Türbe Nedir

Türbe Nedir
türbe, İslam’da anıtsal mezar yapısını belirtmek için kullanılan terim. Üzeri koni ya da piramit biçimli bir külahla örtülü olanlarına genelde kümbet denir. Bu türle daha çok Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçuklularında karşılaşılır. Türbelerin örtüsü ise genellikle kubbedir.

İslam dini Orta Asya’da yayılmaya başladıktan sonra ilk türbelerin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Yapım tarihi 9. yüzyılın ikinci yarısına ya da 10. yüzyılın hemen başına konan Buhara’daki İsmail Samani Türbesi en eski türbe kabul edilir. Bunu Karahanlıların (Talas’ta Ayşe Bibi Türbesi, Özkent’teki üç türbe, Sefidbulan’da [Safid Bülent] Şeyh [Şah] Fazıl Türbesi), Ziyarile-rin (Gürgen’de Kümbet-i Kabus[*]), Gaz-nelilerin (Sergbest’te Aslan Cazib Türbesi), Büyük Selçukluların (Abanguh’taki [Abarkuk] Kümbet-i Âli, Damgan’daki Cihil Duhteran [Kırkkızlar] Türbesi, Harekkân Kümbetleri[*]), Harezmşahlann (Ürgenç’te Fahreddin Razi Türbesi) türbeleri izledi. İlhanlılar, başta Kazvin’deki Olcaytu Türbe-si(*) olmak üzere Serahs, Merv, Radkan ve Meraga’da türbeler yaptılar. Gûr-i Emir(*) Timurlu, Delhi’deki Hümayun Türbesi ve Agra’daki Tac Mahal de(*) Hint-Türk mimarlıklarının en önemli türbelerinden oldu. Güneyde de önce Fatımiler, sonra Memlûkler özellikle Kahire’de mezar mimarlığının güzel örneklerini verdiler (bak. İslam mimarlığı).

Doğu’da genellikle çok anıtsal yapılar olan türbelerin boyutları Batı’da Anadolu Selçuklularında ve Osmanlılarda daha küçüldü. Bu türbeler özellikle dış mimarileri açısından çoğu zaman birer heykel gibi ele alınmış, oyma ve kabartmalarla bezenmiş yapılardır. Bunların içinde Doğu Anadolu’ daki ilk Türk devletleri zamanından Divriği’deki Sitte Melik Kümbeti(*), Erzurum’ daki Emir Saltuk Kümbeti(’), Erzincan’daki Mama Hatun Kümbeti(*) ve Melik (Men-gücek) Gazi Kümbeti(*), Anadolu Selçukluları döneminden Kayseri’deki Döner Kümbeti*), Çifte Kümbet(*), Konya’daki eyvardı Gömeç Hatun Türbesi(*), Anadolu Beylikleri döneminden Ahlat’taki Emir Bayındır Kümbeti(*) ve Erzen Hatun Kümbeti(*), Amasya’daki Halifet Gazi Türbesi(*), Kayseri’deki Sırçalı Kümbet(*) sayılabilir. Osmanh mimarlığında ise ilk dönemlerde Selçuklulardan birçok şey alınmış olmasına karşın mezar yapılarında Selçuklu kümbetlerine hemen hiç öykünülmemişti. İlk özgün Osmanh türbesi Bursa’daki I. Bayezid Tür-besi’dir. Yeşil Türbe mimari değerlerinden çok içindeki ve dışındaki çinileriyle önem taşır. Daha sonraki Klasik Dönemin önemli mezar yapılan arasında ise İstanbul’daki Şehzade Mehmed, Kanuni Sultan Süleyman, Hurrem Sultan, II. Selim, Zal Mahmud Paşa, Kılıç Ali Paşa, Pertev Paşa, İskender Paşa, III. Murad, Gazanfer Ağa, Kara Ahmed Paşa, Sokollu Mehmed Paşa, Koca Sinan Paşa vb türbeleri sayılabilir. Bu dönemde Hadım İbrahim Paşa, Şehzade Mahmud ve Köprülü Mehmed Paşa’nınkiler gibi açık türbeler de yapılmıştır. 18. yüzyılda gelişen Osmanh Baroğunun etkisiyle türbeler özellikle bezeme açısından Klasik Dönem örneklerinden ayrılmıştır. Hamidiye, Nakşidil Sultan, II. Mahmud, Abdülmecid türbeleri bu tutuma örnek gösterilebilir.
Türbeler ait oldukları mimarlığın geleneklerine ve bulundukları yörede kullanılan yapı malzemesine göre tuğladan ya da taştan yapılmıştır. Tuğla kubbeler örgüde yapılan düzenlemelerle, sırlı renkli tuğlaların kullanılmasıyla, bazen de çiniyle kaplanarak bezenmiştir. Taş türbelerin tek bezeme aracı ise oyma ve kabartmalar olmuştur. Osmanlı türbeleri görece daha yalın yapılardır. Onların içinde de çini kaplamalı, taş oymalı örnekler varsa da görsel etki daha çok cephe düzenlemesinde aranmıştır.

