Romanya Coğrafi Özellikleri – Romanya Coğrafyası

COĞRAFYA

Romanya aşağı yukarı bir dörtgen biçimindedir. Ortasında dağlar, yaylalar ve Erdel iç havzaları yer alır. Ovalar, kenar kısımlardadır: batıda büyük Pannonia ovasının kenarı, güneyde Eflak, doğuda Boğdan ve Dobruca. Bu çeşitli bölgeler ilk olarak 1919’da, o güne kadar Avusturya-Macaristan imparatorluğuna bağlı olan Erdel’in Romanya’ya katılmasıyle tek bir devlet haline geldi. Bugün ülke, on beş idare bölgesine ve bir macar muhtar bölgesine bölünmüştür.

Genel coğrafya
• iklim, ülkenin her yerinde kara iklimi hüküm sürer. Kışlar ovada bile çetindir (o-cak ortalaması Bükreş’te —3,5° C). Sıcaklık ortalamacı l.tlak ovasında yılda elli guıı 0°C’m altındadır. Dağlarda kışlar çok çetin geçer, buz ve karlar uzun süre kalır. Ansızın gelen ve nispeten kısa süren ilkbaharı, oldukça uzun ve çok sıcak yaz izler: temmuz ortalaması Bükreş’te 22° C’tır. Yüksek sıcaklıklar dört ay kadar sürer. Zaman zaman fırtınalı ve sağanak yağışlı olan yaz, genellikle oldukça kurak bir dönemle sona erer; bu dönemi, yağışlı ve serin bir sonbahar izler; kış, kasım sonunda ansızın bastırır. Kuzeybatıdan gelen, kışın donduran, yazın kurutan ukrayna rüzgârları (crivât). sık sık eser. Güney rüzgârına austru adı verilir. Ovalarda özellikle doğuya doğru kurağa yakın bir iklim hüküm sürer ve tarımı güçleştirir. Buna karşılık dağlar ve Erdel bol yağış alır ve yazları çok sıcak değildir. Bu kesim Avrupa’nın en güzel ormanlık bölgelerinden biridir.

• Nüfus. Karmaşık tarihi dolayısıyle Romanya topraklarında çeşitli milletlerden halklar birikti. Bugün nüfusun başlıca üç millî grubu, Rumenler (yüzde 85,7), Macar-lar (yüzde 9,4) ve Alınanlardır (yüzde 2,2). Ayrıca ülkede 178 000 İslav (yüzde 1,1), 140 000 yahudi (yüzde 0,9), 53 000 çingene (yüzde 0,34), 29 000 türk v.b. yaşar. Macarlar, Macaristan sınırı kenarında ve Erdel’in merkezinde Mureş’in orta havzasında toplanmıştır; burada kurulan muhtar macar bölgesinin merkezi Tîrgu Mu-reş’tir. Güney almanya asıllı olmalarına rağmen geleneksel olarak «sakson» adı verilen alman azınlıkları da Erdel’de yaşar. UkraynalIlar ve Ruslar, Bukovina ve Boğ-dan’da toplanmıştır. XVII. yy.da dinî baskılardan kurtulmak için Tuna deltasına göçen eski rus-ukrayna hıristiyanlarının soyundan gelen Lipovanlar apayrı bir halktır. Türkler ve Bulgarlar Dobruca’da küçük a-zınlıklar meydana getirir. Bütün halk rumence konuşur, ama azınlıkların ilkokullarında milli dilleıı okutulur; Rumence ise ikinci dil olarak öğretilir. Çeşitli millî gruplar, özellikle köylerde geleneksel giyeceklerini, geleneklerini ve folklorlarını muhafaza eder. Rumen halk sanatı, geleneklerin bu çeşitliliğinden büyük ölçüde etkilenmiştir, ülkede halklar gibi dinler de çeşitlidir; Ru-menlerin yerleştiği eski bölgelerde Ortodoksluk ağır basar; Macarlar katoliktir.
Bölgesel coğrafya

