Verdi

Verdi

Başlangıçta Verdi, Donizetti’den ayırt edilemeyecek bir tiyatro bestecisiydi (Oberto, Conte di San Bonifacio [San Bonifacio Kontu Oberto], 1839). Fakat zamanla dramatik esnekliği gittikçe artan, güçlü, bazen de işlenmemiş bir natüralist üslûp kazandı. İlk araştırma döneminde amacına uygun librettolar bulamadığı için bazı başarısızlıklara uğradı. Fakat bu dönem sonunda ölümsüz bir şaheser yarattı: Rigoletto (1851). Hemen arkasından İl Trovatore (1853) ve La Traviata (1853) doğdu.

Trovatore’deki Azucena ve Traviata’daki Violetta tipleri Verdi’nin belki Mozart’tan beri benzeri görülmeyen bir yeteneğini, karakter çizmekteki eşsiz ustalığını kanıtladı. Aida (1871) büyük opera türünün doruğu sayılabilir.

Meyerbeer’e kıyasla bu eserin tiyatro yönü daha canlı, müziği daha anlatımlıdır. Verdi yaşlılık yıllarında libretto yazan ve besteci Arrigo Boito (1842-1918) ile işbirliği yaptı, onun metinleri üstüne belki de acıklı İtalyan operalarının en güçlüsünü, Otello’yu (1887) ve İtalyan güldürü operalarının en zengini Falstaff’ı (1893) besteledi. Gerek günümüz opera repertuvarlarında, gerek yakın geçmişteki opera tarihinde Verdi merkez kabul edilir.

Advertisement

Yorum yazın