Vitaminler

Vitaminler

Organik yapılı yedek besin maddeleri. Bunlar ergonlar sınıfına dahil olup canlı organizmaların düzenli bir şekilde çalışmasında önem taşırlar. Nitekim besinlerle alınan vitaminlerin azalması va da yok oluşu vitaminsiz kalan organizmada özel rahatsızlıklara yol açar. Bu durumlara vitaminsizlik (avitaminoz) ve vitamin eksikliği (hipovitaminoz) denir. Bu gibi durumlarda vücudun bir ya da daha fazla işlevinde çeşitli bozukluklar görülür. Bu bozukluklar vücuda ihtiyacı olan vitaminlerin yeniden verilmesi ile hızla düzelir.

Vitaminler, tedavide vitaminsizlik hallerinde kullanılırlar. Ayrıca metabolizma bozukluklarında ya da distrof iye bağlı olarak meydana gelen hastalıkların tedavisinde de vitaminlerden yararlanılır. Vitamin sözcüğünü ilk olarak kullanan Funk’tur. Yalnız Funk bir noktada yanılmış, bu maddelerin tümünün bir amin grubu ihtiva ettiklerini sanmıştır. Şimdiye dek bilinen bütün vitaminler ortak bir takım özellikler gösterirler. Bu özellikler şöyle sıralanabilir:

Vitaminler, proteinler, yağlar ya da karbonhidratlar arasında sınıflandırılamazlar. Kalori bakımından hiç bir önem taşımazlar, yani yandıkları zaman ısı enerjisi vermezler. Bu, vitaminleri proteinlerden, yağlardan ve karbonhidratlardan ayıran temel özelliklerden biridir ve besinlerde vitaminlerin sonsuz küçük organlarda var olduğunu gösterir.

Vitaminler bir dereceye kadar basit bir molekül yapısına sahiptir. Bu nedenle fiziksel ve kimyasal etkenlerin ayrıştırıcı etkilerine karşı oldukça iyi bir direnç gösterirler. Ancak ısıya karşı az dayanıklıdırlar.

Vitaminler insan organizmasında tüm olarak üretilemezler. Vücut bunları dışardan da sağlar. Bu durum vitaminleri hormonlardan ayıran bir özelliktir. Çünkü hormonlar doğrudan doğruya insan ve hayvan organizmasında üretilirler.

Vitaminler insan vücudunda antijen özellik göstermezler; yani bağışıklık cisimleri üretmezler. Vitaminler organik dokuların hayat süreçleri ve bunların kendi aralarındaki ilişkileri üzerinde hızlı bir etki gösterirler. Vitaminler hep aynı etkiyi gösterirler. Yani belirli bir vitamin (A,B,C, vb.) daima aynı dokunun veya organın belirli işlevlerini uyarır veya yavaşlatır.

Bütün vitaminlerde görülen bu genel özelliklerin yanında, her vitamin kendine özgü bir ya da çok sayıda bir takım özellikler gösterir. Bu yüzden bir vitaminin yerini bir başka vitamin tutamaz. Beslenme esnasında bir vitaminin uzun süre alınmaması ya da yetersiz alınması avitaminoz ya da hipovitaminoz adı verilen duruma yol açar.

Bir vitaminin bir diğerinin yerini tutmaması tartışılması olanaksız bir ilke olmakla birlikte, vitaminler biyolojik etkileri bakımından kendi aralarında birtakım farklılıklar gösterdiklerinden, beslenme süresinde vitaminler arası bir dengeyi de göz önünde tutmak gerekir. Çünkü vitaminlerin dengesiz oranlarda alınması (birinin çok miktarda, birinin az miktarda) organizmada birtakım bozuklukların nedeni olabilir.

Günümüzde birçok vitaminin kimyasal yapısı kesin olarak bilinmemektedir. Bu yüzden vitaminler yapay olarak elde edilebilir. Tıpkı enzimler ve hormonlar için olduğu gibi, vitaminler için de geçerli olan oligodinami kanuna göre vitaminlerin etki mekanizmaları temel olarak biyokatalitik bir özellik gösterir. Hormonlar, fermentler ve enzimlerin de çalışma mekanizmaları böyledir. Böylece vitaminler doğrudan doğruya dönüşüm maddeleri olarak rol oynamadıkları halde, organizmada birçok biyokimyasal reaksiyon meydana getirirler.

