Çocuk Sağlığı

Doğum Yapma

Sağlık Kitabı Google News

Doğum yapma; Bu son iki bölümde şimdiye kadarki bölümlerde birkaç defa değinilen, fakat yeterince üzerinde durulmayan büyük olaydan yani ilk çocuğun doğumevinden eve gelişinden söz edilecektir.

Büyük gün (1)

Bu Konu İçinde Neler Var?

Doğumevinden eve dönüş, genellikle bir sevinç ve rahatlık gününden çok bir telâş, korku ve tasa günü niteliğine bürünür. Bereket bu korku ve tasaların boşuna olduğu çok geçmeden anlaşılır. Ancak, konunun büyük önemi ve yeniliği gözönüne alınırsa aenc anne babayı haklı bulmamak elden gelmez. Ne var ki kendini önceden biraz hazırlamakla bu telâş az çok önlenebilir ya da azaltılabilir.

İşte kitabımızın son iki bölümünde bu hazırlık, eve dönüşte ortaya çıkabilecek çeşitli ufak tefek güçlüklerle nasıl başa çıkılacağı kısaca anlatılmaktadır.

Yeni doğmuş bebeğin tepkileri anne-babayı şaşırtmamalıdır. Bebek dokuz av on gün yaşadığı ortamdan çıkıp dünyamıza girince yeni ortamına hiç bir yorulma, hiç bir alışma dönemi geçirmeden uyamaz. Bunu anlamak için, yetişkin bir kimsenin a-lıştığı kentten, iklimi değişik bir başka kente gicjince karşılaştığı yadırgamaları gözönüne getirmek yeter.

Örneğin ovalık bölgede yaşayan bir kimse bir dağ şehrine gittiğinde vücudunda bir takım değişiklikler duyar ve bunlardan rahatsız olur. Hatta haftalık çalışmanın sonunda pazar gününün hareketsizliği bile kişinin dengesini bozmaya yetebilir, işte bütün bunlarla karşılaşılırsa, yeni doğan bir bebeğin yeni çevresine, yani içinde yaşadığımız dünyaya alışabilmesi için ne büyük bir uyum yeteneği olması gerektiği anlaşılır.

Doğum öncesi yaşamında annesinin vücudu tarafından sağlanan birçok şeyi bebek artık kendisi etkin olarak bulmak zorundadır. Eskiden annesinin kanından kendisine geçen oksijeni artık solunarak, yani bir çaba göstererek alacaktır. Eskiden plasenta a-racılığı ile aldığı besinleri alabilmek için artık emme ve yutma hareketleri yapmak zorundadır. Eskiden sıcaklığı hep aynı kalan bir ortamdayken şimdi bir takım sıcaklık değişikliklerine karşı koyması gerekmektedir.

Eskiden annesinin sıcak, yumuşak karnında her şeye karşı korunmaktayken şimdi kendisi seslere, gürültüye, ışığa karşı savunmak zorundadır. İşte bebeğin başlangıçta mamasını almakta, uyumakta bir takım düzensizlikler göstermesine, bütün bunları gözönüne getirip hiç şaşmamalıdır. Eve gelir gelmez ağlamasını olağan bulmalıdır. Bebeğin organizmasının besinleri almakta ve özümlemek-te gösterdiği ilk çabaların yetersiz olabileceği, iyi özümlenmemiş sütlerin mayalan-ma.sının bebeğin midesinde ekşilik yapabileceği, bunun sonucunda bağırsaklarında gaz olabileceği düşünülmelidir.

Bebeğin gövdesinde gerginlik, şişkinlik varsa, zaman zaman yelleniyorsa, bu hava çıkışıyla ferahladığı belli oluyorsa, dik tutunca durumu düzeliyorsa böyle bir sindirim bozukluğu olduğu anlaşılır ve bebeğe fermantasyona (mayalanmaya) ve asitleşmeye (ekşimeye) karşı ilâçlar verilir; çocuk doktorunun besinleri değiştirmesiyle de bu durum ortadan kaldırılır.

Birkaç günlük çocuğun ağlama nedenlerinden biri de kulak ağrısıdır. Kulak ağrısı çoğu zaman meme emerken ağızdan işitme-borusuna kaçmış ufacık süt damlalarının yaptığı hafif yangıdan ileri gelir. Bebekler için hazırlanmış bir kulak damlasından şişeyi önceden sıcak suya batırıp ısıttıktan sonra birkaç damla damlatılırsa ağrı geçer. Bebeğin ağlaması da diner. Fakat, hep alabildiğine feryad ediyor ve beşiğinden kucağa alınır alınmaz susuyorsa bu, kucak istiyor ya da gezdirme istiyor demektir. Daha ilk gününden bu alışkanlığın önlenmesi gerekir, önlenmezse uykusuzluğunun ardı arkası kesilmez ve huysuzluklarf gittikçe daha zor karşı koyulur duruma girer.

