Ünlü Ağaçlar

Ünlü Ağaçlar
BÜYÜKDERE ÇINARI Kimi ağaçlar, büyüklükleriyle, ya da tarihî olaylara karışmalarıyla bütün dünyaya ün salmışlardır. İstanbul’daki Büyükdere Çınarı yakın zamanlarda üzerine düşen bir yıldırımla yıktlıncaya kadar, dünyanın en büyük ağaçlarından biriydi. Birinci Haçlı Seferi komutanlarından Go-defroy de Bouillon 1096 yılında ordusunu İstanbul’da topladığı zaman, karargâhını bu ulu çınarın altına kurmuştu.

KIZ BEKÇİLERİ İstanbul’da Topkapı Sarayı’nın birinci avlusundan Gülhane Parkı’na inen yolun kıyısındadır. Bugün büsbütün kurumuş olan bu çınar da, bilinen en yaşlı ağaçlardan biriydi. Bilindiğine göre, bu ağaç, tâ Fatih zamanından beri büyüklüğüyle tanınmıştı. Hattâ, şöyle bir hikâyesi de vardı: Saraydaki cariyelerden biri kaçmayı kafasına koymuş. Duvardan atlayıp kaçacağı sırada oradan geçmekte olan biri kızı yakalamış, ulu* çınarın kovuğuna saklamış. Fatih Sultan Mehmet, kızın kötü bir niyetle kaçmadığını, dürüst bir adamın da onu kanatları altına aldığını öğrenince, kızı cezalandırmamış. Hattâ, adamın ricası üzerine, çınarın yakınında bir de ocak yaptırtmış. İ şte bu ağaca Kız Bekçileri adı verilmiştir. Bu ocak, sarayı bekleyen kırk askeri barındırırdı. Zamanla adı Kaz Bekçileri oldu.
KANLI ÇINAR İstanbul’un tarihi bakımdan önemli ağaçlarından biri de Sultanahmet Meydanın’ndaki Kanlı Çınar’dır. Bugün Ayasofya Müzesi’yle Sultan Ahmet Camisi arasında kalan alandaydı. Çınarın altında taşla örülmüş bir de set bulunuyordu. A-gacın Ayasofya’ya doğru uzanan kalın bir dalı vardı. Kanlı Çınar’ın yeri, bugün park olan alanın içinde kalmıştır. 1648 yılında Sultan İ brahim’i n tahttan indirmek için bir ayaklanma patlak verdi. Başkaldıranlar, Sadrazam Ahmet Paşa’yı boğduktan sonra, çınarm altına bıraktılar. 1655 yılında da, ulöfelerin ödenmemesi üzerine, bir yeniçeri ayaklanması başgös-terdi. O sırada padişah olan IV. Mehmet, asilerin isteği üzerine, Kızlar Ağası’nı, Kapı Ağası’nı boğdurtup, cesetlerini asilere teslim etti. Ayrıca, Mülki Kalfa’yla kocası Şaban Ağa’nın da başları vurduruldu. Bütün bu cesetlerin başları çınarların dallarına asıldı; günlerce rüzgârda sallandı durdu. Bunun üzerine, halk dehşete düştü; eski bir efsaneyi hatırlayarak, çınara “Şecer-i Vakvak” adını verdi.

ZİNCİRLİ SERVİ İstanbul’un başka bir tarihî ağacı da Zincirli Servi’dir. Bizanslılar devrinden kalmadır. Bugün, kurumuş olarak, Kocamustafa Camisi ile Sümbülefendi Türbesi avlusu arasında durmaktadır. Zamanla yaşlanan servinin altına bir destek yapılmış, dallarını taşıyabilmesi için de gövdeye zincirlerle bağlanmıştı. Ağaç bu zincirleri de taşıyamayacak kadar yaşlanınca, zincirler toplanıp Şehir Müzesi’ne kaldırılmıştır.

Advertisement

Yorum yazın