Karpatlar ve Erdel, ovaların yukarısında dağlık bir bölgedir; ama yükseltiler fazla değildir ve en yüksek nokta 2 543 m’dir; Engebelerin pek azı sivridir. Bununla beraber ülkenin hemen her yeri dağ özellikleri taşır. Vâdi yamaçlarının sarplığı, bazı boğazların darlığı, kereste yüzdürmede yararlanılan ırmakların aştığı büyük ormanların yaygınlığı, bu bölgelere çok değişik bir görünüş kazandırır. Karlar erimeğe başlar başlamaz sürülerini dağ otlaklarına çıkaran çobanların mevsimlik göçleri, Doğu Alpler ve Balkanlar’dakilere benzeyen köyler ve evler tamamıyle dağa has bir hayat tarzını yansıtır. Bununla beraber, dağların ortasındaki ve en yüksek kütlelerin eteğindeki, ova koridorları ile korunan havzalar zengin tarım bölgeleridir: büyük köylerin birbirine uzak evleri arasında meyve ağaçları (özellikle erik) yetiştirilir; rüzgâra açık yamaçlardaki bağlardan değerli şaraplar elde edilir.

• Rumen Karpatları, Rumen Karpatları iki bütüne ayrılır; Doğu veya Boğdan Karpat-ları, Ukrayna sınırından Predeal geçitine kadar, Güney veya Eflak Karpatları Praho-va vâdisinden (Predeal geçiti) Tuna kıyısında Demirkapılar’a kadar uzanır.

• Doğu Karpatları, kuzeybatıdan – güneydoğuya yönelen iki paralel kuşaktan meydana gelir. Erdel yamacında uzanan iç kuşak eski kütleleri ve volkanik kütleleri kapsar: kuzeyde «Maramureş kütlesi» denen ve en yüksek noktaları Rodna kütlesinde yer alan (2 305 m) billûrlu bütün, Câliman dağlarının volkanik kubbesi (2102 m) ve volkanik Harghita (1 800-2 000 m) dağlarıyle güneye doğru devam eder. Dış kuşak büyük kısmı kumtaşlı-şistli (fliş) kay açlardan meydana gelen kıvrılmış sıradağları kapsar. Bu dağlar fazla yüksek olmamalarına (1 600 –

2 000 m) karşılık çok sarptır. Dağı boydan boya aşan vadiler, dağı enine yaran klüz-lerle kütleden çıkaı. Tek önemli enine vâdi Bistrita’ya ulaşan Bicaz vâdisidir.

• Güney Karpatları, daha yüksek ve daha kütle görünüşlüdür; Erdel’i Eflak’a bağlayan yapısal çöküntülerle birbirinden ayrılan billûrlu kütlelerden meydana gelir. İlk kütle, Romanya’nın en yüksek dağ grubu olan (Moldoveanul’da 2 543 m) Bucegi kütleleri ve Fagaraş dağlarıdır; Sebeş ve Paring (2 528 m) dağlarının meydana getirdiği gruptan Loviştei (veya Kızıl Kule) çöküntüsüyle ayrılır. Batıda Güney Karpatlar, Banat kütlesiyle sona erer; bu kütle ikiye ayrılır: doğuda büyük Retezat kütlesi (2 511 m), batıda asıl Banat dağlan (Semenic dağlarında

1 449 m). Bütün bu kütleler Erdel ve Eflak arasında bir sırt şeklinde uzanır; önünde, kuzeyde ve güneyde birkaç kumtaşlı yamaçlar bulunmasına rağmen, bütünüyle Erdel Alpleri denen dağın başlıca kütlesidir.
• Erdel. Rumen coğrafyacıları Erdel’de dört bölge ayırt eder: Bihor kütlesi veya Rumen Batı Karpatları (Carpati Apuseni), Someş yaylaları ve tepeleri, Erdel yaylası veya Tirnava yaylaları. Bihor kütlesi (Cur-cubata dağında 1 848 m), billûrlu kay açlardan meydana gelen bir bloktur, yanında Maramureş-Caliman grubuna benzer yeni püskürük kayaçlar vardır. Kütle tamamıyle ağaçlıktır ve büyük Pannonia ovasıyle Erdel havzaları ve iç ovalar (orman ötesi bölgeleri) arasında kalın ve sık bir orman engelidir.