Plan düzeni bakımından türbeler hemen her zaman tek mekânlı yapılardır. Bu mekân kare, çokgen ya da daire planlı olarak düzenlenmiştir. Osmanlılarda az sayıda dikdörtgen planlı türbe örneği de vardır. Dıştan çokgen planlı türbelerin iç mekânı da çoğu zaman çokgen yapılmıştır. Bunların bazısında iç kenar sayısı dış kenar sayısının aynısı, bazısında ise daha fazladır.

Türbelerde, plan düzenine de bağlı olarak, en çok kullanılan örtü kubbedir. Bazen iç mekânda belli bir yüksekliği tuttururken dış mekânda anıtsal ölçüde görkemli bir görünüm sağlamak için üst üste çift kubbe yapma yoluna gidilmiştir. Semerkand ve Buhara yöresinde bunun çok örneği vardır. Kanuni Sultan Süleyman Türbesi de çok az sayıdaki çift kubbeli Osmanlı türbelerinden biridir. Kubbelerin doğrudan yapıya oturduğu ya da bir kasnak üstünde yükseldiği, basık, yarımküre ya da tepesi sivrimsi yapıldığı durumlar vardır.

Türbeler genellikle bir katlı olur ve tek bir mekândan oluşur. Giriş kapısı çoğunlukla bezemenin yoğunlaştığı bir öğe olarak ele alınır. Osmanlı türbelerinin bazısında kapının önünde bir giriş sundurması ya da saçağı da vardır. Pek çok örnekte, pencerelerle aydınlatılan iç mekânda bir de mihrap bulunur. İçeride yalnız türbe sahibi gömülü olabildiği gibi bu kişinin kansı, kocası, çocukları ve yakınlarının mezarları da bir arada bulunabilir. Sandukalar simgeseldir, içleri boştur. Ölü sandukanın altında, toprağa gömülüdür.

Kümbetlerin koni ya da piramit biçimli külahlarının altında iç mekânı örten bir kubbe, bazen de bir tonoz bulunur. Kümbetlerin türbelerden aynldığı başka bir yan da iki katlı olmalarıdır. Kümbetler genel olarak oturtmalık denen bir kaide üstünde yükselir. Oturtmalığın cenazelik ya da mumyalık adı verilen iç boşluğu ölünün gömüldüğü ya da mumyalanmış olarak saklandığı yerdir. Mumyalığa çoğu kümbette dışa açılan küçük bir kapıdan ve dar bir merdivenden inilir; çok az örnekte de asıl kümbet mekânının döşemesinden bir merdivenle ulaşılır. Kümbet mekânını oluşturan üst kata mescit adı verilir. Buraya dışarıdaki bir merdivenden çıkılıp anıtsal bir kapıdan geçilerek girilir.

Advertisement

Yorum yazın