaya kavuşmuş bulunmaktadır.

M.S. II. ve III. yüzyıllaı, Papinianus, Pau-lus, Ulpianus, Modestinus, Gaius v.b. gibi en büyük hukukçulann ortaya çıktığı roma hukukunun altın devridir. Ne yazık ki, bu hukukçuların eserlerinin çoğu elimize geçmemiştir. Bazı parçaları elimize geçen eserlerin en başında Gaius’ün Instituti-ones’i anılmalıdır. M.S. III. yüzyılda mutlak monarşinin hâkim olmasıyle roma hukuku yeni bir aşamaya girmiş ve bu a-şama «olağanüstü» diye adlandırılan yeni bir usulün ortaya çıkmasıyle belirlenmiştir. Adalet dağıtma görevi artık alelâde vatandaşlardan alınmış ve devletten maaş alan hâkimlere verilmiştir. Diğer yandan, bu aşamada, roma hukukunun ana kaynağı olarak, örf ve âdet dışında, imparatorun iradesi (imparator emirnameleri) ilk planda rol oynamaktadır. Böylece Aşağı İmparatorluk devrinde, roma hukuku, bugün kaynağı roma hukukuna dayanan bütün hukuk düzenlerinde olduğu gibi, yazılı hukukun üstünlüğü ve devletin yasama organınca konulan hukuk kurallarının mutlak hâkimiyeti ilkelerini benimsemiştir, öyle ki, sonradan, mutlak monarşiler «Prensin hoşuna giden kanun gücündedir» (Quod principi placuit, legis habet vigorem) kuralını içtenlikle kabul edeceklerdir.
Batı Roma imparatorluğu M.S. 476’da sona ermiştir. Buna karşı Doğu Roma imparatorluğunda, roma hukuku, imparator Justinianus’un etkisi altında yeni bir hamle yapmış ve etkisini bugüne kadar devam ettiren parlak bir devreye girmiştir. Justi-nianus, çeşitli hukuk kaynaklarına ilişkin derlemeler yanında, M.S. 530 yılında Di-gesta (Yunanca adı ile Pandekta) adt verilen çok önemli bir eseri gerçekleştirmiştir. Bu, 50 kitaba ayrılan ve düzenli ve sistemli bir şekilde, kaynaklannı da göstererek klasik devrenin en büyük hukukçularının eserlerinden alman parçaları bira-raya getiren büyük bir derlemedir. Çok defa teknik deyimiyle interpolatio’ya uğratılan (yani anlamı etkileyen değişiklikler yapılan) parçalara Justinianus kanun gücünü tanımıştır. Başta Digesta olmak üzere, tns-titutiones, Codex, Novella adlı kısımları içine alan Justinianus’un eserinin tümü Corpus juris civilis adını taşır ve gelecek yüzyıllara Hıristiyanlığı kabul etmiş medenî bir toplumun ihtiyaçlarına uydurulmuş biçimde de olsa, roma hukukunu sistematik ve özleştirilmiş olarak tanıtması açısından son derece önemli bir nitelik taşır. Türkiye’de, 1926 yılında yürürlüğe giren ve İsviçre’den alman Medenî kanunun, özellikle Borçlar kanununun temelinde yatan roma hukuku, hukuk fakültelerinde okutulan mecburî bir derstir. (L)

Advertisement

Etiketler: , , , , , , ,

Yorum yazın