Rihor’un kuzeyindeki Someş yayla ve tepeleri, Pannonia ovasıyle Someş vâdisine bağlıdır. Erdel’in en zengin bölgesi olan Erdel ovası, Yukarı Someş ile Mureş arasında u-zanır. Cluj şehrinin doğusunda başlayan büyük tabiî gaz yatağı hemen hemen ovanın her yanını kaplar. G’üneyde yüzey şekilleri daha ârızalıdır ve ortalama yüksekliği daha fazladır: buraya Tirnava yaylaları denir. Ama bu yaylaları, Güney Karpatları ile birleştikleri yerde Orta Olt karığı keser; karık batıda, Olt’un dirseğinin ötesinde Mureş’in aşağı vâdisi aracılığıyle Sebeş ve Retezat dağlarıyle Bihor arasında uzanır. Erdel’de tahıl, şarap, meyve, alkol, keten, kenevir yetiştirilir; hayvancılık büyük ölçüde gelişmiştir: büyük baş hayvanlar, at, koyun, keçi, domuz, kümes hayvanları.
• Fflak. Güney Karpatlan’ıun güneyinde yer alan Eflak, Tuna ovası (Cimpia Dunari) denen yüzey şekilleri çok yumuşak bir ovayı içine alır. Ova genelikle ikiye bölünür: Olt’un batısında Oltenia ovası, doğusunda Muntenia ovası. Tuna kıyısında, deltanın yukarısında Baragan bozkırıyle son bulan ova batıda doğudakinden çok daha geniş geçiş bölgeleriyle Karpatlar’a bağlanır. Ol-tenia’da bu geçiş bölgeleri dağeteği yaylaları (Craiova’nın kuzeyinde Get dağeteği ve Podgoria’nın batı ucundan meydana gelir. Podgoria’nm uzantısı olan Muntenia’da, dağ ile ova arasındaki geçiş daha kısadır; havzalar ve tepelerle veya güneye doğru alçalan yayla parçalanyle sağlanır. Bölgede petrol (Piteşti, Ploieşti) ve linyit (Do-iceşti) işletmeleri sayesinde, çeşitli tarıma ve hayvancılığa dayanan geleneksel tarımın yanı sıra sanayi de gelişmektedir. Ovanın başlıca özelliği lös örtüsüdür; örtü bölgelere göre ya kahverengi veya iyice siyah (Ukrayna çernozyumlarına benzer) topraklar meydana getirir. Ovada, buğday, mısır, tütün, keten, ayçiçeği, Tuna kenarında pamuk ve ayrıca bütün sürü hayvanlan yetiştirilir. Eflak’ta yaşayan toplam 7 milyon nüfusun 5 milyonu köylüdür. Bununla beraber Romanya’nın en büyük şehri ve başkenti Bükreş, ovadadır.

• Boğdan. Karpat burcunun doğu cephesi olan bu bölge, doğuda S.S.C.B. sınırını çizen Prııt vadkivlc sınırlıdır. Burada Kar-

patlar’ın kumtaşlı ve koruluk kenarlarında bir Askarpat bölgesi ayırt edilir; Eflak Pod-goria’sınm uzantısı olan bu bölgede petrol ve linyit yatakları vardır; daha doğuda birbirini izleyen ovalar ve yaylalardan meydana gelen bir kesim uzanır: kuzeyde Askarpat bölgesini asıl Boğdan ovasından veya Yaş ovasından ayıran Suceava yaylası, güneyde Askarpat çöküntüsünden Prut’a kadar bütün bölgeyi kaplayan Birlad yaylası; Boğdan’ın güney ucunda, Eflak ovasına u-laşan Focşani ovası. Ülke Prut hidrografya havzası içinde olan Yaş ovası dışında Siret ırmağı tarafından akaçlanır.

