Tüketiciyi Koruma Nedir

Tüketiciyi Koruma Nedir

tüketiciyi koruma, üreticilerin, satıcıların ve reklamcıların satışa sundukları malların niteliklerini ve uyguladıkları satış yöntemlerini alıcı yararına düzenlemeyi amaçlayan etkinlikler. Kurumsal, yasal ya da belirli bir sanayi dalındaki gönüllü uygulamalar biçiminde ortaya çıkabilir; aynca, tüketici örgütlerinin dolaylı etkisiyle geliştirilebilir. Tüketiciyi koruma örgütleri değişik biçimlerde hemen her ülkede etkinlik göstermektedir. Birçok ülkede tüketiciyi korumak amacıyla hükümetlerce resmî düzenleyici organlar oluşturulmuştur. Örneğin ABD’de 1914’te kurulan Federal Ticaret Komisyonu (FTC), ticarette aldatıcı uygulamalan önlemek ve tüketim mallarının ambalaj etiketlenmesini düzenlemeye yetkilidir; 1927’de kurulan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) gıda, kozmetik gibi malların satışı, 1970’te kurulan Ulusal Karayollan Trafik İdaresi de seyir güvenliği alanlarında tüketicinin korunmasına yönelik çeşitli yetkilerle donatılmıştır. ABD’de 50 eyaletin her birinde tüketici sorunlarıyla ilgilenen en az bir devlet dairesi vardır; bu alanda etkinlik gösteren en tanınmış kişi ise Unsafe at Any Speed (1965; Her Hızda Güvensiz) adlı kitabında ABD yapımı otomobillerdeki güvenlik donanımı yetersizliğini eleştiren Ralph Nader’dır.
Tüketici Örgütleri Birliği Uluslararası Örgütü (IOCU) adlı uluslararası kuruluşun bazı üyeleri, örneğin Asya ülkelerindekiler tek bir kentte etkinlik gösterirlerken, Kanada’ daki Kanada Tüketiciler Derneği gibi başka bazı ülkelerdekiler ise ulusal düzeyde etkinlik gösteren bir örgüt ağı oluşturmuşlardır.

Tüketiciyi korumaya yönelik ilk yasal düzenlemeler, örneğin İngiltere’deki 1872 tarihli Gıda ve İlaçların Tağşişi Yasası ile ABD’deki 1848, 1890 ve 1906 tarihli yasalar, çoğunlukla gıda mallarına ve ilaçlara zararlı maddelerin karıştırılmasını önlemeyi amaçlıyordu. Bu tür yasaların kapsamı zamanla elektrikli araçlar ve otomobiller gibi mallan da içerecek biçimde genişletildi. Bazı yasalar ise güvenilir bilgilerin sağlanması yoluyla alıcının aldatılmasını önjemeye yönelikti; bu tür yasalann bir örneği İngiltere’deki 1893 tarihli Mal Satış Yasası’ydı.

imalat ve tasarım üzerindeki denetimler. Gıda ve ilaç sanayileri bütün sanayi dalları arasında yasaların en sıkı biçimde denetim a’itında tutmaya çalıştığı alanlardır. Genelde öteki sanayi dallarında üretilen mallar değişik türdeki ürünler için belirli temel ölçütleri koyan standartlar enstitülerince denetlenir. Gıda ve ilaç alanında ise üretilen mala sağlığa zararlı her türlü maddenin eklenmesi yasalarla yasaklanır. Bu, tüketiciler için önemli bir güvence sağlamakla birlikte, bazen yapay tatlandırıcı olarak kullanılan siklamatlar gibi zararlı olduğu sonradan saptanan katkı maddelerinin üreticilerce girdi olarak kullanıldığı görülmektedir.

Gıda dışı mallarda tüketiciyi korumayı öngören yasaların hem hazırlanması hem de uygulanması daha zordur; gene de birçok ülkede belirli, uygulanabilir standartlar geliştirilmiştir. Standartlar enstitüleri başlangıçta tüketiciden çok üreticinin yararını korumak amacıyla oluşturulmuştu; örneğin İngiliz Standartları Enstitüsü 1901’de, sanayi üretiminde belirli standartlara uyulmasını sağlamak amacıyla kurulmuştu. Aynca devletin mal alımlarını denetleyen çeşitli organlar vardır; örneğin ABD’de Genel Hizmetler Yönetimi, federal hükümetin mal atımlarında gerekli nitelikleri ve kalite standartlarını belirler. Sonraki yıllarda standartlar enstitüleri tüketicinin gereksinimlerini eskisine oranla daha çok gözetir duruma gelmiş olmakla birlikte yasal statüleri genelde pek değişmedi. Bu enstitülerin belirlediği standartlara uyulması da genelde yasal olarak zorunlu tutulmamıştır. Ayrıca konan standartlar çoğunlukla malın bir bütün olarak niteliği yerine yalnızca belirli bir özelliğine ilişkindir; örneğin saç kurutma makinelerinde yalnızca elektrik çarpmasını önleyici gerekli güvenlik ölçütleri belirlenmiş olabilir. Standartlar enstitülerinin çalışmalarının yanı sıra, çeşitli kuruluşlarca gerçekleştirilen kalite testleri de belirli malların yeniden tasarımlanmasına yol açar; bu tür uygulamalara özellikle otomotiv sanayisinde oldukça sık rastlanır.