Bebeğin emme tembelliği de önemli bir sorundur. Çoğu zaman yeni doğmuş bebeğin ilk günlerde, meme emmek istemediği, daha doğrusu birkaç dakika emip, 20-30 gram süt alıp doymuş gibi annesinin kucağında uyuyup kaldığı görülür. Fakat bir saat sonra açlıktan ağlamaya başlar. Bunun çaresi pek kolaydır. Mama vaktinden birkaç dakika önce bebeğe, hafif bir uyarıcı ilâçtan bir-iki damla verilir. Böylelikle bebek mamasını ya da ana sütünü e-mer, meme vaktine kadar dinlenir.

Bebeğe iki mama arasında sebze suyu, ıhlamur, gibi şeylerden başka hiç bir besin vermemelidir. Her ne olursa olsun, bebeğe her isteyişinden sütlü mama vermemelidir. Verilirse hem normal sindirim temposu bozulmuş hem de çocuk düzensizliğe alışmış olur. Tabi çocuk kendisine gerekli olan süt miktarını almaya başladıktan sonra gerek uyarıcı ilâç gerek sebze suyu bırakılır. Anneler babalar şu noktayı hep hatırlarında tutmalıdırlar; ilk günlerde bebeğin çocuk bakımı kitaplarında yazılandan daha az besin alması hiç de tehlikeli değildir. Ünlü bir çocuk doktoru şöyle demiştir: « Açlıktan ancak yenecek hiç bir şey olmadığı zaman ölünür.»

Doğumevinden gelen bebeğin ilk güçlükleri yalnız daha önceki bölümde sözü e-dilen görünürde nedensiz ağlamalar, mama almadan tembellikler değildir. Başka sorunlar da vardır.

Büyük gün (2)

Sıcak ve soğuk bu sorunların başında gelir. Genellikle yeni doğmuş bebeğin üşütülmesinden çok korkulur. Döl yatağında 37°C nin üzerinde ve değişmez bir sıcaklıkta bulunduğuna bakarak ev sıcaklığında çocuğun rahatsız olacağı düşünülür. Görünüşte mantıkî gibi gelen bu düşünce önemli bir noktayı dikkate almamaktadır. Gerçekten de yeni doğmuş bebeğin ısı düzenleyici gücü, yani vücut sıcaklığını dış çevre koşullarının değişmesine rağmen hep aynı tutan nöro-iyonik mekanizması çok zayıftır.

Bu nedenle bebeği sıcağa karşı çok az korur, işte bebeğin üşümesin diye fazla giydirilmesi, fazla örtülmesi bundan ötürü çok sakıncalıdır. Fazla giydirilen, örtülen bebek terler, terledikçe rahatsız olur ve fazla hareketlilik gösterir; bu durum terini büsbütün artırır. Zaman zaman ateşi yükselir. Terlemeden ötürü ağırlık kaybına uğrar. Odanın 21 -22°C olması bebek için en iyi derecedir. Bebek hiç bir zaman fazla giydirilmemelidir. Üzerine zıbın ve kısa kollu hafif yün hırka ile altına değirmi bezi, üçköşe bezi ve Ingiliz kundağı denilen bağcıklı dörtköşe bezinden başka birşey giydirilmemeli, sar-mamalıdır. Örtü olarak da çarşafla kaplı bir yün battaniye kullanmalıdır. Çocuğa evde başlık giydirmenin hiçbir gereği yoktur.

Bebek ilk defa yıkanırken yani göbek düşüp de göbek yarası iyice kapandıkatn sonra yıkanırken, bir elektrik sobası yakıp odanın sıcaklığını yükseltmek ve bebek kurulanıp giydirildikten sonra söndürmek gerekir.

Yeni doğmuş çocuğa az giydirmenin onu daha sağlıklı, daha gürbüz yetiştirmek demek olduğunu hatırdan çıkarmama!ı-ır. Eve yeni getirilen bebeğe üç örtü ören aile:, çocuk biraz büyüyünce üzerine jç hırka giydirecek, çocuk memeden kesil-iğinde beline kuşaklar saracak, çocuğu ereğinden fazla ısıtan bu kötü alışkanlık ürüp gidecek demektir.