Boğdan verimli bir tarım bölgesidir; ama güney kısmı kuraklıktan zarar görür; haşatın düzenli olması için ıslah çalışmaları gereklidir. Sanayileşme, Bistrita, vâdisinin hidroelektrik düzenlenmesi ve yeraltı gelir kaynaklan sayesinde gelişmektedir.
İktisadî coğrafya

• Sanayi. Rumen ekonomisini geliştirmek için yapılan ilk planlarda maden kaynaklarının değerlendirilmesine hız verildi. Bu yatakların bazıları Karpat yayının dış yüzünde ve büyük Eflak ve Boğdan ovalarının kenarındadır: Podgoria yatakları, Boğdan (Moineşti ve Comaneşti) ve Ploieşti’deki (Buzau ile Yalomita arasında) petrol ve linyit madenleri.

Bazıları ise dağın iç yüzündedir: kuzeyde Baia-Mare metal ve altın yatakları, kuzeydoğuda Caliman ve Rodna kütlelerindeki manganez yatakları, güneyde Jiu kömür ve linyit havzası (veya Petroşani havzası) ve Hunedoara demir havzası. Çok değerli Ba-nat maden yatağı Karpatlar’ın güney kenarında uzanır: Reşita ve Anina bölgelerinde demir filizi, manganez ve kömür yatakları. Ayrıca Erdel’in ortasında üçüncü bir maden yatakları bölgesi vardır; Bihor’un batısında boksit ve demir yatakları, güneyde altın yatakları, kuzeyde Aghiereşu ve Sore-cani havzasında linyit yatakları, doğuda büyük tabiî gaz havzası ve tuz madenleri. Bütün Erdel’de ve Karpatlar’da birçok maden suyu kaynağı ve ılıca işletilir.

Romanya kısa süre içinde elektrik üretimini de artırdı: Doiceşti, Ovidiu, Singeorgiu de Padure, Comaneşti, Paroşeni termik santralları; Moroeni, Valiug, Bicaz, Lenin , hidroelektrik santralları v.b. Elektrik üretimi çeşitli sanayi kollarının gelişmesine yol açmıştır: traktör, otobüs, kamyon imalâtı, petrol arama, işletme ve tasfiye etmek için gerekli makineler, her çeşit elektrik cihazları, demiryolu malzemeleri v.b. Başlıca sanayi merkezleri başkent Bükreş ile batı maden havzasındaki (Reşita) ve Erdel’deki (Petroşani, Hunedoara) şehirlerdir; ama genellikle bütün büyük şehirlerde sanayi gelişmiştir: traktör ve makine yapılan Braşoy, Timişoara, Arad, Craiova, Cluj v.b. Çeşitli kimya sanayii, tabiî mineral tuzlarını, Erdel metan gazını, petrol cracking ürünlerini kullanır; linyitin önemi günden güne artmaktadır. Modernleştirilen geleneksel hafif sanayi tesisleri ve üretimi özellikle Boğdan’da (Yaş, Botoşani) artmaktadır.

Enerji kaynaklarının işletilmesi sanayinin 1960’tan sonra gelişmesini hızlandırdı. Linyit, kömür, hattâ petrol üretiminin fazla gelişmesine (1966’da 12,8 Mt petrol) karşılık, 1%0’ta 10,3 milyar m3 olan tabiî gaz ü-retimi 1966’da 18,6 milyar m3’e yükseldi. Elektrik üretimi 7,6 TW/saatten (1960) 17,2 TW/saate (1965) çıktı. Elektrik üretiminde hidroelektrik üretimin payı azdır (1965’te yüzde 5’ten az); fakat Tuna, Argeş ve Bist-rita üzerinde önemli tesisler yapılmaktadır. 1960’ta 1,8 Mt’dan 1966’da 3,6 Mt’a yükselerek iki kat artan çelik üretiminin Hune-doara’nm yükünü kısmen azaltacak olan Galati çelik kombinasının tamamlanmasıyle daha da yükselmesi beklenmektedir. Gheor-ge Gheorgiu-Dej, petro kimyaya dayanan kimya sanayiinin merkezi haline geldi. 1961-1965 Beş yıllık planı döneminde toplam sanayi üretimi yüzde 90 kadar çoğaldı ve dış ticaret hacmi iki kat arttı. Aynı dönemde safî maddî üretimin (pazar fiyatıyle) meydana gelmesinde sanayinin payı yüzde 44’-ten 49’a (1967’de yüzde 50’yi aştı) yükseldi; buna karşılık tarımınki yüzde 33*ten 30’a düştü.

• Tarım. Tarımdaki gelişmeler daha yavaş ve daha azdır. Köylerde tarımcıların talebine bağlı bir tarım malzemesi istasyonları ağı kuruldu. Bu malzemenin rasyonel bir şekilde kullanılması, toprakların birleştirilmesini ve birçok güçlükle karşılaşan kooperatifler kurulmasını gerektirdi. Millî hasılanın yüzde 27’sini sağlayan tarımda ülkenin faal nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 65’i çalışır. Ekmeklik buğday, mısır, şeker pancarı, patates, pamuk, üzüm ve meyve yetiştiriciliği rumen tarım ekonomisinin başlıca kesimleridir. Ayrıca savaştan önce uygulanan bazı tarımlar (keten, kenevir, soya) geliştirildi ve ıslah edildi.
Tarım alanında kolektifleştirme 1962’de tamamlanabildi. Özel sektör, faal tarım nüfusunun ancak onda birini istihdam eder ve e-linde işlenebilir toprakların yüzde 6’sı kalmıştır. İşlenebilir topraklar iki ayrı tip işletmenin malıdır: «sovhoz»lara benzeyen 700 kadar devlet çiftliğinde 300 000 ücretli çalışır ve 2 milyon hektar toprak işletilir; «kolhoz»lara benzeyen 4 700 kadar üretim kooperatifinde kıı halkının yüzde 80’inden çoğu toplanır ve 9 milyon hektar kadar toprak işlenir. Buğday üretimi 1965’te o güne kadar rastlanmayan bir seviyeye ulaştı:

6 Mt’a yakın.

• Romanya’da hayvancılık da gelişti (4 500

000 baş kadar sığır, 1,3 milyon at, 12,5 milyon koyun, çok sayıda domuz ve kümes hayvanı). Balıkçılığı geliştirmek ve modernleştirmek için önemli çabalar harcandı (Tuna deltası, Tuna’nın son dirseğinin yuka-rısında..Balta bataklıkları, Köstence açıklarında deniz balıkçılığı).

• Ticaret. Romanya’nın dış ticaretinde 1-kinci Dünya savaşma kadar tahıl, petrol ve hammadde ihracatı ağır basıyordu; savaştan sonra bu durum değişerek sanayileşmekte olan ülkelere has bir şekil aldı: makine ithalâtı, yan işlenmiş veya mamul maddeler ve geleneksel ürünler (kereste, deri, tahıl) ihracatı. Siyasî şartlar Romanya’nın batı ülkeleriyle ticaretini azaltmasına ve S.S. C.B. ve halk cumhuriyetleriyle artırmasına yol açtı.

Sanayileşme çabaları 1961-1964 arası ticaret bilançosunun açık vermesine yol açtı. Ama henüz gelişme döneminde olmasına rağmen turizm (özellikle Karadeniz kıyısında Ma-maia) gelirleri bu açığı kapattı. 1965’te ticaret bilançosu yeniden kazanca geçti. Aynı yıl sanayi hammaddeleri (maden filizi ve madenler) ve donatım malzemeleri ithalâtın yüzde 80’ini temsil ediyordu. Ama rumen sanayi ürünleri de ihracatta önemli rol oynamaktaydı: donatım malları ve kimya ü-rünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 19’dan 25’e yükseldi. Ekonomiyi bağımsızlaştırma çabaları mübadelelerin coğrafî dağılımında önemli değişikliklere yol açtı. Ticaret hâlâ sosyalist ülkelerle yapılır (1965’te yalnız S.S.C.B. ile toplam ihracatın yüzde 40’ından çoğu); fakat batı ülkeleriyle (toplam ticaretin yüzde 19’u), özellikle Batı Almanya, Büyük Britanya ve Fransa ile mübadeleler hızla gelişmektedir.

Advertisement

Yorum yazın