Reklamcılık üzerindeki denetimler. Tüketici açısından reklamcılığa yöneltilen temel eleştiri, reklamların yanıltıcı ve gerçekdışı bildirimler sunması ya da yeni gereksinim ve istekler yaratmak yoluyla kişileri daha önce almayı düşünmedikleri malları satın almaya yöneltmesidir. Ayrıca, büyük miktarlara ulaşan reklam harcamalarının bedelinin tüketiciye yüklendiği, ülke çapında pahalı kampanyaları ancak büyük şirketlerin yürütebilmesi nedeniyle de reklamcılığın serbest rekabeti kısıtladığı ileri sürülmüştür.
Bu eleştirilerin karşısında, reklamcılığın hem ekonomideki, hem de tüketici açısından olumlu katkılarının dikkate alınmasını savunanlar vardır. Bunlara göre reklamcılık pazarın genişlemesine ve ölçek ekonomilerinin ortaya çıkmasına yol açarak ekonomiyi canlandırıcı bir rol oynar. Aynca, bütün yetersizliklerine karşın, tüketiciyi bilgilendirerek onun yalnızca mallar arasında değil, aynı zamanda bunları alabileceği mağazalar arasında da seçim yapabilmesini sağlar. İngiltere’de bağımsız radyo ve televizyon kuramlarınca yayınlanan bütün reklamlar, British Broadcasting Corporation’ın (BBC) ticari nitelikte bir benzeri olan Independent Broadcasting Authority (IBA) tarafından denetlenir. IBA bazı mal ve hizmetlerin reklamım, örneğin sigara ya da kumar reklamlarını, siyasal ya da dinsel nitelikte reklamları bütünüyle yasaklamıştır. Öte yandan, dinleyici ya da izleyicinin çocuk olması, reklamlarda çocukların kullanılması gibi belirli durumlarda ve ilaç, uyuşturucu ve mali hizmetler gibi belirli mal ve hizmetlerin reklamında özel koşullar öngörülmüştür.

Etiketleme standartları. Etiketleme tüketiciyi bilgilendirebileceği gibi onu yanıltmak amacıyla da kullanılabilir. Üreticilerin satışlarını artırabilmek için zaman zaman ikinci yola başvurdukları görülür. Bazı mallarda etiketleme standartları belirlenmiştir; ama üretim kalitesi konusundaki denetimlerde olduğu gibi bu alanda da yasalar daha çok gıda malları ve ilaçlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu tür mallar dışında satış sırasında malın içeriğiyle ilgili ayrıntılı bir dökümün sunulması genellikle zorunlu değildir. Öte yandan, genelde etikette yazılı bilgilerin doğru olmasına özen gösterilir.

Pek çok ülkede tüketici örgütleriyle resmî kuruluşlar malların etiketlenmesinde uygulanan sistemlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütürler. En başarılı sistemlerden biri İsveç’te hükümetin çeşitli işveren ve tüketici örgütleriyle birlikte finanse ederek uyguladığı Kalite Etiketleme Kurulu (Varadeklarationsnâmnden) yöntemidir. Bu sistemde malın en önemli özelliklerinin açık bir dille, çoğunlukla iki yüzü aşkın sözcükle betimlenmesi zorunludur. Fiyat etiketlerinin ise tüketici açısından ayn bir önemi vardır; alışverişte self-service (kendi kendine hizmet) yönteminin yaygınlaşmasıyla malların doğru fiyatlandırılması büyük önem kazanmıştır. Ama tüketici kuruluşlarının temel eleştirilerinden biri fiyatların açıkça belirtildiği durumlarda bile, satılan malların ambalaj lannm ağırlık ya da hacimlerinin standart olmayışı yüzünden fiyat karşılaştırmaları yapmada karşılaşılan güçlüklerdir.

Satış yöntemleri üzerindeki denetimler. Uygulamalar ülkeden ülkeye değişiklik gösterdiğinden satış yöntemleri konusundaki yasal denetimlerle ilgili genellemeler yapmak oldukça zordur. Bu alandaki denetimler yüz yılı aşkın bir süredir uygulanmaktadır. İlk düzenlemeler büyük ölçüde işportacılarla seyyar satıcıları kapsıyordu. Sonraki yıllarda özellikle müşterinin aldatılmasını önlemeye yönelik yasal düzenlemeler önemli bir yer tutmuştur.

Denetlenmesi özellikle güç olan bir alan, kapıdan kapıya satış yöntemidir. Bu yöntemle dikiş makinesi, ansiklopedi gibi çok çeşitli mallar satılmaktadır; bu satışlar sırasında bazı satıcılar ödeme koşullan, malın kalitesi gibi konularda yanıltıcı bilgiler vererek alıcıları etkilemeye çalışırlar. Bazı ülkelerde alıcının aldatılmasını içeren etkileme tekniklerinin kullanılması yasaklanmıştır; İsveç’te Kapıdan Kapıya Satış Yasası alıcılara kendi evlerinde ya da açık satış yerlerinde imzaladıktan satış sözleşmelerinden yedi gün içinde vazgeçme hakkını tanır. Ingiltere’deki benzeri bir yasanın alıcıya verdiği süre dört gündür.

Doğrudan satışlarda kullanılan bir başka teknik de geçişli satıştır (switch selling). Bu yöntemde satıcı son derece ucuz bir ev eşyası reklamıyla alıcıya ulaşmaya çalışır. Bu yolla alıcıya ulaştıktan sonra onu söz konusu mal yerine daha pahalı bir başka modeli almaya ikna eder. Bu ve benzeri yöntemler genelde mal satışlarını  düzenleyen kurallara aykırıdır; ama bu kuralların bütünüyle uygulanmasını sağlamak oldukça zordur.

Advertisement

Etiketler: ,

Yorum yazın