HORMONLAR VE VİTAMİNLER

Hormonlar ve vitaminler arasında ilişkiler vardır. Bazı araştırıcılar hormonları «hayvansal vitaminler» vitaminleri de dış hormonlar ya da bitkilerden elde edilen hormonlar olarak tanımlarlar. Nitekim gerek vitaminler gerekse hormonlar bir dereceye kadar basit bir molekül yapısı gösterirler. Fiziksel ve kimyasal etkenlerin ayrıştırıcı etkilerine karşı iyi direnç gösterirler, özel bir etkinliğe sahiptirler. Etkileri hızlıdır. Küçük dozlarda dahi iyi sonuç verirler.

Hormonlar ile vitaminler arasındaki tek fark hormonların organizma tarafından üretilmesi, vitaminlerin ise vücutta üretilmemesidir. insanlar vitaminleri besinlerden (sebze, meyve) sağlarlar. Hayvan organizması da bitkisel besinlerle sindirmiş olduğu bazı provitaminleri (etkin halde bulunmayan vitaminler) vitaminlere dönüştürebilir.

Vitamin kofaktörleri adı verilen bazı maddelerde vardır. Bunlar vitaminlerin biyolojik işlevleri üzerinde rol oynarlar. Yani vitaminlerin etkinliklerinde yardımcı olurlar; zaman zaman da bunların işlevlerini ayarlar, daha iyi bir biçime sokarlar. Hayvan organizması vitamin kofaktörlerinin varlığı sayesinde, sindirmiş olduğu besinlerle sağladığı vitaminlerin yararlı biyolojik özelliklerini daha iyi değerlendirir.

Vitamin kofaktörleri arasında en başta oligolement adı verilen eser miktardaki elementler gelir. Bu mineral elementler insan organizmasında çok az oranlarda bulunurlar. Bunların başlıcaları demir, bakır, manganez, çinko, magnezyum, nikel, kobalt, flüor ve iyottur. Bu maddeler tamamen katalitik özellik gösterirler. Bunlar insan organizmasındaki çok sayıda biyokimyasal dönüşmelerde de rol oynarlar.

Vitamin eksikliğinden ileri gelen bazı rahatsızlıklarla yukarıda adı geçeri bazı mineral elementler eksikliğinden meydana gelen rahatsızlıklar arasında bir takım benzerlikler görülmektedir, örneğin A vitamini eksikliği, magnezyum ya da demir eksikliğinden ileri gelen hastalık hali ile karıştırılabilir. Çünkü her iki halde, gerek A vitamini eksikliği gerekse demir ve magnezyum eksikliği genç organizmaların gelişmelerini tehlikeye düşürür. Bununla birlikte vitaminlerin biyolojik işlevleri üzerinde hücre gelişimini kamçılayan maddeler de rol oynarlar. Ayrıca gelişmeye ve insan organizmasındaki hücrelerin yenilenme ve çoğalmasına yardımcı olan diğer bütün yararlı unsurlar da yukarıda adı geçen etkin maddelerin yanında yer alırlar.

Bütün bunlardan başka vitamin kofaktörleri arasında, tat ve dokunma duyularını etkileyen bazı kokulu bitkiler, bazı ilaçlar, öd elementleri, selüloz gibi maddeler de yer alır. Kalorisi olmayan bu maddeleri insan organizması besinlerden özümlemez, tam tersine dışkılarla vücuttan atar.

Güzel kokulu ilaçlar ve öd elementlerinin vitamin etkinliği üzerinde oynadıkları rol henüz kesinlikle aydınlatılamamıştır. Fakat bütün bu maddelerin etkileri çok sayıda deneylerle saptanmıştır, örneğin, eğer civcivlere yeterli miktarda yağ, karbonhidrat, protein ve vitamin verilir fakat buna karşılık yeteri kadar selüloz verilmezse, çok geçemeden vitamin eksikliğinden hastalandıkları ve kitle halinde öldükleri görülür.

Vitaminler harflerle gösterilir; kimi zaman bu harfler B1, B2, B6, B12 örneklerinde olduğu gibi numaralandırılır. Doğada hayvan organizması tarafından sindirilerek kolayca vitaminlere dönüşen çok sayıda bileşikler vardır. Bu maddelere provitaminler denir.

Vitaminlerin sınıflandırılmasında birçok sistem vardır. Fakat bunlardan en çok kullanılanı, vitaminlerin lipid ve sudaki çözünürlük özelliklerine dayanır. Bu şekilde vitaminler yağda çözünenler (A,D,E, K, esas yağ asitleri) ve suda çözünenler (B kompleks ve C vitamini) olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Vitaminler alt kategorisi içerisinde
Vitaminler


Advertisement

Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorum yazın