Göbek Temizliği

Göbek temizliği büyük önem taşır. Göbek kesiminin temizliği, bakımı genellikle genç annelere kuşku ve korku veren bir sorundur. Bazı anne babalar canı yanar kokusuyla bebeğin göbeğine dokunamazlar. Oysa göbek hiç acı duymayan bir ke-simdir.Korkmadan ellenmesi gerekir, ö-nemli olan, kir kopmamasıdır. Çünkü buradan çocuğun vücuduna girebilecek mikroplar içeride yayılarak çeşitli hastalıklar yapabilir.

Temizliği sağlamak için göbeğin sarıldığı gazlı bez her gün değiştirilmelidir. Yenisi konmadan önce kurumayı çabuklaştırmak için alkol sürmeli ve tabii mikroplardan elden geldiğince arındırma-lıdır. Göbek düşer düşmez bir başka korku başlar. Annenin istediği gibi kuru ve tertemiz olacağı yerde göbek kesiminden kanlı bir sızıntı gelir. Bu, korkulacak bir durum olmayıp, normal bir durumdur 1/12 oranında oksijenli suyla temizlenip penîsi-linli bir toz dökmekle yara temizlenir; birkaç günde normal bir durum alır.

İlk günlerde ortaya çıkan sorunlar pek çok olduğundan, bu iki bölüme sığdırılması olanaksızdır. Bununla birlikte bir ık^omnâdcuşâretetmek yerinde olacak-tır. İki üç günlük kız çocuklarında üreme organından kanla sümüksü madde karışık bir sıvı gelebilir. Bu da normal bir fizyolojik olaydır. Hormonlara bağlı olduğundan doktorlar buna «yeni doğmuş çocuk manstrüasyonu» derler. Ancak fazla kan gelirse doktora danışarak kan pıhtılaştırı-cı ilâçlar verilmelidir.

Bazen de anne doğumevinden eve gelir gelmez, kız olsun erkek olsun bebeğin memelerinde şiş olduğunu görür. Hafifçe bastırıldığında hatta bazen kendiliğinden, birkaç damla beyazımsı bir sıvı gelir. Bu da normal bir durumdur. Kendi kendine ortadan kalkar. Gerilme çoksa, şiş büyükse, bu iş için yapılmış bir pomat sürmek bebeği sıkıntıdan kurtarır. Süt sağar gibi bebeğin memesini sıkmak, buz koymak çok fenadır. Buz koymak bebekte akciğer-bronş hastalıkları yapabilir.

Yeni doğmuş çocuğun zorluklarından biri de solunma zorluğudur. Çocuğun burun kökü çok yassıdır: burun delikleri dardır. Mukozada ufacık bir ödem burun boşluklarına hava girmesini önlemeye yeter. Ço-cuk bundan rahatsız olur, kıpırdanmaya başlar. Uyuyamaz, ağlar. Hemen «zatürree oldu.» diye telâşa kapılmadan burun deliklerine bir iki damla «huile gomeno-lee» akıtmak ya da mukozayı iyileştirci bir pomad sürmek gerekir. Çoğu zaman çocuk hemen normal solunmaya başlar.

Anne babalarda kuşku yaratan durumlar yalnız bunlar değildir. Biz bu kısa çocuk bakımı bilgilerini bir genel öğütle bitirmek istiyoruz. Anneler babalar çocuklarınızın yaşamının ilk gününden başlayarak şu gerçeği göz önünde tutun: Serinkanlılık, telâşsızlık, çocuklarınıza sağlıklı ve başarılı bir gelecek sağlamada en değerli yardımcılarınızdır. Serin kanlı olabilmek için, her soruyu cevaplayabilecek bir çocuk bakımı kılavuzunu, acil olaylarda çağırabileceğiniz bir doktorun telefon numarasını e! altında bulundurun. Çocuğunuzun doğumunun kolay mı zor mu olduğu, yardımcı âlet kullanıp kullanılmadığını, ilk dişinin ilk adımının tarihlerini de aünü gününe not edin. İlerde gerekebilir.

Etiketler

Çağlar Yıldız

Sağlık Kitabı; En Son Çıkan Güncel Sağlık Haberleri, Hastalıklar Hakkında Bilgiler, Tedavi Yöntemleri, Çocuk Sağlığı, Cilt ve Bakım Gibi Konular Hakkında Bilgiler Verir.

İlgili Makaleler

13 Yorum

  1. test

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı