Sultan Deli İbrahim Kimdir

Sultan Deli İbrahim Kimdir
Sultan Deli İbrahim KimdirİBRAHİM, on sekizinci Osmanlı padişahıdır (1615 – 1648). I. Ahmet’in en küçük oğludur. Ağabeyi IV. Murat’ın dönemindeki şehzadeliği, kafes arkasında, korku içinde geçti. Kardeşleri öldürülmüştü. Kendisine IV. Murat’ın öldüğü haber verildiğinde bir süre inanamadı. Ancak IV. Murat’ın ölüsünü gördükten sonra, tahta çıktı ve tebrikleri kabul etti (1640). Padişah olduğunda yirmi beş yaşında idi. İyi bir öğrenim görmemişti. Her an ölümle karşı karşıya yaşamış olduğundan sağlığı bozulmuştu. Tarihlerde yazıldığı gibi «deli» değildi. Sultan İbrahim. Osmanlı soyundan hayatta kalan tek erkekti. Çocuğu olması için kendisine verilen cariyeler, sağlığının daha çok bozulmasında etkili oldu. Hükümdarlığının ikinci yılında Mehmet, üçüncü yılında Süleyman ve Ahmet adlarında üc oğlu dünyaya geldi.

Sultan İbrahim’in ilk yılları, büyük-v.ezir Kemankeş Kara Mustafa Paşanın (Bak.) dürüst yönetimi ve yerinde önlemleriyle oldukça başarılı geçti. Komşu devletlerle iyi ilişkiler kurulmasına çalışıldı. İranlIlarla yapılan Kasrışirin antlaşması yeniden gözden geçirildi ve buna uyulması kararlaştırıldı. İranlIlardan’ alınan tutsaklar geri gönderildi. Türk -İran dostluğu geliştirildi. Avusturya ile de anlaşma yapılarak aradaki sorunlar giderildi. Rusların yardımı ile Kazakların eline geçmiş olan Azak kalesi, ikinci kuşatmadan sonra geri alındı. (1642), Ayan düşürülmüş olan para eski duruma getirildi. Ocaklardaki asker sayısı a-zaltıldı; askerin aylıkları düzenli olarak verildi. Devlet mâliyesi denkleştirildi. Tersane işleri yoluna kondu. Her yıl belirli sayıda kadırga yapılması ve donatılması sağlandı.

Büyükvezir, devlet işlerine hiç kimseyi karıştırmadı. Padişahın yakını olan Silahtar Mustafa Paşayı İstanbul’dan u-zaklaştırdı; sonra da idam ettirdi. Çıkan ayaklanmaları bastırdı. Fakat, Yusuf Paşa ile Cinci Hocanın, padişah üzerinde etkili olmalarını önleyemedi. Yusuf Paşa, daha önce Sultan İbrahim’in ri-kâbdarı idi. Büyükvezir uygun görmediği halde padişahın isteğiyle silahtar ve ikinci vezir atandı. Cinci Hoca diye tanınan Safranbolulu Hüseyin Efendi, medrese softalarındandı. Padişahın sinir ve kalp hastalığına hekimlerin ilaç bulamaması üzerine, onu, nefesi iyi iyileştirmişti. Bu nedenle saraydan yakınlık görmüş, şeyhülislâm Yahya Efendinin karşı çıkmasına bakılmaksızın müderris atanmış, daha sonra Galata kadısı ve padişahın hocası olmuştu. Yusuf Paşa ile Cinci Hoca, büyükvezirle ilgili görevden alma ve atama işlerini ona sormadan padişaha sunuyorlar, kendisini güç durumda bırakıyorlardı. Kemankeş Kara Mustafa Paşa, iki kez büyükvezirlikten çekilmek istediyse de padişah istifasını kabul etmedi. Fakat tok sözlü oluşu ve bazı davranışları yüzünden padişahın buyruğu ile öldürüldü (1644). Yerine Sultanzade Mehmet Paşa atandı.

Yeni büyükvezir, yapılan yolsuzluklara ses çıkarmıyor, padişahın her istediğini yerine getiriyordu. Sultan İbrahim, Harami deresinde çırağan eğlenceleri düzenliyor, bir ay için gittiği Edirne’ nin odununu beğenmeyerek İstanbul’dan odun getirtiyordu. İki buçuk yaşındaki kızını Silahtar Paşa ile nişanlamak gibi uygunsuz davranışlarda bulunmaya başlamıştı. Günden güne devlet yönetimi bozuluyordu. Yerli yersiz idamlar yapılıyor, Kırım’da olaylar, Halep’te ayaklanmalar çıkıyordu.

Sultan İbrahim döneminin en önemli olayı, Girit’e seffer açılması nedeniyle Venediklilerle yapılan savaştır. Girit a-dası, Türklere karşı düşmanca davranışlarda bulunan Venediklilerin elinde idi. Görevden alınan kızlarağası Sünbül A-ğa, Mekke kadılığına atanan Mehmet Efendi ile birlikte hacca gitmekte iken içinde bulundukları gemi, Girit açıklarında Malta korsanlarının saldırısına uğradı. Gemide bulunan 600 kişiden ancak 60’ı kurtuldu; ötekiler öldürüldü, ö-lenler arasında Sünbül Ağa ve gemi kaptanı da vardı. Korsanlar, Türk gemisini Girit’te bir limana götürdüler; ele geçirdikleri, eşyanın bir bölümünü Girit valisine verdiler. Bu olay üzerine Venediklilere savaş açıldı. İkinci vezir Yusuf Paşanın komutasında 300 gemiden oluşan bir donanma ile ordu Girit’e gönderildi (1645). Adaya çıkan Osmanlı ordusu, elli dört gün süren kuşatmadan sonra Hanya kalesini aldı. Yusuf Paşa, Hanya’ya koruyucu kuvvet, cephane ve yiyecek bıraktıktan sonra İstanbul’a döndü. Girit’in bütünüyle alınma« görevi, Deli Hüseyin Paşaya verildi.j Böy-lece Venediklilerle yirmi beş yıl sdrecek bir savaş başlamış oldu (Bak. Girit’in alınması).

Yusuf Paşandan çekinen büyükvezir. onu padişahın gözünden düşürmeye çalıştı; Yusuf Paşanın Hanya’dan çok az armağan getirdiğini ileri sürdü; bu sözler, mala düşkün padişah üzerinde etkili. oldu. Yusuf Paşa da boş durmuyor, büyükveziri kötülüyordu. Bu çekişme sonunda büyükvezir görevinden alındı. Padişahın kış aylarında Girit’e gitmesi buyruğuna karşı çıkan Yusuf Paşa da boğularak öldürüldü. Yusuf Paşanın ölüsünü getirten Sultan İbrahim yaptığına pişman olarak, «Ne güzel kırmızı elma gibi yanakları varmış, yazık oldu kıydım» demiştir. Padişahın sağlığı iyice bozulmuş, dengesiz davranışları artmıştı. Canı istediği zaman tahtırevan veya araba ile İstanbul’da dolaşıyor, kendini okutmak için adını duyduğu üfürükçülere gidiyordu. Bu dolaşmalarından birinde, yolu üzerinde köyden geçen bir arabaya rastladı. Bu duruma canı sıkıldı. Büyükvezir Salih Paşayı çağırtarak, ona arabaların şehre girmesinin yasak edilmesini buyurdu. Padişah, başka bir gün yine okunmak üzere giderken önüne bir arabanın çıkmasına çok kıızd. Hemen büyükveziri çağırttı. O da padişahın okunmak için gittiği imamın e-vine geldi Sinirleri iyice bozulmuş olan padişaha özür dilediyse de dinletemedi Evin kuyu ipiyle boğularak öldürüldü (1647).

Sultan İbrahim, güzel cariyelerin ve hasekilerin etkisi altında kalıyor, zamanını daha çok saray kadınlarının düzenledikleri eğlencelerle geçiriyordu. Padişahın, kendilerine yakınlık duymasından yararlanan kadınlar, hükümet işlerine karışıyor, devlet düzeninin bozulmasına neden oluyorlardı. Hasekilere önemli illerin ve sancakların hasları paşmaklık olarak veriliyordu. Ayrıca bu hasekilerin yakınlarına hâzineden büyük paralar ö-deniyor, onları istedikleri kimseler ö-nemli görevlere atanıyordu. Devlet gelirlerinin azalması, sarayın aşırı giderleri hâzinede büyük açık yarattı. Kapıkulu ocaklarının aylıklarını vermede güçlük çekildi. Bütün atamalar rüşvet karşılığında yapılıyordu. İşe başlayanlar, verdikleri paralan çıkarmadan görevden alınıyorlardı.

Devlet yönetimindeki yolsuzlukların başında büyükvezir Ahmet Paşa bulunuyordu. Vezirler ve sancakbeyleri, borçlu ve sıkıntı İçinde idiler. Hükümetin gönderdiği adamlar aracılığı ile ken dilerinden padişaha bayram harçlığı isteniyordu. Sivas beylerbeyi Varvar AH Paşaya giden bir memur ondan otuz bin kuruş istedi. Varvar Ali Paşa, «Ben bu parayı nereden bulayım; yol keserek halkın malını mı alayım?» diyerek memuru geri gönderdi. Sultan İbrahim, bundan ayrı olarak îbşir Paşanın güzel eşini İstanbul’a getirtmek istediyse de, Varvar Ali Paş?. «Bir Müslüman nikâh lısını nasıl teslim edeyim?» diyerek bunu da yerine getirmedi. Hükümete karşı ayaklanan Varvar Ali Paşa (Bak.) üzerine Îbşir Paşa gönderildi. Yakalanan Varvar Ali Paşa, fermana uyularak öldürüldü. Bu sırada daha başka ayaklanmalar da çıktı. Devlet otoritesi sarsılmış olduğundan halk çok güç durumlara düştü.

Venedikliler, Bosna sınırında bazı yerleri almışlardı Girit savaşı ile gereği kadar ilgilenilmiyordu, İstanbul’da geçim durumu zorlaşmıştı. Yolsuzluklar daha çok artmıştı. Topkapı sarayındaki köşklerle odalar ve öteki köşklerin her biri, samur ve ipekli kumaşlarla süsle niyordu. Vali, sancakbeyi, şeyhülislâm kazasker ve kadıların her birinden samur isteniyor, vermeyenler görevlerinden alınıyor ve kendilerine kötülük e-diliyordu. Daha da İleri gidilerek yüksek dereceli memurlardan zorla samur, amber veya karşılığı olan para alınmaca başlandı, Sultan İbrahim’in samura düşkünlüğü gün geçtikçe arttı. Giysilerinin içine ve dışına samur koydurdu Bu sırada kendisine yapılan uyarmalar hiç etkili olmuyor, annesi Kösem Sultanı da dinlemiyordu. Büyükvezir Ahmet Paşanın, padişahı yolsuz davranışlara sürüklediğini gören ve kendilerini oldürlcce-ğini öğrenen ocak ağalan birleştiler; u-lema ile de anlaştılar. Aralarında verdikleri, karar gereğince, bilyükvezirliğe Sofu Mehmet Paşanın getirilmesi sağlandı. Ahmet Paşa saklandığı yerde yakalanarak boğduruldu. Cesedi At meydanında parça parça edildi. Bundan sonra Sultan ‘İbrahim, padişahlıktan indirildi. Yerine yedi yaşındaki oğlu IV. Mehmet padişah oldu (1648). İbrahim’i, bir odaya koydular; kapısını taşla ördüler. Yalnız bir yemek sahanı sığacak kadar delik bıraktılar. Bir süre sonra yeniden padişah yapılacağı söylentisi çıkması üzerine şeyhülislâmın fetvasıyla hapsedildiği odadan • çıkarılarak boğduruldu

Advertisement

Etiketler: , , ,

Yorum yazın